1. Majistral Formül
  2. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan
  3. a.pekcan@eczacininsesi.com
  4. 0332-3520657

04-08-2019


Lugol Solüsyonu

Asepsi ve Antisepsinin tarihçesi ve Lugol Solüsyonu

Değerli Meslektaşlarım; Antisepsi, mikropları ilaçla, ısı vb. ile öldürme yol ve yöntemlerinin tümüdür. Fransa’da reçete edilen içerisinde asetik asit bulunan Lugol solüsyonu adı ile bildiğimiz bu formülü beraberce inceleyeceğiz.

Asepsi ve antisepsinin tarihçesi’ne kısaca bir göz atacak olur isek;

Asepsi, hastalıklara neden olan mikroorganizmaların (patojen bakteriler, virüsler, patojen mantarlar ve parazitler gibi) ortamdan tamamen yok edilmesi ya da öldürülmesidir. Asepsi terimi genellikle, ameliyat alanı, kullanılan aletler ya da ilaçlar için kullanılan bir terimdir. Asepsi uygulanan ortam, alet ya da ilaç sterildir. Buna hasta üzerinde (cildinde yada ameliyat bölgesinde) hastaya zarar vermeden ulaşmak mümkün değildir. Bu yüzden hastaya enfeksiyon bulaşmasını önleyecek derecede mikroorganizmaları azaltmaya antisepsi denir. Yani antisepside hedef, tüm mikroorganizmaların öldürülmesi değil, infeksiyonun engellenmesidir (örneğin yara infeksiyonu).

Anestezinin bulunması ile bayram etmenin ne kadar erken olduğu sonraki yıllarda anlaşıldı. Enfeksiyon ve sepsis cerrahinin karşısındaki ikinci büyük engel olarak duruyordu.

Modern asepsi-antisepsi kavramı 19. yüzyılda gelişti. Ignaz Philipp Semmelweis (1818-1865, Macar Kadın Doğum Uzmanı), doğumdan önce ellerin yıkanmasının puerperal ateşi azalttığını gösterdi. Fakat buna bir açıklama getiremediği için meslektaşları ona şiddetle karşı çıktılar. Asistanlarının otopsiden çıktıktan sonra ellerini yıkamalarını sağlamak için doğumhanenin kapısında nöbet tutuyordu, bu yüzden deli damgası yedi ve çalıştığı Viyana Genel Hastanesinden uzaklaştırıldı.

Semmelweis'in uygulaması, ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra, Louis Pasteur'un (1822-1895) mikrop teorisi ile beraber yaygın bir kabul görmüştür. O sırlarda İngiliz cerrah Joseph Lister de (1827-1912) Glasgow Üniversitesinde yara infeksiyonu ile ilgileniyordu. Lister, Fransız mikrobiyolog Louis Pasteur’un mayalanma deneyi ile ilgili yazısı ve çalışmalarından haberdardı. Pasteur nerede mayalanma ve çürüme varsa, orada mikroskopta görünen küçük canlılar olduğunu, canlıların sayısının mayalanma-çürümenin şiddeti ile doğru orantılı olduğunu söylüyordu. Mayalanan madde kaynatıldığında ise bu canlıların gelişimi duruyordu. Yine Lister, İngiltere’de, kanalizasyon atıklarıyla sulanan tarlalardaki çürüme kokusunun karbol asiti (katrandan elde edilir) ile yok edildiğini biliyordu. Karbol asiti uygulanan tarlalarda otlayan hayvanlar üzerinde hiçbir kötü etki görülmediği için, karbol asitin güvenli olduğunu düşündü. Bundan sonra da yaraları karbol asiti ile ıslatılmış gazlarla sarmaya başladı. Yaralarda cerahatlanma olmuyor ve sağlıklı granülasyon dokusu hızla gelişiyordu. Lister bununla da yetinmedi, ellerini ve ameliyat aletlerini de karbol asiti ile yıkamaya başladı, ameliyat bölgesindeki deriyi karbol asitiyle yıkamaya ve ameliyat yerini açık bırakarak çevresini karbol asitli bezlerle kapatmaya başladı. Hatta ameliyat bölgesine karbol asiti püskürten cihazlar yaptı. Daha sonra karbol asitinde bekletilmiş katgüt kullanmaya başladı.

Önceleri hiç tanınmayan bir Alman hekimi olan Robert Koch (1843-1910), Wollstein kasabasında, Pasteur’un tahmin ettiği ve Listerin bu teori üzerine çalışmalarını inşa ettiği mikropları keşfetti, kendi yaptığı kümesten bozma laboratuvarında. Koch bilinmeyen bir hastalıktan ölen binlerce koyunla da ilgilenmek zorunda kalmıştı. Tek bilinen ölen koyunların dalaklarının siyah renge dönüştüğüydü. Daha önce Pollander ölen koyunların kanında küçük çomakçıklar olduğunu (1855), ve Fransız Davaine bu kanın diğer koyunlara verilince hastalık yaptığını (1863) söylediyse de kimse ciddiye almamıştı. Koch sağlıklı ineklerin göz sıvısında bu çomakları üretmeyi başardı. Ancak deney yapabileceği bir koyunu bile yoktu. Bu yüzden fare satın alarak, kuyruğundaki yaradan çomakları bulaştırdı. Fare ertesi gün öldü. Otopside dalak siyahtı, mikroskopta çomaklarla dolu olduğunu gördü. Koch şarbon hastalığına neden olan bakteriyi keşfetmişti. Daha sonra Koch çeşitli boyalar geliştirdi ve mikroskopta, mikropların resimlerini çekti. Şarbon basili ve “Yara İnfeksiyonu Hastalıklarının Sebebine Ait Araştırmalar” yazılarından sonra hak ettiği itibarı görerek Berlin Kraliyet Sağlık Müdürlüğüne baş direktör olarak atandı. Koch, burada yaptığı çalışmalarda tüberküloz basilini (1882) ve kolera basilini (1883) buldu.

Ernst von Bergmann (1836 - 1907 Alman cerrah). Aseptik ameliyatın öncüsüdür. Lister metodunun sıkı bir takipçisi olmakla kalmadı, kir ve kan görünmesin diye giyilen siyah önlükleri yasakladı. Bunun yerine ekibi ve hemşireleri, beyaz ve temiz-yıkanmış gömlekler giymek zorundaydılar. Bergmann, cerrahi aletlerin ısıyla sterilize edilmesini sağlayarak, cerrahi alan infeksiyonlarını büyük ölçüde azaltan ilk doktordu. Buharla sterilize edilmiş pansuman malzemesi kullandı ve kimyasal antisepsiye üstünlüğünü gösterdi.

Bu gelişmelerden sonra havadaki bakterilerin çok az ihtimalle yara infeksiyonuna neden olduğu keşfedildi. Bundan sonra ameliyathanelerde karbol asiti spreyinin kullanımı durdu. Karbol asitinin bazan aletlerin sterilizasyonunu tam sağlayamadığı (özellikle kirli olanların), bakteri sporlarını bazan öldüremediği, ellerde yaralara sebep olabildiği için başka arayışlara girildi. Ernst von Bergmann’ın aisstanı Curt Theodor Schimmelbusch (1860 - 1895, Alman hekim ve patolog), Robert Koch’un deneylerinde gösterdiği ve kimyasal maddelerden daha etkili olan sıcak su buharını pratiğe aktararak buhar sterilizasyonunun (otoklav) mucidi oldu. Bu müthiş bir buluştu çünkü pansuman malzemeleri ve aletler 20-30 dakikada sterilize edilebiliyordu. Ahşap saplı cerrahi aletler buhara dayanamadığı için, artık tamamen metalden yapılmaya başlandı.

Formül:

Rp.

Acide acetique             3,00 %

Solution de lugol   qsp  500,00 ml

Formülde yer alan maddeler:

Glasiyal Asetik Asit- Etanoik Asit- Konsantre Asetik Asit- Essigsäure- Acétique Acide Glacial [FP]:

Glasiyal asetik asit yarı şeffaf kristaller veya çok keskin kokulu, renksiz bir sıvı halinde bulunur. Kaynama noktası 117-118°C arasındadır. Su, alkol, metilen klorür ve gliserin ile karışır. USP'ye göre irigasyon çözeltisinin pH'sı 2.8-3.4 arasındadır; otit çözeltisinin pH'sı eşit hacimde suyla seyreltildiğinde 2.0-4.0 arasında olmalıdır. Glasiyal asetik asit, esas olarak antibakteriyel veya antifungal etkili bir ajandır. Seyreltik çözeltileri dış kulaktaki yüzeyel bakteri enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. Glasiyal asetik asit eskarotik (Yakıcı; korozif) olarak da kullanılmaktadır. Seyreltilmiş formları vajinal jel ve duşlarda, irigasyon çözeltilerinde, cilt ve tırnak için hazırlanan preparatlarda antibakteriyel (özellikle Haemophilus sp. ve Pseudomonas sp.'ya karşı), antifungal ve antiprotozoal olarak kullanılmıştır. Ayrıca ekspektoran, spermisid ve astrenjan etkilidir. Siğil ve nasırlara karşı da kullanılır. Denizanası dalamasına karşı etkili olduğu bildirilmiştir.

