SON 6 AYDA %5 KÂR KAYBIMIZ VE KURTULUŞ SAVAŞIMIZ...

 

Sadece  İstanbul Koop. ile çalıştığım için diğer ecza depoları da İst-Koop. gibi peşin vergi öncesi 3 ayda bir eczanelere ait kârlılık tablosu veriyor mu  bilemiyorum.

 

Bu tabloları incelediğimizde 2007 yılının ilk 6 ayında eczacının satış fiyatı üzerinden kâr oranı, 2006 yılı sonuna göre %5 oranında düşmüş bulunmaktadır. Şimdiki  kârlılık oranını  bir de 1,5 günlük kepenk kapatma eylemi yaptığımız 2002 yılının ilk 3 ayında  yani %20’den sonra ki +%10’luk ticari iskonto kaybı sırasında yakalamışız.

 

Eczacıbaşı ve Biofarma ilaç firmalarına +%7 ticari iskontoyu azaltma veya  tamamen vermeme kararlarını geri çekmeleri için el birliği ile baskı yaptık ve geri çektirdik.

 

Anlaşılan o ki, ilaç firmaları 2007 yılı başından bu yana + iskontolarda çaktırmadan kesintiler yapma hızlarını iyice artırmışlar.

 

Bu kesintilerden, eczacının tek tek haberinin olması, hele kurum reçeteleri ile boğuşurken çok zor.

 

Kesintileri kim net şekilde bilir?

 

Dağıtım kanalları değil mi?

 

Oda yöneticileri, dağıtım kanalları içinde kooperatifler ile sık sık temas halinde olarak, ilaç firmalarının çalışma koşulları ve şartları konusunda bilgi edinmeleri gerekmez mi?

 

Tabii ki gerekir.

 

Bu bilgiler eczacının aleyhine olan gelişmeler ve değişimler ise, hemen acilen tabanda ki eczacılarla paylaşıp, gerekli önlemleri almak ve tepkileri yaygınlaştırmak yöneticilerin görevi değil midir?

 

Görevidir.

 

Daha önceleri  bu işler böyle yapılırdı.

 

İnanıyorum ki çoğu yönetici, son 6 ayda kârlılıklarının diğer kârlılık azaltıcı uygulamaların haricinde %5 oranında azaldığını  şimdi yeni öğrenecekler.

 

Zamanın yöneticilerinin, bizler gibi sıradan ( sıradan lafına alınmayın, isteyerek, arzulayarak  yönetici olanların haricindeki eczacıları kastediyorum) yasal görevi olmayan  eczacılardan hiçbir farkı kalmadı artık.

 

Her şeyi, bizlerden sonra öğreniyorlar, bizler uyarıyoruz, şu adamlar, şu kurumlar şöyle yaptı diyoruz, yine de bir iş yapmaya, eylem planlamaya nazlanıyorlar.

 

Belki, deontoloji kurallarını önemsemeyen  tüccar zihniyetli eczacılarımız için fire kabul edilecek bir oran olan %5 iskonto kaybı, binlerce eczacı için hayati önemdedir.

 

Ayrıca, BUT şimdi SUT ve TUT kurallarıyla boğuşayım derken, her hafta rutinleşen bedelsiz kamulaştırmalar derken eczacıyı kayıp vermeye öyle alıştırdılar ki, bunların hepsinden etkilenip yaşamı, yaşam olmaktan çıkan binlerce eczacı  bunlara ilaveten son 6 ayda ki  %5 kârlılık azalmasına bile duyarsız, anlamsız  ifadeyle bakar oldular sanırım.

 

Eczacıyı tepki veremez hale getirmeyi başarmak üzereler.

 

Tepki verenlere ise her koldan, her saftan bilerek ve/veya bazı aymazlar ve kendini bilmezler  vasıtasıyla  hücum  ederek, akıl karıştırarak, dedikodu yaparak, demagoji  yaparak, korkutarak,  çeşitli siyasi ve ekonomi kaynaklı tehditlerle  tepkisiz kalmaları öğüt ediliyor, tavsiye ediliyor.

 

Halbuki %5’lik  kayıp, diğer kayıplarla birlikte artarak devam edecektir.

 

Tepki, ne zaman verilecektir?

 

Eczacı batınca mı?

 

Batan eczacının verdiği tepkiye bile kulp bulurlar…

 

Tepki vermek ve her şeyi düzeltmek sadece ve sadece eczacının elindedir.

 

Gelin, SUT’u, raporları, huap’ı geçici bir müddet bir kenara koyalım, kenara koyalım derken boşverin demiyorum, tabii ki onlarla uğraşacağız, ancak mesleğiniz olmazsa SUT’un, rapor formatının, huap’ın hiçbir öneminin kalmayacağının artık  farkına vararak, bu işin sonuna getirildiğimizin bilincine vararak, önceliğimize mesleğimizin devamı için ne yapmamızı koyarak düşünce üretelim.

 

Ne yapmamızı söyleyenlere, düşünenlere birkaç hafta olsun saygı duyup, söylediklerini, önerdiklerini  tarafsız bir gözle tüm önyargılardan ve alışkanlıklarımızdan, şimdiye kadar bizlere sunulan ve değişmez  sanılan düşünce kalıplarından arınarak düşünelim, kafamızda tartalım, yoğunluğumuzu bizleri temsil edip, bu karanlık tünelden çıkaracak rehber öncüleri bulmağa verelim.

 

Kimler karanlık tünelden çıkaracak,  kimler doğrucular, kimler kandırmacı, kimler profosyonel koltuk sevdalıları veya sevdalısı haline gelmiş, tüm benliğimizi vererek birkaç hafta çok ciddi düşünelim.

 

Arkadaşlık elbette önemlidir, ancak daha önemlisi cemaat ilişkileri haline gelen arkadaşlıklardan  artık kaçınarak, birlikte çözüm üretme, ürettiğini yapma yürekliliğini hatta deliliğini gösteren fikir ve ilke birlikteliği olan arkadaşlıklara önem verelim.

 

Bu önemi verdikten sonra hiç umutsuzluğa kapılmayın.

 

Bizi yok etmek isteyenler çok güçlü gösterebilirler kendilerini, bu güçlülük gösterisi SİZLERİN GERÇEK GÜCÜNÜZÜN YANINDA  İNANIN HİÇBİR ŞEY DEĞİLDİR.

 

İşimiz çok zor, gerçekten çok zor.

 

Zoru başarmak için birlikte kurtuluş savaşımızı  yapacağız. Bu savaşı, içimizde serbest eczane işletme hakkımızı önemsemeyerek kendi kuyusunu da kazacak şekilde tüccar zihniyetiyle sadece ve sadece kendi ikbalini düşünerek eczacılık yapanlara da karşı vereceğiz.

 

Bu tiplerin yönetici adaylıklarına ve işbirlikçi  adaylarına  çok dikkat edeceğiz.

 

Bunun için ne olursa olsun, doğruculuktan  vazgeçmeyelim.

 

Birlikte el ele, omuz omuza, samimice, inançla, dürüstçe, yüreklice, güvenerek  savaşmadan özgürlüğümüzü ve mesleğimizi insana yaraşır bir biçimde yapma hakkımızı alamayız.

 

Saygılarımı sunarım.

 

Ecz. Can Yetişen

 

 

 

 

 

 

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat