Sırtımda Kongre Çantası: Eğitimde ‘Seçici Geçirgen’ Dönemim başlıyor

Bir kongreyi veya sempozyumu daha geride bırakıp, elimde o etkinlikte verilen çantayla eczaneme ya da evime dönerken son zamanlarda aklıma hep aynı soru geliyor: "Ben bu hafta tam olarak ne öğrendim ve önümüzdeki hafta hangi salonda, kimden, hangi benzer konuyu dinleyeceğim?"

Kuşkusuz; bilime, gelişime, sektörel buluşmalara ve mesleğimin o muazzam enerjisine asla karşı değilim. Aksine, beni ve eczanemi dinamik tutan şeyin bu bitmek bilmeyen öğrenme aşkı olduğunun çok farkındayım.

Ancak itiraf etmeliyim ki, son yıllarda maruz kaldığımız bu kongre, sempozyum ve eğitim enflasyonu karşısında kendimi bir "bilgi obezitesi" ve "etkinlik yorgunluğu" girdabının içinde bulmaya başladım.

Aynı konuyu, benzer başlıklarla hem X firmasının, hem Y derneğinin, hem de Z akademisinin davetinde görünce, ister istemez durup düşünüyorum: Bu filmi geçen ay başka bir salonda izlemiş miydik?

Tıpkı eczanemin rafları gibi, zihnimin raflarının da bir kapasitesi olduğunu fark ettim.

Önüme gelen, parlatılan her eğitimi o raflara gelişigüzel yığarsak, günün sonunda hastama şifa olacak o rafine ve işe yarar bilgiye ulaşamaz hale geliyorum.

Hani yıllarca ezberlediğimiz, biyolojinin en temel kuralı vardır ya: "Hücre zarı seçici ve geçirgendir." İşte tam olarak bu dönemde, kendi zihnimi de tıpkı o hücre zarı gibi yönetmem gerektiğine karar verdim. Yararlı olanı içeri alıp, sadece kalabalık yapanı dışarıda bırakma zamanım geldi de geçiyor.

Çünkü artık en kıymetli sermayemin ne bütçem ne de şurupların miadı olduğunu biliyorum; benim en büyük sermayem zaman!

Ben bir eczacı olarak kongre kürsülerinde neyi duymak, neyi dinlemek isterim biliyor musunuz? Dünyadaki en yeni bilimsel gelişmeleri, eczacılık vizyonunu değiştirecek küresel trendleri ve tamamen "en yeni" taze haberleri... Beni heyecanlandıran, o salondan mutlu ve vizyoner bir bakış açısıyla ayrılmamı sağlayan şey tam olarak bu. Zaten bildiğimiz, defalarca önümüze konmuş rutin bilgilerin tekrarı değil; sınırları zorlayan, ufkumu açan ve mesleki tatminimi zirveye taşıyan o taptaze küresel gelişmelerin peşindeyim ben. İşte bu yüzden zamanı ve mekanı doğru yönetmek, seçici olmak çok daha kritik bir hal alıyor.

İstanbul’un bitmek bilmeyen trafiğinde bir yakadan diğerine geçmek, şehir dışındaki bir kongre için bavul hazırlayıp eczanemden günlerce uzaklaşmak artık hepimiz için ciddi bir "fırsat maliyeti" yaratıyor. Zamanım bu kadar dar, trafik bu kadar yoğunken, her yere yetişmeye çalışmak beni sadece yoruyor ve ne yazık ki beni eczanemin asıl ruhundan, hastamla olan o birebir temasımdan uzaklaştırıyor.

Elbette bu durumun her meslektaşım için aynı olmadığının da farkındayım. Mesela mesleğe yeni adım atmış, enerjisi tavan yapmış yeni mezun bir meslektaşımı gördüğümde hak veriyorum; o her şeyi yerinde görmek, network kurmak, o çantaları ilk kez doldurmanın heyecanını yaşamak istiyor. Ama onun için bile artık fiziksel olarak oradan oraya koşturmak yerine, eczanesinin başındayken dünyayı takip edebileceği webinarlar ve dijital oturumlar çok daha pratik birer kurtarıcı gibi geliyor bana.

Öte yandan, tezgahın arkasında yıllarını devirmiş, reçete okumaktan gözleri yorulmuş deneyimli bir eczacının penceresinden durum çok daha farklı olabilir.

Benim artık eski bilgilerin laciverte boyanmış hallerini tekrar tekrar dinlemeye ne vaktim var ne de sabrım. Ben artık zamanımı harcadığıma değecek, mesleğe vizyon katacak, ezber bozan ve tamamen "yeni" olan bilginin peşindeyim. Yani nokta atışı hedeflerin.

Uzun lafın kısası; evdeki dolapları dolduran o şık kongre çantalarını sadece birer koleksiyon nesnesi olarak rafa kaldırmak istemiyorum. Hangi eğitime gideceğimi şaşırdığım bu dönemde, pusulamı kendi eczanemin ve hastalarımın gerçek ihtiyaçlarına göre ayarlıyorum.

Tam da bu seçicilikten bahsetmişken, bu aralar içimi kıpır kıpır eden harika bir gelişmeyi de paylaşmadan geçemeyeceğim. Ailemiz olan Eczacının Sesi'nin Kıbrıs'ta düzenleyeceği kongrenin kayıtlarının şimdiden dolduğunu ve kontenjanların tamamen bittiğini duymak beni inanılmaz mutlu etti, çok sevindirdi. Demek ki doğru zamanda, doğru vizyonla yapılan işler meslektaşlarımızda tam da hak ettiği karşılığı buluyor. Ben de bu kongreye, hem yoğun tempoda tatlı bir nefes almak hem de dünyadan en yeni bilgi birikimleriyle ceplerimi doldurup geri dönmek için sabırsızlanıyorum.

Şimdiden emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Kıbrıs kongremize gönülden başarılar diliyorum. Ama kongre salonuna girmeden önce, müsaadenizle şu hücre zarımı son kez bir kontrol ediyorum.

Kıbrıs'ta görüşmek üzere!

Ecz. Gül Kara
Kadıköy,2026



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat