Ecz. İrfan DEMİRCİ

Başk.Dan.Kur. Top. Konuşması

14-01-2014


Ecz. İrfan DEMİRCİ

Gaziantep Eczacı Odası Başkanı

8 Ocak 2014 tarihinde gerçekleştirilen TEB Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’na, Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Ecz. İrfan Demirci’nin, toplantıda yaptığı konuşma damga vurmuştu.

Ecz. İrfan Demirci’nin o toplantıda yaptığı konuşmanın tam metnini aşağıda yayınlıyoruz:

"Biz eczacılar son on yıldan bu yana alanımızda, eczanelerimizde bizim dışımızdaki müdahillerin egemenliklerini, baskılarını hissediyor ve bunların oluşturduğu sorunları yaşıyoruz. Aleyhimize işleyen bu sürecin, ne yazık ki yarın da şiddetlenerek süreceğini görüyoruz.

Yaşadığımız ve yaşayacağımız sorunlarla dolu ortamda, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti’nin kendi arasında yaptığı çalıştay ile oluşturduğu ve bizlere sunduğu yol haritası, gelecek için kuşkusuz incelenmesi, değerlendirilmesi ve önemsenmesi gereken bir belgedir.

Bu yol haritasında ilk dikkati çeken konu; alanımızın müdahili diye nitelenen kamu tarafının, ilaç- eczacılık alanı için yaptığı tespitler, stratejiler ve görüşlerin, bu sunumu fazlaca etkilemiş olduğudur. Etkileşimin boyutunun vardığı nokta, çıkarılan yol haritasında “ ilaç politikalarına bakış” , “sağlık harcamaları içindeki ilaç” başlıklarında yoğun bir biçimde göze çarpmaktadır.

Doğaldır ki, eczacı örgütü olarak bizler, kamunun eczacılık sağlık alanı ile ilgili planlarını, uygulamak istediklerini öğrenmek bilmek zorundayız. Ancak kamu tarafının stratejileri, politikaları bizim düşüncelerimize, gelecek planlarımıza, kendi hazırladığımız strateji planlarına, politika belgelerine düşünsel olarak egemen olup yön vermemelidir. Çünkü biz, meslektaşları çok zorluklar içinde ayakta kalma savaşının içinde olan bir meslek odasıyız, birliğiyiz. Bu güne ve geleceğe bakmamız, görmemiz gereken yön, üyelerimizi ayakta tutacak şekilde, onları yaşatacak biçimde belirlenmiş olmalıdır.

Kamunun sağlık ilaç alanında finansörlüğünden kaynaklanan egemenliği ile yarattığı etkileşim, merkez heyetini öyle sarmış ki, son yılarda üst örgütümüzde bu konularda sessizliğin hâkim olduğunu görmekteyiz.

Devlet, sağlık harcamaları içindeki ilaç harcamaları oranını, sağlıkta dönüşümle birlikte yüzde ellilerden aldı, bu gün yüzde otuzların altına indirdi. Kamunun bu konudaki asıl hedefi ise, gelişmiş ülke ortalaması diye bizlere anlattığı % 17 oranını yakalamak. 2023 Türkiye hedefinde nüfus 85 milyon olsa, GSMH iki katına çıksa da sağlık harcamaları içinde ilaç harcaması eğer hedef oran olan % 17 olursa, ( bu baskılama ile rakam çok fazla değişmeyeceği için )eczacı önümüzdeki yıllarda da, artan sayısı da göz önüne alındığında bu günden daha da kötü durumda olacaktır.

İşte bu nedenlerden dolayı müdahillerin baskıları öngörüleri, zihinlerimize egemen olmadan;

Neden?

· Sağlık harcamaları özel, üniversite ve kamu sağlık tesisleri için artırılırken, ilaçta dört yıldır aynı kalmaktadır?

Neden?

· İFK ya göre 1.955 de sabitlenen avro kuru, bu gün 3 lirayı bulmuşken ilaç fiyatları değişmemektedir?

Neden?

· Akılcı ilaç kampanyaları ile amaç; halk sağlığından öte, ilaç tüketimini düşürme boyutuna giderken, yüksek fiyatları ile farmakolojiye uyumluluğu şüphe uyandıran, eczacıya düşük kar politikalı “belirli özellikleri olan ilaç firmalarının” müstahzarları bu kadar kolayca ruhsat almaktadır?

Neden?

· Akılcı ilaç diyebilen bakanlığa, akılcı ruhsat denilmemektedir?

Neden?

· Eczacı eczanesinde fiyatı 20.09 lira olan Pneumö 23 satamazken, 19 avroya yurtdışından getirilerek SGK ca ödemesi yapılmaktadır?

Neden?

· Türk Eczacıları Birliği fiyat temeline dayanan ilaç yokluğunu haykırmazken, 4 Aralık günü sayfasında yayınladığı 138 kalemlik yok listesini, aynı gün akşam Başbakan’ın konu ile açıklamasının ardından 5 Aralık günü 13 kaleme indirerek değiştirmiştir?

Kamu nasıl düşünürse düşünsün, neyi nasıl yaparsa yapsın, meslektaşlarının hak çıkarlarını korumakla ödevli meslek örgütü, kamu gibi düşünmeyip gerçekleştiremese bile en azından, meslektaşlarının çıkarını ve bilimsel doğruları kamuoyu önünde söyleyebilme duyarlılığına, direncine sahip olmalıdır.

Suriyeli sığınmacılar konusu;

Bu gün savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli sığınmacı sayısı devlet tarafından bir milyona yakın olarak ifade edilmektedir. Kamplar dışında kalan Suriyeli sayısı bu rakam içinde önemli bir yer tutmaktadır. Başbakanlığın 2013 yılı ocak ayında yayınladığı genelge ile bu insanların kamp içi, kamp dışı olmak üzere ayrım yapılmadan tedavi ve ilaç giderlerinin karşılanması istenmektedir.

Bölgelere baktığımızda ise sığınmacıların ilaçları karşılanmasında farklılıklar var, aynı ilin içinde farklı kamplar için değişik uygulamalar protokoller yaşamaktayız. Geri ödemesi kamu tarafından yapılan bu denli önemli sayıdaki insanın ilaç ihtiyaçları için, TEB in kurumsal kimliği ile AFAT ile tek tip bir protokol yapılmalıdır.

2012 yılı Eylül ayından başlayarak odamızca merkez heyetine bildirilen bu durumla ilgili, heyet halen adım atmamıştır. Bu toplantı ile düzenleme için çok gecikmiş de olsa çalışma yapılmalı, konuya el atılmalıdır.

MAL FAZLALARI KONUSU;

Sunumda mal fazlalarının eczaneler arası dağılımı konusuna değinildi. Bu gün mal fazlalarının dağılımından eczaneler adil bir biçimde yararlanamamaktadır. Ciro içindeki oranı yaklaşık %9-11 gibi hesaplanan mal fazlalarının dağılımının eşit biçime getirilebilmesi, sayıları 17 000 olan zor durumdaki eczaneler için oldukça önemlidir. Önemli bir sorun olan bu durumun düzeltilmesi, depolardan çıkışa /alışa MF uygulamasının değiştirilmesi ile mümkün olacaktır. .

Bu sorunun çözüm noktası; ilaç sanayi ile birlikte çalışarak ecza depolarını ve kooperatifleri işin içine katarak mümkün olabilecektir. İlaç sanayi ile geçmişten beri aramızda var olan sorunlara yenileri eklenmeden bu durumu “düşük cirolu eczanelerin” lehine çözmek, eczanelerimizin nefes alması anlamında çok önemli bir gelişme olacaktır.

Yönetmelik;

Değişen 6197 sonrası yönetmelik hazırlanması ile ilgili süreç içinde, TEB in odalar karşısında tavrı bellidir. 2012 yılının mayıs ayında yapılan yasa değişikliğinden sonra 19 ay geçmiş olmasına karşın yönetmelik çıkarılmazken, bu geniş zamanda Merkez Heyeti tüm söylenenlere, uyarılara karşın, odalarına güvenmediği için çalışmayı ne yazık ki birlikte götürmemiş ve paylaşmamıştır.

En son TBMM den geçen torba yasa içindeki 6197 değişikliğinin takas, toptan satış bölümünün yönetmeliğe yansıması nasıl olacaktır? Merkez Heyeti ne düşünmektedir? Son torba yasa değişikliği ile yönetmeliğin çıkarılması noktasında yasal engeller de kalkmışken, hiç yoksa bu bölümde odalar ile birlikte çalışabilme aklı selimi öncelenmelidir.

39. Dönemde kurulacak olan komisyonlar;

Sunum esnasında Merkez Heyeti tarafından 38. dönemde kurulan komisyonların verimsizliği yakınması dile getirilmiştir. Örneğin; geçtiğimiz 38. Dönemde kurulu olan komisyonlardan biri de ilaçta durum komisyonudur. Ticari ıskontoların geri kazanımı için yapılan toplantılara Merkez Heyeti, komisyon üyesi oda başkanlarının karşısına muhatap olarak bölge müdürlerini çıkarmıştır. Bu dönemde de komisyonlar, Merkez Heyetince bu tür hazırlıklar ve mantıkla çalıştırılırsa üretimsiz ve verimsiz olacaktır.

Ancak komisyonların verimsizliği konusu Merkez Heyetinde son yıllarda egemen olan ‘ biz biliriz, biz yaparız ‘ anlayışı perçinlenmek için dile getiriliyorsa bu anlayıştan artık vazgeçilmelidir.

Eczacının – Örgütle ilişkisi ve 6643 ile ilgili değişiklik talepleri;

Türk Eczacıları Birliği son yıllara kadar, üyelerinin ona olan güveninin ve beklentisinin en üst düzeyde olduğu bir örgüt olarak bilinirdi. Ancak bu yönünü son dört yılda kaybetmiştir. Eczaneleri, eczacıları çıkıp dolaştığımızda bu duruma acıdır ki tanık oluruz. Artık eczacı, örgütüne 2008 de 2009 da yaşadıklarımızda gördüğümüzdeki gibi güvenmiyor, ondan bir şey de beklemiyor. Bu bir sorundur hem de örgütün en önemli sorunudur.

Örgüt geleceğe dönük planlamalarını, yol haritalarını yaşama geçirmek istiyorsa “güven ve beklenti” kriterlerini yükseltmek zorundadır.

Güven ve beklentinin azalmasında kamu müdahilin baskılarına sessiz kalan örgüt tavrının yanında, tabanın tavanda temsiliyetinin olmaması da önemli bir etmendir.

Merkez Heyeti, üyenin üst örgütte adil yansıma ve temsiliyetini “büyük - küçük oda, odanı kapatmak istiyorlar” sığ zeminine taşımadan çözüm yollarını tartışma ortamını yaratmak zorundadır.

Bu durumun da çözüm yeri 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği yasasındaki değişikliktir.

Unutulmamalıdır ki; adil ve eşit temsiliyeti sağlayan ve bunun yanında güven ve beklenti unsurları ile desteklenen örgütler, üyelerinin hak ve çıkarları için savaşır ve kazanımlar elde ederler."

 


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi | Forum
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim