Ecz. Serhat Salim AKTAŞ

’İlaç’ Sadece Eczanede!

05-06-2020


 

“İLAÇ” SADECE ECZANEDE SATILIR

 

Pandemi ile birlikte internet satışları artınca bazı” İLAÇ” larda, internet mecralarında bol miktarda boy göstermeye başladı. Amerika ve Dünyada ünlü bir internetten satış şirketinin de ülkemize faaliyet göstermesi ile risk ve problemler artmaya, tehdit büyümeye başladı. Sosyal medyada meslektaşlarımız bireysel çözüm arayışında iken ve Sağlık Otoritesi, TEB olayların arkasından giderken, sizlerle bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Tıp alanında kullanılan tüm ürünleri ifade etmek üzere üst kavram olarak “tıbbi ürün” kavramı kullanılmaktadır. Bunun içinde ilaçlar, medikal malzemeler ve tıp ile ilgili bütün ürünler sayılabilir. Mevzuatta ilaç, beşeri tıbbi ürün, beşeri ilaç, ispençiyari, tıbbi müstahzar gibi kavramları görmekteyiz. İdare tarafından, her sorun çıktığında yeni bir yönetmelik çıkartılmış ve her yönetmelikte İLAÇ farklı bir şekilde tanımlanmıştır. Yürürlükteki mevzuatta çatışan onlarca konu vardır.

İlaç tanımı, doktrinde onlarca sayıda yapılmıştır. Detaylı ve farklı zamanlarda yapılan ve Dünya Sağlık Örgütünün de benimsediği onlarca tanım vardır. Burada bunları incelemeyeceğim. İlacın tanımını bütün eczacılar iyi bilir. Hukuki yönden bakmaya çalışacağım.

 

Hukuki tanım ;1262 SAYILI İspenciyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununda yapılmıştır.

“Madde 1 – Kodekste muharrer şekil ve formül haricinde ve fenni kaidelere muvafık muayyen ve sabit bir şekilde yapılacak amilinin ismiyle veya hususi bir nam altında ticarete çıkarılan tababette müstamel her nevi basit ve mürekkep devai tertiplere ispençiyari ve tıbbi müstahzarlar ismi verilir (2). Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır.

Madde 2 – (Değişik: 4/1/1943 - 4348/1 md.) A) Devai sabunlarla ilaç zümresine girmeyen ve kimyevi maddeleri ihtiva etmeyen tıbbi gıdalar ve (...) (3) müessir ve zehirli maddeleri havi olmayan bütün tuvalet levazımı tıbbi müstahzarlardan sayılmazlar.”

1928 yılında çıkartılan yanı 92 yıllık kanunumuz. Tek ilaç kanunumuz ilacı böyle tanımlamıştır. İLAÇ sadece ve münhasıran Eczanede satılır… demiştir. İlaç ve Kozmetik ürünler arasındaki farkları belirlemiştir. 

İlaç Hukuku açısından bakarsak, durum şudur:

Tıbbi amaca yönelik olmayan kimyasallar ilaç değidir. Doğrudan doğada bulunan maddeler ilaç sayılmamaktadır. Aktarlarda ve Eczanelerde satışa sunulan; doğrudan doğada bulunan maddeler, tıbbi amacı olsa bile ilaç değildir.

Kozmetik Ürünler tıbbi amaç yokluğundan ilaç değildir.

Kimyasal bir işleme tutulmuş, tıbbi endikasyonu olan ürünler İLAÇTIR. İnternette ve farklı mecralarda satılan; vitaminler İLAÇTIR. İlaç formundaki Tıbbi Cihazlar İLAÇTIR. Cinsel gücü arttıran ürünler İLAÇTIR. Eklem içi sıvılar İLAÇTIR. Omega 3 ve tüm formaları İLAÇTIR.

Bir maddenin ilaç sayılıp sayılmaması açısından, maddenin üretim, ithalat, ihracat ve denetimine ilişkin usül ve esasların hangi bakanlık tarafından belirlendiğinin önemi bulunmamaktadır.

Hukuken; endikasyon var ise tıbbi bir amaçla kullanılıyor ise ve üretimi esnasında kimyasal bir işleme tabi tutulmuş ise İLAÇTIR. Sağlık Bakanlığı dışında bir kurumdan izin-ruhsat alınmış olsa bile bu ürünler ilaçtır ve ilaçların tabi olduğu prosedüre göre satışa arzedilmesi gerekir. Tarım Bakanlığından ruhsatlı ,her yerde satılır savı hukuken geçerli değildir.

Karekodlu olup olmamasının, SGK veya başka kurum tarafından geri ödenip ödenmemesinin önemi yoktur. Bu özellikleri taşıyan ürünler, geri ödeme kurumları tarafından ödenmese de İLAÇTIR.

Hepimiz biliyoruz; vitaminler internette, cinsel gücü artıran ürünler marketlerde, aşılar ve eklem içi sıvılar bazı hekim muayenehanelerinde satılmaktadır. Bu garip durum yürürlükte ki mevzuata göre hukuka aykırı bir fiildir. Hukuki ve cezai sorumluluk söz konusudur. Önüne geçilmesi ve engellenmesi gerekir. Kamu düzeni ve sağlık hakkının korunması açısından bu bir zorunluluktur. İLAÇ sadece ve münhasıran ECZANEDE ve ECZACI danışmanlığında sunulmalıdır.

Peki, neden engelleyemiyoruz ve artış eğilimini nasıl önleriz? Bu konuda genç meslektaşlardan yaratıcı önerilere açığım ama benim önerim şudur: Sağlık Bakanlığı sadece internetten satış ile ilgili ayrı bir birim oluşturmalıdır. Var ise daha organize çalışmasını sağlamalıdır. TEB Genel Sekreteri başkanlığında en fazla 5 eczacıdan oluşan işi sadece “internetten satışın engellenmesi” olan  bir ekip kurulmalı ve ön alınmalıdır. Yapılan ihbarın ardından yapılan işlemler önemlidir ama anlaşılıyor ki yetersiz kalmaktadır. Daha proaktif bir çalışma ile alanımıza göz diken kişi ve gruplar sahada takip edilip hukuki haklarımız korunmalıdır. Tabiri caiz ise alanımıza göz diken, sağlığı tehtid eden kişi ve kurumlar sahada kovalanmalıdır. Geçersiz bir anlayış olan; ”sadece karekodlu ürünler ilaçtır, sadece SGK nın ödediği ve sadece reçeteli satılan ürünler ilaçtır” görüşü terkedilmelidir. Çünkü doğru değildir. OTC uygulaması ülkemizde yoktur. Reçeteli ve reçetesiz satılabilen bu ürünler ilaçtır. Kanunumuz 92 yıllık olsa da yürürlükteki mevzuat bizden yanadır. Sadece bilen ve savunabilen kişilere ve iyi bir organizasyona ihtiyacımız vardır.

Saygılarımla,

 

Ecz. Serhat Salim Aktaş

 


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.