Baskı ve Vesayet

 

 

36. TEB kongresinde yarışan iki ayrı listenin birinden seçilen 5 merkez heyeti üyesi ortak imzalı bir deklarasyon yayınlayarak, Divan başkanı gözetiminde yapılan  TEB merkez heyeti  başkanlık divanı seçimlerinde birliğin dışından gelen baskıların oluştuğunu  açıklamıştı. Bu ifadelerini  de şöyle  dile getirmişlerdi,

 

Merkez Heyet'imizdeki görev dağılımı şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir yaklaşımla Büyük Kongre iradesi yerine dışarıdan gerçekleşen baskılarla oluşturulmuştur. Büyük Kongre'den aldığımız görev ve yetki ile örgütümüzü baskı ve vesayet altında gösterecek her türlü girişime karşı en şiddetli refleksleri göstereceğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.”

 

Aralarında İstanbul odasının  merkez heyeti üyesinin de bulunduğu 5 heyet üyesi, görev dağılımı öncesi dışarıdan yapılan baskının nereden geldiğini net olarak açıklamamışlardı.

 

Fakat, yazının içeriğinden bu baskının eczacı kamuoyundan olmadığı çok net anlaşılıyordu.

Geriye de kala kala hükümet çevresi ve vekilleri kalıyordu. Bu vekillerden birinin eski başkan Domaç olduğu bilinmekte beraber, yazının üslubundan kasdedilen baskının vekil Domaç’dan  olmadığı anlaşılıyor. Yani Domaç’ın olası baskısının normal karşılandığı, baskının daha üst düzeyde olduğu  yazıdan (“benzeri görülmemiş” ifadesiyle)  anlaşılıyor.

 

Böyle anlaşıldığını da geriye kalan ve içinde başkan, II. başkan, genel sekreter, saymanın da (başkanlık divanı)  olduğu  6 merkez heyeti üyesi ve 3 denetleme kurulunun imzası ile yayınlanan başka bir deklarasyondan daha iyi anlıyoruz.

 

Baskının amacının da yeni seçilen merkez heyeti üyeleri arasında yapılacak seçimle yeni dönemin başkanlık divanının belirlenmesinde  aynı listeden seçilen 6 kişilik merkez heyeti üyesi arasında bütünlük sağlanması ve oylarının blok olarak başkanlık divanı için belirledikleri  kişilere fire verilmeden verilmesi olarak anlaşılıyor.

 

Baskının da  bu 6 kişinin bazısına veya bazılarına yapıldığı yine iki deklarasyonun içeriğinden yani hem lafından hem ruhundan anlaşılıyor.

 

Merkez heyetinin 5 üyesi, başkanlık divanı oluşturulurken  dışarıdan baskı yapıldığını ve bu baskının da  hükümet kaynaklı olduğunu “örgütümüzü ..vesayet altında gösterecek..” ifadesiyle üstü kapalı açıklamaya çalışıyor.

 

***

 

Çok ciddi ve eczacı için son derece önemli bir konuda bu 5 arkadaştan daha samimi, daha açık ve yürekli  ve de eczacıya karşı sorumlulukları gereği daha fazla yaptırım beklerken;

 

5 üyenin baskı ve vesayet açıklamasına çok kızan 6 üyelik  Başkan ve ekibi, bu iddiayı red ediyor. Ancak red ederken de diğer 5 üyelik grubu böl ve yönet  girişiminde bulunarak, 5 kişiden 3 üyeyi ayrı tutarak faturayı diğer 2 üyeye kesiyor.

 

6 merkez heyeti üyesi ve 3 denetleme kurulu üyesi, üç üyenin acemi yani daha yeni cik cik üye olduğu, böyle iddialara akıllarının ermeyeceği, diğer iki üyenin tezgahına gelip imza atacak kadar dolma akılla hareket ettikleri anlamına gelen açıklamayı  yaparken akılarını peynir ekmekle mi yediler, yoksa 3 üyeyi böylesine kötü  bir pozisyona sokacak bir bildikleri mi var..

 

Sanırım devam edecek açıklamalarla sorularımıza cevap bulacağız.

 

***

 

6+5 dağılımını müthiş bulanlar, delegelerin olağanüstü akılcılığı görenlere katılamadığımı daha önceki yazılarımda belirterek er meydanında kim er kim değil göreceğiz demiştim.

 

Baskı ve vesayet iddiası doğru ise, çoğunluğu elinde tutan başkanlık divanı istediği kararları diğer 2 üyesinin de onayıyla rahatlıkla alır.

 

Sağlık Bakanımızın da 36. kongrede açıkladığı;

 

“- Hiçbir dönemde, Türk Eczacıları Birliği ile Sağlık Bakanlığı bizim dönemimizde olduğu kadar uyum ve işbirliği içinde olmamıştır. Bu durum bundan sonra da böyle devam edecek..."

 

İfadesi ile de kendisini bulan eski teslimiyetçi TEB yönetimi devam eder.

 

Eczacı da beklesin dursun, yangınına çare olacak yöneticileri…

 

Muhalif listeden seçilen  İstanbul, İzmir ve Bursa odalarının üyelerinden hepimizi rahatlatacak açıklamaları bekliyoruz.

 

Baskı ve vesayet iddiası çok ciddi bir iddiadır. Bu iddiaya katılıyorlar mı, katılmıyorlar mı?

 

Katılmıyorlarsa, cik cik yöneticiliği tercih ederler ki, içlerinden birisi TEB başkan adayı olduğu için bu katılmama onlar için siyasi intihar olur.

 

Katılıyorlarsa, baskı ve vesayet altında çoğunluğa sahip 4 kişilik  TEB başkanlık divanını ve + 2 üyesinden  eczacının derdi için bir çözüm gelmeyeceğini sanırım  bilecek kadar bu 3 arkadaşın tecrübesi ve eczacıya karşı sorumlulukları vardır.

 

Bu iddiaya sahipseler diğer 2 üye ile birlikte  bunu açıkça anlatıp 6 üyenin istifasını da isteyerek  derhal olağanüstü  seçimli kongre istemek için yollara düşmeliler.

 

Aksi halde hem böylesine ciddi bir iddiaya sahip olup yani baskı ve vesayet altında olan TEB heyeti çoğunluğuna  biz eczacıları teslim ederek yöneticilik yapmaya devam ederlerse;

 

Bu yöneticiliğin yöneticilik olmayıp gözlemcilik olduğunu ve eczacı için çok önemli 2 yılın heba olmasına katkıları olacağını sanırım akıllarına getirirler.

 

Baskı ve vesayetle yönetilen TEB yönetimi istemiyoruz.

 

Sağlık Bakanlığı ve hükümet  ile uyum ve işbirliği içinde çalışan heyetlerin eczacılığı ne hale getirdiğini ve bu uyum ve işbirliği sonucunda kimlerin nerelere terfi ettirildiğini hepimiz biliyoruz.

 

Muhalefet olarak ortaya çıkan ve seçilen  5 üyeden gereğini yapmasını bekliyoruz.

 

Saygılarımla.

 

Ecz. Can Yetişen

 

Eczacının Sesi Meclisi Üyesi

 

www.eczacininsesi.com   



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat