1. Sis Çanı
  2. Fevzi Çakmak
  3. f.cakmak@eczacininsesi.com

06-01-2020


Eczacının Savunma Hakkı

Eczacının Savunma Hakkında Gelişmeler

 

SGK ilaç temin sürecinde yaptırımlara karşı eczacının savunma hakkı, diğer tüm hakların elde edilmesi gibi bir süreç çerçevesinde ilerliyor.

Bilindiği üzere savunma hakkı, ilk defa 2012-2015 Protokolü’nde konulmuş ve SGK-TEB Eczane Protokolü’nün “Sözleşmenin Feshi ve Cezai Şartlar” başlıklı 5. bölümünün “Savunma” alt başlıklı 5.2 maddesinde düzenlenmiştir.

Sözleşmenin 5. bölümünün 5.3 maddesinde yer alan fiiller ise bilindiği üzere; fesih, yazılı uyarı ve cezai şart gerektiren fiillerdir. Şu halde savunma hakkının çerçevesinin sadece bu yaptırımlara uygulanan fiiller olduğunu önemle belirtmek gerekir.

Reçete bedellerinden kesinti uygulaması bu hakkın dışındadır. Kesinti durumunda belli koşulların varlığı halinde itiraz hakkı bulunmakla birlikte, “Savunma” başlıklı 5.2 maddesi özel olarak bu hakkın, sözleşmenin sadece 5. bölümündeki yaptırımlarla ilgili olduğunu ve kesintileri kapsamadığını açık biçimde belirtmektedir.

Savunma hakkı ilk defa 2012 sözleşmesinde konulmasına karşın zaman içinde 2016 sözleşmesiyle çok önemli hususlar eklenmiş ve nihayet 2019 Ek protokolü ile yapılan değişiklikle son halini almıştır.

Maddenin 2012 sözleşmesiyle getirilen ilk halinde “Protokolün 5. bölümündeki fiillerin saptanması halinde eczacıya 15 gün süre verilerek eczacının yazılı savunmasının istenmesi ve savunma verilmesi halinde değerlendirilmesi, verilmemesi halinde de işlemlere devam edilmesi” şeklinde bir düzenleme yapılmıştı.

Daha sonra 2016 Protokolü ile yaptırım uygulamasında “bilgi ve belgelerin” verilmesi ile ilişkili önemli bir eksiklik daha giderilmeye çalışıldı: 2016 Protokolü ile Savunma başlıklı 5.2 maddesine “…Talep edilmesi halinde soruşturmanın gizliliğine riayet edilerek savunma istenilen konuyla ilgili … bilgi ve belgelerin birer örneği eczacıya verilir…” cümlesi eklenmiştir.

Savunma uygulamasında son değişiklik ise 2019 yılı Ek Protokolü ile yapılmış; 1 Nisan 2019’dan itibaren yürürlükte olacak şekilde, müfettişlerce yapılan incelemelerde savunmanın da müfettişlerce alınması şeklinde önemli bir değişiklik gerçekleştirilmiştir.

Savunma hakkının düzenlendiği ilk sözleşmeden beri savunmanın değerlendirilmesi konusunda duraksama yaratan bir durum söz konusudur: O da incelemeyi ister SGK İl Müdürlüklerine bağlı olan Sağlık Merkez Müdürlükleri, isterse merkez denetim elemanları olan Kurum müfettişleri yapsın, her durumda eczacı tarafından verilen savunmanın sadece Kurum’un taşra teşkilatı tarafından değerlendiriliyor olması.

Sözleşmenin 5.2 maddesinde “…Bu süre içerisinde savunma verilmesi halinde savunması Kurum taşra teşkilatınca değerlendirilir…” şeklinde bir düzenlemeye dayanan bu hüküm 2019 yılı Ek Protokolü ile “… Süresi içerisinde savunma verilmemesi halinde Kurumca işlemlere devam edilir. Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturmalarda savunma, Müfettişlerce alınır” şeklinde değiştirilmiştir.

Kurum taşra teşkilatının yükünü azaltacak gibi görünmekle birlikte bu husus, memur disiplin hukukunda da epeyce tartışmalı bir konudur. Zira genel kural, savunmanın “cezayı verecek merci tarafından alınması ve değerlendirilmesi” şeklinde olmakla birlikte, örneğin memur hukukunda idari yargı yerleri, müfettişlerce alınan savunmayı da kabul etmektedir.

Buna karşın, müfettişlerce yapılan işler taşra teşkilatına olgunlaşmış, onaylanmış ve her şeyi tamam bir talimat haline dönüşerek gelmiş olduğundan, savunmayı alan taşra teşkilatının -eczacı savunmasının içeriği ne olursa olsun- hareket alanı, inisiyatifi kısıtlanmaktadır.

Öte yandan da müfettişler inceleme yapıp, inceleme sonucunda öneri niteliğinde yazdıkları rapor tam neticelenmeden inceleme sürecinin bir parçası olarak ve sürecin içinde savunma alınması, savunmanın etkinliğini azaltma ve sıradan bir bilgi alma mekanizmasına dönüşme riskini taşımaktadır. Nitekim inceleme sürecinde bir kanaat oluşmuşsa savunmanın aynı yer tarafından alınması ve değerlendirilmesi, bu kanaati doğrulamaya yönelecek bir süreçten başka bir şey ifade etmeyecektir.

İşin esasına geldiğimizde, savunma hakkının sözleşmede olması bu hakkın işlevsel bir şekilde kullanıldığını göstermemektedir. Etkin bir hak olarak gerçek yerini alabilmesi için, savunma hakkının usul/şekil bakımından işleyişine özel önem verilmesi gerekmektedir.

 


Son eklenen yazılar

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.