Iode- jodum- İodum-Iode T.K.: 

İyot keskin yakıcı kokulu, metalik görünümde, menekşe gri-mor veya grimsi-siyah renkte kolay kırılan pulcuk veya küçük kristaller halinde bulunur. İngiliz Farmakopesi (BP)'ye göre çözünürlükleri: Alkol ve kloroformda çözünür; gliserolde yavaşça çözünür. Amerikan Farmakopesi (USP)'ye göre çözünürlükleri: Suda 1:3000, alkolde 1:13, gliserolde 1:80 oranında çözünür; kloroform ve eterde serbestçe çözünür; iyodür çözeltilerinde çözünür. Aseton ile yakıcı ve tahriş edici bir bileşik oluşturur. İyod güçlü bakterisit etki gösterir. Mantarlar, virüsler, protozoalar ve sporlara karşı etkilidir. İyot virüsler dahil bütün mikroorganizma türleri ve sporlar üzerinde düşük konsantrasyonlarda bile öldürücü etki gösterir. İyot cilde uygulandığında yavaş bir şekilde absorbe olur. Ödemli deriye sürülmemelidir.

Iodeto de potassio- Iodure de potassium [FP]- Jodkalium- Kalii iodidum [IP3]- Potassium iodide [BP; INCI; P.Cx.79; USP]:

Potasyum iyodür renksiz, kokusuz, şeffaf veya bir ölçüde opak kristaller veya beyaz granüllü toz halinde bulunur. Hafif higroskopiktir. Potasyum iyodürün bir gramında 6 mmol potasyum ve 6 mmol iyot bulunur. Suda 1:0.7, kaynar suda 1:0.5, alkolde 1:22 ve gliserolde 1:2 oranında çözünür. Sudaki çözeltileri nötral ya da turnusole karşı alkali reaksiyon verir. İyodür, potasyum iyodürün sulu çözeltisin de hemen ve koyu kahverengi bir çözelti oluşturarak çözünür. Oral potasyum iyodür çözeltisi (SSKI) mililitresinde 1 mg KI içerir (240 mL). Standart preparatları 240 mL'lik şişelerde hazırlanır. Bir damla SSKI çözeltisi 47 mg KI içerir.

Potasyum iyodür (KI) dermatolojik hastalıklarda da yararlı olur; kutanöz ve lenfokutanöz sporotrikozis'e karşı etkinliği gösterilmiştir. Tropikal bölgelerde Basidiobolus ve Conidiobolus mantarlarının etken olduğu entomoftoramikozis tedavisinde kullanılır. İlaç eritema nodosum, subakut nodüler migrat uvar panikülit, nodüler vaskülit, ertema multiforme ve Sweet sendromu gibi değişik enflamatuvar derm atozlara karşı onaysız (off-label) olarak ikinci sıra ilaç olarak kullanılır. Potasyum iyodür FDA tarafından resmen 1939'da onaylanmıştır. Ayrıca, ABD'de FDA tarafından radyoaktif iyot etkisinde kalma (ör. atom santrali kazaları veya iyot 131 içeren "kirli bomba") durumuna karşı belirli bazı potasyum iyodür tabletlerini (e.g., Iostat™ ve Thyro-block®) ve oral potasyum iyodür çözeltisini (ThyroShield®) onaylamıştır. Bu ürünler yüksek risk altındaki bireylere devlet veya toplum sağlığı yetkilileri tarafından dağıtılırlar ve topluma reçetesiz ilaç olarak satılmaları onaylanmıştır. 

Formülün hazırlanması:

500 ml için formül hesaplanması.

Asetik asit                1.50 g/1.051 = 1.43 ml

Lugol                    500-1,43 mL = 498,57 ml

İyot                1.00 g x 498.57/100 = 4.985 g

Potasyum lodür 2.00 g x 498.57/100 = 9.97 g

Distile su          qsp               500 ml

Formül:

Asetik asit                       1.50 g

İyot                                  4.985 g

Potasyum lodür              9.97 g

Distile su         qsp    500.00 ml

Hazırlama:

Potasyum iyodür ve iyot (daha önce saat camı üzerinde tartılmış) cam havan içerisinde ezilir. 500 ml distile suyun bir kısmı azar azar cam havan içerisindeki iyot karışımı üzerine ilave edilerek çözündürülür. Bir miktar distile su cam havan içerisindeki iyodun tamamını çözündürmek ve cam havanı temizlemekte kullanılır. Tüm iyot çözündüğü zaman, şişeye aktarılır. Asetik asit eklenerek karıştırılır. Formül 500 ml’ye su ile tamamlanır. Formül haricen antiseptik amaçla kullanılır.

İyi bir hafta dileğiyle… 

 

Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi PEKCAN

Pekcan Eczanesi- Konya

pekcanecz@gmail.com

 

Kaynaklar:

1- Cahiers du préparateur en pharmacie

Travaux pratiques de préparation et de conditionnement des médicaments

Jean-Marie FONTENEAU Philippe KLUSIEWICZ


Son eklenen yazılar

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.