1. Ters Köşe
  2. Ecz. Kadir Sedat Sofugil
  3. s.sofugil@eczacininsesi.com

19-01-2018


Eczacı Hakkı Geliyor mu?

           Başlığı okuyunca çok özlediğim arkadaşım Hakkı’yı aradığımı sanıp içinizden “Kim bu Hakkı ya, bizimle ne alakası var? Arkadaşın Hakkı’yı aramak için bula bula bu sayfaları mı buldun? Müge Anlı‘ya git!” demiş olabilirsiniz. Bir çoğunuzun kafasında ve gözünde eczacı hakkı denilince Hakkı adında bir eczacının canlandığına adım gibi eminim.

          Erkek Hakkı taraftarları haklı olarak, başka mesleklerde var mı ki biz de meslek hakkı isteyelim diye düşünüyor olabilirler. Hemen cevaplayayım; o kadar çok ki!!!

          Mesela bankalar bile hepimizden meslek hakkı alıyorlar.

          Evet evet, yanlış okumadınız, bildiğiniz meslek hakkı!

          Nasıl mı?

          Şöyle;

          Banka yöneticileri senelerce önce bankaların karlılığındaki düşüşü önlemek, ekonomik yapılarını güçlendirerek yatırım yapabilme ve büyüyebilme kabiliyetlerini arttırmak, verimli ve karlı çalışma düzenlerini korumak için neler yapılabileceği hakkında görüşme yapmak üzere toplanıyorlar. Bu toplantıda insanların bankalara yatırdığı paraya faiz verdiklerini ama bu paranın bankada tutulması için verdikleri faiz hesabına dahil olmayan giderlerinin de olduğunu söyleyip buna bir formül bulunması gerektiğini söylüyorlar.

          Savundukları tez şu; bizim hepimizin müşterilere sunduğu kiralık kasa hizmeti var mı?

          Var...

          İnsanlar bu kasalarda değerli eşyalarını, mücevherlerini, paralarını saklamıyorlar mı?

          Saklıyorlar...

          Biz burada onların bu mal varlıklarını korumak için nasıl bir kira bedeli alıyorsak, hesap açtığımızda da onların paralarını saklamak ve korumak için bir bedel almalıyız, bu bizim hakkımız!

          Diyorlar ve hepinizin bildiği “hesap işletim ücreti” adı altındaki banka meslek hakkı tüm kamu bankalarının da bu görüşe katılması sayesinde hayata geçiyor.

          Dönem mevduat toplama dönemi olduğu için, hesap işletim ücreti ile başlayan bu hizmet bedeli uygulamasının kapsamı genişliyor ve kredi kullanımının artmasıyla birlikte hepinizin bildiği dosya masrafı adı altında yeni bir banka meslek hakkı çeşidi ortaya çıkıyor.

          Hepinizin bildiği diyorum, çünkü eczanesini ayakta tutmak için banka kredisi kullanmayan neredeyse hiç olmadığından, bankadan kredi kullanırken “bu dosya da amma da pahalıymış” diye içinizden muhakkak geçirdiğiniz dosya bedeli var ya, işte o dosya bedeli kırtasiyeden alınan iki liralık dosyanın değil, bankanın sizden kredi kullandırırken yaptığı bankacılık işlemleri için aldığı meslek hakkı.

          İyi ama biz de eczane hizmet bedeli alıyoruz, aynı şey değil mi diyebilirsiniz. Aynı şey değil. Zira bu bedel bize muayene ücreti tahsilatına karşılık verilen bir bedel, eczacılık mesleğini icra ettiğimiz için değil.

          Ayrıca; eczane hizmet bedeli olarak en fazla reçete başına 3,27 TL alındığı için bu bedel muayene ücreti tahsilatına verilen emeğin bile karşılığı değil. Nasıl mı?

Şöyle…

          Ayda ortalama 350 adet reçete yapan bir eczane reçete başına 3,27 TL toplamda da en fazla 1450 TL alıyor ki bu bedel bir elemanın brüt maaşı bile değil. Hani bunun sigorta primi, kırtasiye ve diğer giderlerinin karşılığı deseniz yok.

          Yahu tamam da eczane zaten sattığı ilaçtan kar elde ediyor derseniz SGK’ nın verilerine göre Türkiye Geneli reçete ortalaması 45 TL üzerinden kar hesabı yaparsak, bu eczanenin SGK reçeteleri üzerinden elde ettiği vergiden önceki brüt geliri 3 bin lira. Yani kirasını, stopajını, elektriğini, suyunu, telefonunu, internetini ödedikten sonra kendi BAĞ-KUR primini bile ödeyecek para kalmıyor.

          Ayda bin, bin beşyüz reçete yapan eczanenin hesabı da, durumu da daha vahim. Ayda bin reçete yapan eczane 500 TL civarı hizmet bedeli alıyor. Sabit işletme giderlerini bu reçetelerden elde ettiği kardan düşünce faturadaki ilaç bedeli haricinde 500 TL ekstra para almasına rağmen yine 500 TL zararda!

          Yani öyle bir sistem kurulmuş ki; sadece 1.nci kademedeki eczacılar değil, hiçbir kademedeki eczacı SGK reçetesinden para kazanmıyor, hatta para kazanmayı bir kenara bırakın, eczanenin sabit işletme giderlerini bile karşılayamıyor. 1.nci kademedeki de, en üst kademedeki de SGK’ dan gelen para sonrası artan bir para olmadığı için o kadar emek sonrası bir bardak çay içip, bir simit bile yiyemiyor!

          Nasıl ama?

          Müthiş değil mi?

          ....

          Onun içindir ki ister evli olsun ister bekar, ister kirada olsun isterse mal sahibi, SGK reçetesi yoğun olarak yapan eczanelerin bir takım istisnalar dışında para kazanma şansı olmadığından herkes ekonomik açıdan zor durumda ve bir çıkış yolu arıyor.

          İlaç fiyatlarının artışının bizi kurtaracağını sananlar olabilir ama o da yaramıza merhem olmayacak. Zira ilaç fiyatları devletin resmi beyanlarına göre 2004 yılındaki seviyesinden %80 daha ucuz olduğu için tek başına ilaç fiyatlarındaki %10’luk -20’lik artış pek bir işe yaramaz.

          2004 yılındaki fiyatlandırma sistemi devam etseydi bugün aylık 20 bin TL fatura kesen eczacı 100bin TL, 100 bin TL fatura kesen eczacı aylık olarak 500 bin TL fatura kesiyor olacaktı ki şu an herkes elde etmesi gereken kar kadar ciro yaptığı için sıkıntıda.

          Bu sorunun tek çözümü devletin eczacı cirosu üzerinden elde ettiği %80 karın bir kısmını doğrudan eczacıya meslek hakkı olarak vermesidir.

          Kademe farkı gözetmeksizin reçete başına 4 TL eczacı meslek hakkı iyi bir başlangıç olur ki bunun devlete maliyeti toplam harcamanın %10’unu geçmez.

          Devlet, kendisine %80 kazandıran bir meslek grubuna %10 kadar bir fedakarlık yapar mı, “yoksa daha fazla kar elde edelim bakalım nasıl olacak” ya da “bu sisteme tam alışmışlardı ki ayakta kalamadılar” diyerek üzüntülerini mi bildirecek? 

          Yaşayıp göreceğiz...

          ...

          Banka hesap işletim ücreti alır, avukat danışma ücreti alır, araç servisi bile servise sadece giren çıkan araçtan bir servis bedeli alır ama eczacı alamaz mı?

          Bankacı Hakkı olur, ama Eczacı Hakkı olamaz mı?

          ...

          Godot’ yu bekler gibi “önce eğitilelim, sonra hak ediyorsak verirler, şimdi bekleyelim” diyenlerden olmadığım için eczacı hakkı vakit geçirmeksizin gelmeli diyorum.

          Yoksa Bankacı Hakkı, Eczacı Hakkı’nın eczanesinin üstüne oturacak!

          Onun için;

          Eczacı, Hakkına sahip çıkmalı!

          Yoksa kimse eczacıya, adı Hakkı bile olsa durduk yerde hak vermez!

          ...

          


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim