Fıkra bu ya; Hayatı boyunca borç içinde yüzen ve inanılmaz şanssız olan bir adam her gün dua ediyormuş:
— "Allah'ım ne olur şu kuluna yardım et, bu seferlik yüzümü güldür, piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmamı nasip eyle!"
Yıllar geçmiş, adam her gün aynı duayı etmeye devam etmiş ama büyük ikramiyeyi bir türlü kazanamıyormuş. En sonunda bir gece rüyasında gaipten bir ses yankılanmış:
— "Önce git bir piyango bileti aaaal! Önce git bir piyango bileti aaaal!...”
İşte o hesap;
Devlet Hastanelerinin muayene ücreti yüzde 26 TL’den 50 TL’ye, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile özel hastanelerin muayene ücretleri ise 60 TL’den 100’ye yükseldi. Eğitim Araştırma Hastanesinde Köraspirini raporsuz yazdıran hasta ilacın fiyatından daha fazla muayene ücreti ödeyecek bundan sonra. (Aldığı vergilerle arabayı üretenden yaklaşık bir buçuk kat fazla kazanan devletimiz, aynı yöntemi hastanın ödediği muayene ücreti ile de bizim sektöre mi soktu bilemem.)
Öte yandan 29 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ ile de Özel fiyatlandırması olan bazı ilaçlar ile eşdeğer bandına giren ilaçların fiyatlandırmasında değişiklik yapıldı. Bize yansıması ise; daha çok sermaye bağlama, daha fazla risk, daha az karlılık.
Her iki düzenlemede de eczacıların karlılığı üzerine yani uğradığı hak kaybı ve mağduriyeti giderme yönünde hiçbir değişiklik yapılmadı.
Tamam, ilaç firmaları İFK yüzünden zarardaydı onlara iyileştirme yapılması gerekiyordu ama 2025 Yılı verilerine göre eczanelerin %70’inin vergiden sonraki net karı resmi açıklanan rakamlara göre yoksulluk sınırının altında, eczaneler için bir iyileştirme düşünülüyor mu?
Yok!
Peki biz eczacılar olarak bir iyileştirme yapılması için ne yapıyoruz?
Sadece fıkradaki adam gibi dua mı ediyoruz?
…
Neden bu kadar sessiz bir kabulleniş halindeyiz, neden durumumuzu sıkıntımızı gündem edemiyoruz, çözüme kavuşturamıyoruz diye dertli düşüncelere daldığım bir gece çok garip bir rüya gördüm.
Allah Hayırlara çıkarsın; Rüyamda eczacı arkadaşlarımı ziyaret ediyorum, herkes ödemelere para yetiştirememekten dertli. SGK’dan gelen kesintiler yüzünden büyük meblağlı reçete karşılamaktan korkusuna kronik anksiyete sahibi olmuş, bir türlü sisteme entegre olmayan entegrasyondan bunalmış, gün içinde çay kahve içer gibi bir iki fincan passiflorayı lıkır lıkır içiyor. Çalışanlar hastalara karşı ön cephede olmaktan yorulmuş, başka sektörlerdeki iş ilanlarını kovalıyor, barista kursuna falan katılıyor akşamları. Tam işte bu atmosferde eczane ziyareti yaparken ne olduysa oldu, birden ortalık hareketlendi, herkes sosyal medyada “Her zaman ilaca ulaşmak için eczacıların ilacı olun” başlığı ile kendiliğinden oluşan bir kampanya başlattı. Büyük şehirlerdeki eczacı odaları başta olmak üzere birçok eczacı odası eş zamanlı olarak büyük salonlarda toplantı yaptı. Sıkıntılar ve çözüm önerileri konuşuldu, sonuç bildirgeleri hazırlandı, eczacı odalarının internet sayfalarından imzaya açıldı. Toplanan imzalar SGK ve TİTCK yetkililerine ulaştırıldı. Onlarla görüşmek üzere Ankara’ya gidildi. Rüya bu ya, ben de o ekibin içindeyim, konuşulanlara bizzat şahit oluyorum. SGK yetkilileri yaşadığımız sıkıntıları bizden daha iyi biliyor, o kadar haklısınız ki, ama bizim elimizden bir şey gelmez, parayı veren düdüğü çalar, Hazine ve Maliye yetkilileri ile görüşün diyorlar. Oradan çıkıp TİTCK’ya gidiyoruz. Oradaki yetkililer de sizin bu şikayetlerinizin fazlası yok eksiği var, bakın şu şu konular da var, hatta elimizde imkan olsa kutu başı meslek hakkı bile vereceğiz ama sizin bütçe çıkarttırmanız lazım. Bütçe kanunu meclisten geçmeden onlar da aynı şekilde Hazine ve Maliye yetkilileri ile görüşün diyorlar. Bunca senedir bu tip görüşmelere katılmış ve her seferinde “Sizin bir sorununuz yok, çok kazanıyorsunuz çoook” diyen yetkilileri dinlemiş ve onlarla tatlı sert diyaloglara girmiş biri olarak “Allah’ım rüyadayım herhalde” diyorum.
Derken de uyanıyorum.
İşe geliyorum, kepenkleri açıp ışıkları ve bilgisayarı açıyorum, içeri Abuzer Amca giriyor, fiyatı 64,77TL olan Köraspirini sonradan yazdırmak üzere emanete aldırıp gidiyor.
Sabah daha siftah yok.
Öğlene kadar da üç beş gelen giden.
Sonra kaç gündür sifon arızası için yalvar yakar çağırdığım usta ordinaryüs profesör edası ile geliyor. Arızalı parçayı nalburdan alıyor, 400 lira. Onu alıp takıyor, sifon çalışıyor, kaç para borcumuz diyorum, 800 lira diyor ve ne fiş ne entegrasyon kılçıksız 800 lirayı keş para alıp gidiyor. Bu günlük gözükmeyen giderim 1200 lira!
…
Ben de bütün gün içimden “Ne güzel rüyaydı be!” diye geçirerek, belki de rüyamın gerçekleşeceği umuduyla yüzümde belli belirsiz bir tebessümle eczane içinde akşamı ediyorum.
Ben hele bir yazayım, #ilacaulaşmakiçineczacılarınilacıolun# diyeyim,
Belki diyorum, belki birileri küçük bir adım atar, o adımlar da birleşir, rüyalardaki yolların aşılmasını gerçekleştirir diyorum.
…
Ecz. Kadir Sedat Sofugil
[email protected]