H. Gençosmanoğlu Sordu, C. Sezgin Yanıtladı-2

Son güncelleme: 21-04-2016

BÖLÜM- 2

 

'Bu Şekilde Olmaz!'

H. Gençosmanoğlu: Geleceğe dönük olarak bitkisel ilaçlar meselesinde neler yapılmalı?

C. Sezgin: Bakın... Sağlık Bakanlığı'nın bizim bildiğimiz 3,5,7 hadi 10 diyelim verdiği bitkisel ilaç ruhsatı var.

Şimdi bununla fitoterapi yapılabilir mi? Elbette olmaz. Bütün bu ilaçları OTC kapsamı içinde değerlendirmeliyiz.

H. Gençosmanoğlu: Pekiştirebilmek için soruyorum. Bunların tümünü, sözünü ettiğimiz tüm ilaçları OTC kapsamı içinde değerlendirebilir miyiz?

C. Sezgin: Evet.. Tabi ki. Bunlar OTC'dir.

Bir geçiş dönemi yaşanıyor. Bu geçiş dönemi planlanmalı. Hepsi birden olmaz. Bunu alt yapı kaldırmaz.

H. Gençosmanoğlu: Kontrollü bir geçiş dönemi öneriyorsunuz... Çok mantıklı.

C. Sezgin: Evet... Örneğin; Tarım Bakanlığı demeli ki, bu yıl 10, 20 neyse bitkisel ürünü Sağlık Bakanlığı'na devrediyorum. Böyle böyle Sağlık Bakanlığı kontrolü ele almalı. Bitkisel ürünleri ilaç olarak ruhsatlamalı.

OTC'den korkmamalıyız. OTC, ABD'de bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Türkiye'de de böyle... Devlet OTC firmalarını mağdur etmemeli.

Bu bitkisel ürünler bitkisel ilaç kapsamı içine alınmalı ve kontrol edilmeli. Yoksa olay illegaliteye kayar ve bu halk sağlığı açısından çok tehlikelidir.

Bir netlik olmalı. Bunun tüm alt yapısı hazırlanmalı ve mutlaka doğrudan eczanelerden satışı yapılmalı. Eczacılar, bitkisel ilaçların danışmanlığını yapmalı.

Bu geçiş sürecinde ilgili firmalar, bu konuda çalışacak bilim insanları da hazırlanır. Alt yapılarını hazırlarlar.

Doktorlar, eczacılar da bitkisel ilaçları daha da iyi öğrenirler. Söylemiştim bilgi eksikliği var. Bu eksiklikler giderilir.

Devlet bitkisel ilaç firmalarını, OTC firmalarını teşvik etmeli onları yönlendirmeli. Türkiye florası çok zengin...

 

Türkiye Tıbbi Bitki Zengini

H. Gençosmanoğlu: Evet. Bu hep söylenir ancak bir türlü değerlendirilemez...

C. Sezgin: Şu anda bitkisel ilaç kaynağı olarak en zengin ülkeyiz. Adamlar, yabancılar bitkiyi bizden alıp götürüp sonra yağını bize satıyorlar.

Türkiye bitkisel ilaçlar konusunda bir merkez olabilecek zenginlikte, bu kaynağın değerini bilmeliyiz. Ülke ekonomimize ciddi katkı sağlayabiliriz.

Sağlık Bakanlığı yeni yasal düzenlemelerle, teşviklerle önemli adımlar atıyor. Yeterli mi? Değil. Ancak bunlar olumlu adımlar.

Bütün dünya harıl harıl bu iş üzerinde çalışıyor. Bizim de doktorların, eczacıların, kimyacıların bu iş üzerinde çalışması lazım.

Bakın ilginç bir örnek vereyim... Biliyor musunuz? Kansere karşı Zakkum ABD' de yıllar önce yapılan bir çalışmada Faz 1 çalışmasını geçti ve literatüre girdi.

H. Gençosmanoğlu: Çok ilginç.

C. Sezgin: Evet. Ancak orada kaldı. Kansere karşı bir ilaç adayı olarak kaldı. Çünkü, o arada başka ilaçlar çıktı. Bizde çalışması yapılamadı ama ABD' de yapıldı. Toksik maddeler ve yaşlılarda ölüm riski içerdiği için kullanılamadı. Ancak Amerikalılar aldı işledi ve literatüre girdi. Şu anda onlar üzerine patentli. Bizim ciddiye almadığımız bitki Faz 1'i geçti.

H. Gençosmanoğlu: Yeni düzenlemeler var şimdi demiştiniz...

C. Sezgin: Evet. Örneğin, Çörek Otu Yağının kolesterol düşürücü etkisi var. Eskiden bunu etik kuruldan geçirmeniz olanaksızdı. Bu yüzden ruhsat başvurusu yapılmıyordu. Ancak yeni düzenlemelerle artık mümkün oldu.

ABD' de Zerdeçal'la ilgili klinik çalışmalar yapılıyor. Ama biz gittiğimiz zaman bizimle dalga geçiliyor. Artık bunlar aşılacak.

Bu işe gönül verenlere köstek değil destek olmak lazım. Bitkisel ilaçları, kaynaklarımızı, yerli ilaç sanayimizi korumak, geliştirmek lazım.

Bakın Pankreas kanserinde yeni ruhsatlanan yabancı bir ilaç var. Hastanın ömrünü ne kadar uzatıyor biliyor musunuz? Yalnızca 2 ya da 3 hafta. Aylık maliyeti 30 bin TL. Ruhsat alıyor çünkü, istatistik... Çok sayıda denek üzerinde çalışma yapabiliyorlar. Ama bitkisel ilaçlarda ekonomik kaynak yokluğu nedeniyle biz bu çalışmaları yapamıyoruz.

 

Herkes İçin: Tam Şifa

H. Gençosmanoğlu: Kitaba gelelim mi hocam? Yeni kitabınız ''Tam Şifa'' hakkında bilgi alalım biraz...

C. Sezgin: Şunu söyleyeyim kitap olabildiğince herkesin anlayabileceği bir dille yazıldı.

Kitabı Türk Eczacıları'na ithaf ettim. Aslında bu kitabı yazmama eczacılar sebep oldu.

Konuştuğum eczacılar diyorlar ki; ''bitkisel ilaç veriyoruz ama doktorlardan tepki alıyoruz''

Ben fitoterapiyi eczacılık fakültesinde öğrendim. Kısa zamanda yoğun bilgi aldım ve kendimi geliştirdim.

Kitapta 170'e yakın hastalık grubunda, hastalık tanımlaması, hasta hangi şikayetlerle geliyor, tıbbi tedavisi, bitkisel tamamlayıcı tedavisi hepsi var. Hastalıkların çaresi yalnızca ilaçlar değil. Hastanın yaşama biçimini, beslenme alışkanlıklarını da değiştirmesi lazım. Besin takviyeleri çok önemli. Kitapta bunlar da var. Kitaptaki tüm bilgiler literatüre dayanıyor. 100 yıllık literatüre.

Kitap, doktorlara, eczacılara bilgi kaynağı olacak. Eczacıların bu kitaptan çok yararlanacağını düşünüyorum.

Aynı zamanda bitkisel ilaç alanında çalışan, bu alana girmek isteyen firmalara da rehber olacak, Ar- Ge yapmak isteyenlere yol gösterecek.

-SON-


Eczacının Sesi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim