H. Gençosmanoğlu Sordu, M. Turunç Yanıtladı-1

Son güncelleme: 03-01-2016

Hakan Gençosmanoğlu Sordu, Mustafa Turunç Yanıtladı

''Bu söyleşiyi; Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak' ta, canım ülkemin Güneydoğu' sunda sürmekte olan, yüreklerimizi de yakan yeryüzü yangınında, özveriyle ilaç ve eczacılık hizmeti vermeye çalışan bütün meslektaşlarım ile tüm sağlık çalışanlarına adıyorum. Onlara kendimce bir selam olsun… (Hakan Gençosmanoğlu)''

BÖLÜM 1

SUNUŞ

Hiç kuşkusuz, eczacı kooperatifleri eczacının olmazsa olmazlarından.

Dahası, ilaç sektörünün en önemli ve en etkin aktörleri arasında...

Çok söz söylendi eczacı kooperatiflerine dair ve daha çok şey söylenecek elbette...

İnsana dayanan, gücünü insandan alan tüm toplumsal/ mesleki örgütlenmeler gibi eczacı kooperatifleri de elbette daha çok şey söyleyecek ve yapacak...

Hiç vazgeçmedim... Yaşadığımız dünyada yalnızca ama yalnızca insanların birleşik gücü direnebilir bu vahşi ötesi sermaye gücüne. Hep buna inandım...

Yıllar öncesiydi...

İstanbul Eczacı Odası' na adım atıp, Basın- Yayın Komisyonu' nda üye olup, çalışmaya başladığımda Mustafa Turunç Oda Başkanıydı. O yıllardan beri tanışırız.

Öncesi de var... Ben, tanıdım tanıyalı mesleğe dair çalışmaların hep orta yerindeydi. Meslek örgütlerimizin, eczacı kooperatiflerimizin hemen her noktasında emek verdi. Hiç kopmadı. Buna tanıklık ettim. Şu anda ise Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği’ ne (TEKB) Başkanlık yapıyor.

Başka alanlarda da çalıştı… Yine yıllar önce, Yön FM' de arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdiği ''Merhaba Acil'' adlı canlı yayın/ radyo programına konuk oldum. O sordu ben yanıtladım.

Şimdi rolleri değiştik... Ben sordum, o yanıtladı.

Memleketi, mesleği, eczacı kooperatiflerini konuştuk... Çok şey konuştuk. Anlam bütünlüğünü bozmayacak ve eksik bir şey kalmamasına alabildiğine özen göstererek özetledik söyleşiyi. Ve iki bölüme böldük.  

Hoş bir söyleşi oldu.

Laf aramızda; hüzünlendiğimiz de oldu, çokça güldüğümüzde. Onlar aramızda kaldı.

Sevgili dostlarım Ecz. Ertan Çiftçi ve Ecz. Özlem Demir' le yine birlikteydik.

Davetimizi kabul ettiği, verdiği değerli bilgiler, bu güzel röportaj/ söyleşi için Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği (TEKB) Başkanı Sayın Ecz. Mustafa Turunç' a çok teşekkür ediyorum.(H.G.)

Yeryüzü Yangınımız

H. Gençosmanoğlu: Güncel, yakıcı bir soruyla başlayalım. Ülkenin Güneydoğu' sunda yeryüzü yangını var, malum. Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Hakkari ve başka yerler. Savaş ortamı var adeta. Buralarda ilaç ve eczacılık hizmeti vermeye çalışan, eczanelerini ayakta tutmaya çalışan meslektaşlarımız var. Ne diyorsunuz? Nasıl bakıyorsunuz olaylara?

M. Turunç: Sorunun cevabına geçmeden önce... Davetiniz için hem kendi adıma hem TEKB adına teşekkür ediyorum. Eczacının Sesi e- Gazete, meslek alanımızda, yıllar içinde çok önemli bir internet haber kanalı oldu. Meslektaşlarımız çoğunlukla sizi izliyorlar. Öncelikle bu başarınızdan dolayı kutluyorum. Tabi, başarı sahibi benim dostlarım olunca da insan ayrı bir kıvanç duyuyor.

 

H. Gençosmanoğlu: Çok teşekkür ediyoruz, iyi ki geldiniz sağolun...

M. Turunç: Soruya gelirsek... Bir defa gerçekten o bölgede insanlar çok zor durumda. Bir insanlık dramı yaşanıyor. Bırakın ilaç bulmayı insanlar ekmek bulmada zorlanıyorlar. Adeta bir iç savaş hali var. Mutlaka yeniden tarafların bir diyalog yolunu açması ve müzakere koşullarını zorlamaları gerekiyor. Bu iş sulh içinde çözümlenmeli. 7 Haziran seçimleri öncesi barış ikliminde insanlar çok mutluydular. Şimdi bölge insanı çok zor durumda ve barış istiyorlar. Askerlerimiz, polislerimiz, sivil insanlar, insanlarımız ölüyorlar. İnsanlarımızı kaybediyoruz. Bu böyle devam edemez. Etmemeli.

Diğer yandan bakıyorsunuz hiçbir şey olmuyormuş gibi ya da olayları kanıksamış gibi davrananlar var. Herkesin ısrarla barış istemesi gerekiyor. Bunu herkesin istemesi gerekiyor.

Bölgede meslektaşlarımız çok zor durumda. İlaç hizmeti veremiyorlar. Ekonomileri çökmüş durumda.

H. Gençosmanoğlu: Evet... Bölgedeki meslektaşlarımızdan bize de sayısız telefon geliyor. Durumları çok kötü... Hem yurttaş hem de eczacı olarak.

M. Turunç: Mutlaka o meslektaşlarımıza yardım elimizi uzatmalıyız. Tabi burada ilgili olan herkese ve tüm eczacı meslek örgütlerine, başta Türk Eczacıları Birliği' ne de büyük görevler düşüyor.

H. Gençosmanoğlu: Biz bölge eczacılarının taleplerini Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı Ferat Değer’ in ağzından duyurmuştuk. Eczacıların ödemelerinde esneklik, vergi, SGK borçları vs. ötelenmesini istiyorlar...

M. Turunç: Bu talepler son derece haklı ve meşru talepler. O sıcak bölgede İstanbul Ecza- Koop. örgütlü ve hizmet veriyor. Bu konuda İstanbul Ecza Koop. Yönetimi olabildiğince esnek davranma kararı aldı. Bu çok sevindiricidir. Diğer konularla ilgili de başvurularımız olacak tabi ki...

 

H. Gençosmanoğlu: Diğer ilaç dağıtım kanallarıyla bir görüşmeniz oldu mu? Onların da yardımcı olmaları konusunda...

M. Turunç: Önümüzdeki günlerde onlarla da görüşmelerimiz olacak ve bunu talep edeceğiz. Bu haklı talepleri dile getireceğiz.

Umarım bölgede bir an önce normale dönülür. Huzur ortamı oluşturulur. Buna hem bölge insanının hem de hepimizin çok ihtiyacı var.

İlaç Sektörü Feveran Ediyor

H. Gençosmanoğlu: Elbette kalbimiz de aklımız da o bölgede. Bunu daha çok konuşacağız. Buradan sektörümüzün durumuna geçmek istiyorum.

İlaç sektörünün durumunu nasıl görüyorsunuz? Gördüğümüz kadarıyla herkes mutsuz.

M. Turunç: İlaç sanayi, global bütçe, referans fiyat, kur sarmalına sıkışmış vaziyette. Kötü durumda. Biz aramızda sürekli görüşüyoruz tabi... Görüşmelerimizde şöyle diyorlar: ''Bu iş bitti artık gidecek yerimiz yok''. Herkes bin 'ah' çeker durumda. Aslında şu anda sanayicilerin gerçek feveranını dinliyoruz...

 

H. Gençosmanoğlu: Bu vurgu önemli: 'Gerçek feveran'!...

M. Turunç: Evet... Şu andaki feveranlar gerçek feveranlar...

Şimdi bulunduğumuz yerden 12- 13 yıl önceki feveranlara baktığımızda, o zamanki fiyat ve karlara baktığımızda o zamanki feveranların gerçek olmadığını görüyoruz.

Bir defa yerli ilaç sanayi açısından kesinlikle sistemin sürdürülebilir olması gerekiyor. Ama sanayicilerimiz bu konuda 'sürdürülemez' tespiti yapıyorlar. Samimi olduklarına inanıyoruz.

Diğer yandan dağıtım kanalları açısından da durum iyi değil. Bu ilaç fiyatları bu kar marjları ile zorlanıyoruz. Eczanelerde yaşanan olumsuzluk da direkt olarak kooperatiflere yansıyor.

 

H. Gençosmanoğlu: Ciddi sorun var galiba...

M. Turunç: Gerçekten ciddi sorun var. Ödemelerde sorun yaşıyoruz. Meslektaşlarımızdan geri dönüşler çok sıkıntılı. Tabi bu da doğal olarak kooperatiflerimizi vuruyor.

Yeni Sorun: İyi Dağıtım Uygulamaları (!)

M. Turuç: Diğer yandan bir takım yeni uygulamalarla karşı karşıyayız. Bu yeni gündeme gelen iyi dağıtım uygulamaları meselesi var. Kooperatiflerimizde dekorasyondan, lojistikten tutunda iklimlendirmeye kadar yenilikler istiyorlar. Tabi ki bunlar çok ağır maliyetler... Gerekli ve uygulanabilir olup olmadığı tartışma konusu olan dayatmalar var.

Mesela; düşünün, araçlarımızda 3 ayrı iklimlendirme istiyorlar...

 

H. Gençosmanoğlu: Nasıl yani? Bunu biraz açalım…

M. Turunç: İlaç dağıtım araçlarımızda 3 ayrı ısıda bölüm istiyorlar. 2-8, 8-12, 12-24 derece şeklinde... Bunların hepsi maliyet. Tamam elbette önemli, taşıdığımız şey ilaç. Ama bu işlerin biraz da empatiyle, diyalogla, ortak akılla yapılması gerekiyor. Birlikte karar vererek yapmak gerekiyor.

Bir taraftan hayatın gerçekleri de var. İstenilen şeylerin hayatın gerçeklerine uyması lazım. Bunlar yapılabilir mi, bakmak lazım. Üstelik sanki bunların olmadığı dönemlerde salgın hastalıklar mı olmuş? Ya da tedavi mi aksamış? İlaç hizmetinde bir sıkıntı mı olmuş? Bugüne dek böyle bir şey olmadı.

 

H. Gençosmanoğlu: Peki bu isteklerin yumuşatılmasıyla ilgili resmi makamlara başvurularınız oldu mu?

M. Turunç: Tabi tabi, elbette... TİTCK Başkanıyla, diğer yetkililerle görüştük. Anlattık. Sıkıntılarımızı hep dile getiriyoruz. En son daha on gün önce görüştük. Not aldılar, bakarız dediler.

Eczanelerimiz açısından da benzer sorunlar var...

 

H. Gençosmanoğlu: Isı- nem cihazı meselesi...

M. Turunç: Evet... Bunlar ağır maliyetler. Üstelik, dedim ya gerekliliği bile oldukça tartışmalı. Bakın geçenlerde bir davet üzerine İstanbul Ecza- Koop. Başkanımızın bir Almanya ziyareti oldu. O anlattı. Orada eczaneleri de ziyaret etmiş. Şu anda bizdeki şartlar Almanya' dan çok daha iyi, çok daha özenli diyor... Soğuk zincir bizde daha iyi diyor. Gözlemleri ve tespitleri bu yönde.

 

H. Gençosmanoğlu: Peki, yumuşatmayla ilgili bir umut var mı? Hakikaten ciddi maliyetler bunlar... Ne diyorlar?

M. Turunç: Bakacağız, diyorlar... Yeniden değerlendirilmesi lazım. Şimdi de kurum Başkanı değişti. Şimdi gidip yeni Başkanımıza anlatacağız. Sürekli anlatıyoruz zaten.

Hem eczaneler açısından hem de dağıtım kanalları açısından bunca sıkıntının yaşandığı, ekonomilerin sarsıldığı bir dönemde devlet erkinin, sağlık otoritesinin bunu düşünmesi ve anlayış göstermesi lazım. Bu anlayışı bekliyoruz. Sonuçta biz de kamusal bir görev yapıyoruz.

 

'Pazar Payımız Yükseliyor'

H. Gençosmanoğlu: Pazarda durum ne şu anda? Bunca sıkıntı içinde ecza- koop. ların durumu ne ? Pazar payları oranı kaç oldu?

M. Turunç: %19 u geçtik. 2016 da hızla %20 yi geçmeyi hedefliyoruz...

H. Gençosmanoğlu: Bir ara %15 in altına kadar inmişti...

M. Turunç: Tabi. Hatta %9 ları bile görmüştük. Sonra yavaş yavaş yükselmeye başladık. Şimdi %19 lardayız. Özellikle son 2 yıl çok verimli geçti. Ecza- Koop. lar yükselişe geçti. Yükselişimiz devam ediyor.

Beni asıl sevindiren başka bir şey var... Meslektaşlarımızda kooperatif bilincinin geçmişe göre daha fazla yükseldiğini görüyorum. Eczacı odalarımızın yönetimlerinin tavrı da çok önemli tabi. Yatay ve dikey örgütlenme için çok önemliler. Bölgesel anlamda verdikleri katkılar çok önemli ve değerli.

 

Bir Dönem Yaşanan Travma

H. Gençosmanoğlu: Yıllar önce kooperatifler açısından çok önemli bir kırılma yaşanmıştı. Bazı ecza- koop'lar ciddi sıkıntılara düşmüş bazıları batmıştı. Bu da meslektaşlarımızda bir travma yaratmış ve koop'lara karşı bir soğukluk yaşanmıştı. Bu travma şimdi aşıldı galiba... Geçmişte kaldı gibi. Ben öyle gözlemliyorum.

M. Turunç: Şimdi bam telime bastın. Hiç unutmuyorum... Sanıyorum 10 yıl önceydi. İstanbul Ecza Koop adına eczane ziyaretleri yapıyordum. Yeni ortaklar kazanmaya çalışıyorduk. Ancak başka şikayetler dinlemekten İstanbul Ecza Koop un adını bile anamamıştım. Zaman kalmamıştı. O travma yüzünden çok zorlandık ama şimdi bunu aştık.

Meslektaşlarımız özellikle şunu bilmeliler, sektörü regüle eden en önemli unsuruz. Eczacının zorlandığı durumlarda, özellikle krizlerde denge ve uzlaşma unsuruyuz. Bu çok kıymetli bir şey, hepimiz ve sektör açısından.

 

H. Gençosmanoğlu: Şunu diyebilir miyiz... Bundan 15 yıl öncesine bakarak, Türkiye' de eczacı kooperatifi hareketi küllerinden yeniden doğdu... Çok mu abartılı olur?

M. Turunç: Yok abartılı olmaz. O travmalı yıllardan sonra bunu rahatlıkla diyebiliriz. Dedim ya; çok zorluk çektik. Çok çabaladık.

Ecza koop'lar dağıtım kanalı ötesinde bir kuruluştur. Biz sektörün bir denge ve uzlaşı unsuruyuz. Sanayicilere de bunu söyledim... Kooperatiflere karşı bir haksız rekabet uygulamanız varsa yapmayın dedim.

 

H. Gençosmanoğlu: Bunu hep duyuyorduk... Geçmişte yapıyorlardı hala yapıyorlar mı?

M. Turunç: Hayır bitti artık. Eski olumsuzlukları yok.

 

Devamı yarın...


Eczacının Sesi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim