H. Gençosmanoğlu Sordu, C. Celayir Yanıtladı-2

Son güncelleme: 10-02-2013

ECZ. CENGİZ CELAYİR-SÖYLEŞİ/RÖPORTAJ

Türkiye İlaç Sanayi Derneği Başkanı (TİSD)

TOBB İlaç Sektörü Meclisi Başkanı

 2.BÖLÜM

 

Milli Hap

H.Gençosmanoğlu: Bağlı olarak araya girip sorayım. Son günlerde Başbakanın milli hap çıkışı var. Başbakanın talimat verdiği söyleniyor. Kendi molekülümüzü üretelim diye. Buna ne diyorsunuz?

C.Celayir: Altını doldurabilirsek... Doğru ve gecikmiş bir tespit.

Ama altını doldurmanın rakamsal bir boyutunu söyleyeyim. Eğer yeni bir kimyasal molekül bulunması ve ilaç haline getirilmesi süreci 10-15 yılları alıyorsa, eğer bu süreç içerisinde bu çalışmalar 1,5 milyar doları buluyorsa bu amaca ulaşmak bugün için Türkiye’de olanaksızdır.

Çünkü Türkiye’de pazarınızda en yüksek ciroyu yapan firmanın veya firmaların toplam 2-3’ünün cirosu 1,5 milyar dolar değildir.

Cirodan bahsediyorum. Bunu kar edip yapacaksınız. Bütün cironuzu toplasanız...

Lider firmanızın bile cirosu bu kadar değil. Sistem ve bu sistemin stepleri vardır. Bunu yapacak organizmanın yaşatılması gerekir. İşte burada paradoks var. Biz geriliyoruz, elimizdeki milli şirketleri satıyoruz. Şimdi milli hap projesi ile kendi ilacımızı yapmaya çalışıyoruz. Proje doğrudur. Hedef doğrudur. Nasıl yapılacağını konuşmalıyız.

 

Yerli İlaç Şirketleri Neden Satılıyor?

H.Gençosmanoğlu: İlaç sanayinin sıkıntıları olduğunu söylüyorsunuz. Ama diğer taraftan uluslararası araştırma şirketleri Türkiye İlaç Pazarı’ nın geleceğini çok parlak görüyorlar. Beş yılda pazarın iki katına çıkacağını, dünyada ilk 10 pazardan biri olacağımızı söylüyorlar. Bizim yerli şirketlerde şirketlerini satıyorlar...

C.Celayir: Önce bir çelişkiyi tespit edelim. Eğer dünyada bu işi pazarlayan veya şekillendiren kuruluşlar Türkiye farma sektörünün mevcut ve geleceğinin çok parlak olduğunu görüyorlarsa o zaman çok uluslu ilaç firmalarının hiç ağlamasına gerek yok.

H.Gençosmanoğlu: Bu önemli bir tespit ama bunu gelecek için söylüyorlar...

C.Celayir: Gelelim geleceğe 2013-2014-2015 ilaç harcama bütçesi şu anda belli. 2015’e geldiğimizde 18.5 milyar civarında bir ilaç harcama bütçesi oluşacak Nasıl 10. sıraya geleceksiniz? Dünyada ki 10. sırada olan ülkenin cirosuna bakarmısınız?

 

H.Gençosmanoğlu: O zaman bu araştırma şirketleri kurgusal mı diyorsunuz? Yönlendirmek için mi yapıyorlar?

C.Celayir: Evet... Dünyada ciro olarak ilk elli firmasının 48’i Türkiye’de vardır.

Üretici, ithalatçı veya ofis olarak. Örnek diyelim ki Pfizer dünyada ciro birincisi, Pfizer’in Türkiye’deki cirosu dünya cirosunun %1’inin altında. Tamamen zarar etse ne olur?

H.Gençosmanoğlu:O zaman geleceğe yatırım yapıyorlar... Başka bir açıklaması yok. Ama gelecekle ilgili de iyi şeyler söylemiyorsunuz. Biraz karışık bir durum galiba...

C.Celayir: Bakın şimdi...Sektör kendi kendine kararnameyi uygulamıyor değil. Sektör kendi kendine iskonto veriyor değil. Sektör kendi kendine her yıl %8-10 küçülüyor değil. Sektörün tercihi değil bu. Bu bir sürecin insanları getirdiği tablodur. Sanayicilik Türkiye’de meşakkatli iştir. Zor iştir. Farma sektöründe daha da zordur. Çünkü etken madde bazında da görece olarak dışa bağımlıdır.

Kimya sanayi olmayan, fenol sanayi olmayan bir ülke ilaç etken maddesi üretemez. Ancak son aşamada 2-3 sentez yaparsın. İlaç stratejik üründür.

H.Gençosmanoğlu: Orada başka bir şey var...

C.Celayir: Devletler insanların önünü açmıştır. Subvanse etmişlerdir. İlaç devleri böyle oluşmuştur. Örneğin Çin ve Hindistan dünya devi olmuştur.

Ama nasıl olmuşlardır?.. Son 25 yıldır Hindistan fikri sınayi mülkiyet

hakları ve patentin baskısını ülkesine sokmamıştır. Kendi sanayisini koruma altına almıştır. Tüm süreci yıllık %2-3 faizle subvanse etmiştir.

Çünkü ilaç üretimini devlet politikası haline getirmiştir. Oysa bizim böyle bir ilaç politikamız yok.

H.Gençosmanoğlu: Yine aynı yere geliyoruz...Diyorsunuz ki dünya devlerinin Türkiye ilaç sektöründe ettikleri zarar umurlarında değil. Önümüzdeki 4-5 yılda da tablo değişmeyecek. Niye o zaman bu şirketler bizim yerli şirketleri satın alıyorlar? Niye bu yatırımı yapıyorlar? Türkiye’ye niye geliyorlar?

C.Celayir: Fal bakmak gibi olur... Bir, rakip eksiltirsiniz. Eğer sizin burada ucuz fiyatla kaliteli ürünle rekabet ederek ve o rekabetle de kamunun pozisyon aldığı bir düzeniniz varsa A ilacının rakibi olmasa Türkiye’de, jeneriği çıkmasa birebir referans fiyatla gelip satacak. Jeneriği çıksa %60 la satacak. Jeneriği çıkarttırmaz.

H.Gençosmanoğlu: O zaman yine aynı noktaya geliyoruz. Geleceğe yatırım yapıyorlar.

C.Celayir: Kendi geleceklerine. Ama o kendi gelecekleri ülkenin geleceği değil.

H.Gençosmanoğlu: Ben oraya takıldım... Yerli şirketler Türkiye’nin devleri Eczacıbaşı, Mustafa Nevzat niye şirketlerini sattılar. Çok para mı aldılar? Değerlerinin üstünde para mı aldılar?

C.Celayir: Yerli firmalar Türkiye’de yaşama savaşı vermişlerdir. Global olabilme adına herhangi bir program ve çalışma yapamamışlardır.

Tam tersi! Yerli firmalar çok ucuza satılmışlardır. Bedavaya gitmişlerdir. Mustafa Nevzat, Eczacıbaşı gibi alt yapısı olan firmalar Orta Avrupa ülkelerinden birinde olsalardı 3-4 kat fazla fiyata giderlerdi. Önemli olan satmak zorunda kalmaları.

H.Gençosmanoğlu: Ama bu basına da yansıdı. Çok yüksek fiyatlarla satıldıkları dillendirildi.

C.Celayir: Hayır, hayır. Satmak zorunda kaldılar. Çünkü önlerini göremediler. Zaten başka işleri de vardı. Zarar etmek üzerine bir iş kurgulanabilir mi?

H.Gençosmanoğlu: Bir düşünceye göre deniliyor ki;ilaç stratejik bir ürün, yalnızca ekonomik değeri için değil, yabancılar bu nedenle bizim firmalarımızı alıyorlar. Bu bir komplo teorisi mi sizce?

C.Celayir: Bence komplo teorisi.

 

Hasan Giderse Hans Gelecek

H.Gençosmanoğlu: Havada kalıyor bu düşünce yani.

C.Celayir: Evet...Ama böyle kurgulanmasa dahi, böyle gittiği sürece fiili durum bu olacak.

Sayın Bakanlar’a şöyle söylüyorum ben; Hasan Bey’in sıkıntısı var, Hasan Bey’in sıkıntısı çözülmezse bir yıl sonra Hans İle karşılaşacaksınız.

Ülke içinde ilaç üretemez hale gelirsek, Çin’den Hindistan’dan ilaç getirirsiniz.

Denilirse ki; üretemiyorsun da bu MF lerin hali ne? Mal fazlası nedir biliyor musunuz? Bankadan kredi alıp rezil olmaktansa, malıma geçer hükmüm denilip mal satmaktır.

Her Daim Tartışma Konusu: “M.F.”

H.Gençosmanoğlu: Tam olarak o mal fazlalarının sırrı ne?

C.Celayir: Sırrı yok.

H.Gençosmanoğlu: Deniliyor ki; sanayiciler sıkıntımız var diyorlar, ama belli kalemlerde MF ler havada uçuşuyor. Bu sadece rekabet ile açıklanabilir mi?

C.Celayir: Başka ne olabilir ki? Tam olarak rekabet de demeyelim, survivor bu... Yaşama savaşı. SGK da geri ödeme listesine girebilmen için aylarca beklemen gerekir. Bir şartla hemen girebilirsin. Piyasadaki en ucuzun %5 altında fiyat verirsen... Beklemektense bu şart kabul edilir. Ve piyasaya çıkarsın.Böyle bir piyasada rekabet etmen gerekir.

H.Gençosmanoğlu: Çok açık söyler misiniz, ilaç zararına verilebilecek bir şey mi?

A ürünü 10+5 verdiğinde de sanayici bundan para kazanmıyor mu?

C.Celayir: Ben size onun matematiğini söyleyeyim. Direkt maliyet unsuru var. Hammadde, işçilik, ambalaj... Bunların ortalaması %35 civarıdır. Ürününe göre bu oran değişebilir ama ort. %35 dir.

Diğer giderler ise; satış pazarlama giderleri, finansman giderleri, genel idare giderleri v.b. Şöyle yapar firma; ürünümden bir tane alana üç tane versem direkt maliyeti kurtarır, bu da %30-35 hesabından...

Bankaya gittiğinde kredi alabilecek misin, ya da ne kadar alabileceksin? Şimdi sebepleri söylüyorum. Bir tanesi, malını likidite etmek için. İkincisi, vahşi rekabet için.

Yüksek MF li ürünlerde ürün ölür. Bunun esas zararı sanayinin kendisine olur. MF ye düşen bir ürün ticari bir metadır. Ticari süreç bittiği zaman ürün de biter. Münferit değerlendirme değil toplam içindeki oranına bakmak lazım.

 

H.Gençosmanoğlu: Söylenen toplamda %5 civarında olduğu, tabii eczanesine göre değişir.

C.Celayir: %5 ise çok iyi. Kimi firmada bu oran sıfır, kimi firmanın bazı ürünlerinde yüksek. Son zamanlarda satılan yerli firmaların birkaç istisnası hariç MF çalışan firmalardır.

Böyle bir pazar olabilir mi? Sürekli fiyat düşüyor, sürekli rakibin artıyor, Orjinal bir ürün bile pazara MF ile çıkabiliyor. Çünkü rakibi geldiğinde hazır olmak istiyor.

H.Gençosmanoğlu: Peki; şunu sormak istiyorum, geri ödeme listesinin çok fazla daraltılacağı söyleniyor. Konuya ilişkin sizin bilginiz nedir? Bununla ilgili elinizde bir liste var mı?

C.Celayir: Daraltma değil, düzenleme...

Şöyle; genellikle proflaktik ve fiyatı düşük ilaçların kamu tarafından ödenmesine gerek yok görüşü var. Diğer yandan liste dışına alırsak, yerine ikame edilecek ürünler kamu maliyesini negatif etkiler" görüşü var.

H.Gençosmanoğlu: Yani ucuz bir analjezik yazabilecekken, ödenmediği için daha pahalı bir analjezik/antienflamatuvar yazacak.

 

Prospektüs Eşitlemesi Çalışması Yapılıyor

C.Celayir: İkinci görüş; örnek vereyim... Statinler, ARB’ler, proton pompası inhibitörleri gibi gruplar var. Osteoporoz grubu ilaçlar var, bunlar tasniflendi.

Bunların önce prospektüs eşitlemeleri yapıldı. Bazı ülkelerdeki uygulama şöyle oluyor. Molekül farklı ama endikasyon aynı benzer ilaçlar. Bir 5 TL, diğeri 10 TL . Diyorlar ki ben bu gruba 5 TL öderim. 5 TL’ye veriyorsan alırım. Yoksa üstünü farka bırakırım. Uygulama böyle olacak.

Buradan bekledikleri şey de nasıl olsa herkes inecek?

H.Gençosmanoğlu: Özellikle yabancı ilaç firması temsilcilerinden sık sık "Bu ilaç fiyat politikaları devam ederse Türkiye yakında ilaçsız kalacak" şeklinde açıklamalar duyuyoruz. Bu bir tehdit mi? Yoksa gerçeği mi ifade ediyor?

Bu bir çeşit aba altından sopa göstermek mi?

C.Celayir: Hayır, hayır öyle değil. Şöyle demişlerse daha doğru. "Böyle giderse Türkiye yakın gelecekte bazı ilaçlardan mahrum kalacak."

Neden doğrudur? Elinizi vicdanınıza koyun. Bu ülkede gelinen ilaç fiyat seviyesi diğer ülkelere kötü örnek olabilecek düzeye indiyse bu koşullarda niye Türkiye’de faaliyet göstersinler?

Bir, karlılık görmedikleri için ilacı getirmiyorlar. İki, buradaki şartların iyileşmesini zorluyorlar. Bir süre önce hatırlıyor musunuz 330 kalem ilaç, yükseltilen KKİ’leri kabul etmedi. Ben bu şartlarda ilacı getirmem dedi. Ne oldu? Kurum kabul etmek zorunda kaldı. Burada olması gereken "vermiyorsan ben de diğer ilaçlarını almıyorum" olmalıydı. Ancak halk sağlığı nedeniyle böyle yapılamazdı. Bu tip ürünlerin Türkiye’de bulunmasının temini sektörün ve kamunun görevidir.

H.Gençosmanoğlu: Hala 50 kalem civarında ilaçta o iskontolar uygulanmıyor. Olan eczacıya oluyor. Eczacı zararına ilaç vermek zorunda kalıyor.

 

Sektörü Öngörüsüz Yönetmemek lazım

C.Celayir: Hiç hoş değil. Bakın bildiğinizi düşünüyorum. Uluslarası hukukta rekabeti belirleyen patent yasalarıdır. Patent yasası kendi değerlerini, kendi patentini korumak için uygulanıyorsa muhteşemdir. Ama ülkede başkalarının haklarını korumak için çıkarılıyorsa çok büyük bir yanlışlıktır.

Bu güne kadar Türkiye’de ikincisi olmuştur. Biz 1995 yılında patent yasasını kabul ettiğimizde 10 yıllık geçiş süreci vardı. Biz bunu kullanmadık. Ve süreyi öne alarak patenti uyguladık. Patentli bir ürün o ülkenin otoritesinin gerekli görmesi halinde ürettirilir ve sattırılır. Bu bütün dünyada böyledir. Zorunlu lisans maddesi vardır. Compulsory Licensing ??.

İçinde bulunduğumuz coğrafya itibariyle Türkiye bunu uygulamak durumunda değil. İlacı araştıran geliştiren ve insan sağlığına sunan yasaların öngördüğü hakları kullanabilmelidir.

İskontolarla, fiyat düşüşleri ile şirketlerin sıkıntıya sokulmasına gerek yok.

Firmanın en ucuz referansla 100 TL’ye sattığı ilacı biz 46 TL’ye alıyoruz.

Bu bağlamda çok uluslu şirketlerin tespitleri ve hezeyanları haklıdır. Vazgeçtik 2013’ü 2023’ü önümüzü göremiyoruz. 1 TL’ye, 2 TL’ye ilaç satıyoruz.

Hele fabrika çıkışı 0,85 TL olan flakonlar var.

Sektörü oluşturan çok ulusluların ve yerli firmaların önemini bilerek bu sağlık hizmetini yönetmek gerekmektedir. Bizim sektörel yapımız adeta simbiyozis bir yaşamdır. Orijinal ve jenerik firmalar birbirleriyle beraber yaşarlar bir başka deyişle biri olmazsa diğeri de olmaz.

 

Yerli İlaç Sanayi’nin Türkiye’de Bir Geleceği Var mı?

H.Gençosmanoğlu: Net bir soru sorsam; çok anlamı olacak mı bu sorunun bilmiyorum, yerli ilaç sanayicilerinin Türkiye’de geleceği var mı? Zor bir soru oldu galiba...

C.Celayir: Böyle giderse yok. Başka bir deyişle yerli sanayinin misyonunu ve önemini bilerek vizyonunu doğru saptayamazsak geleceği parlak değil.

Uzun yıllar küçük sermaye ve iş hacmi ile mesleğe asılan belli yerlere gelmek için kendince gereğini yapan yerli firmalar hammadde üretmişler, evrensel boyutu olmadığı için başarılamamış. Şimdi yeni moleküllerin yer aldığı ürünleri piyasaya vererek hedeflerini büyütmek istiyorlar. Patent v.b. davalar nedeni ile sıkıntı içerisindeler.

H.Gençosmanoğlu: Peki... Güncel bir soru; Sağlık Bakanı’ nın değişmesi konusunda ne diyeceksiniz?

Mesela kulislerden gelen politik söylemler dışında Sağlık Bakanı popülist yöntemler uyguladığı, sağlık alanında ciddi harcamalar olduğu, hükümetin bundan rahatsızlığı, ekonomik olarak yeni Sağlık Bakanı ile bu harcamaların daha da aşağıya çekileceği şeklinde senaryolar var.

 

Recep Akdağ Başarılıdır

C.Celayir: Ben öyle düşünmüyorum.

Çünkü, Sağlık Bakanlığının çok geniş bütçeler ile çalıştığı ve populist politikalar uyguladığı doğru olamaz. Nereden biliyorum, verdiği hizmetlerin karşılığında SGK’dan karşılanan tutarlar ancak giderlerinin bir kısmını karşılar oranlarda. Teşhis tedavi giderleri ve ilaç harcamaları bağlamında Kamu ilaç bütçeleri ile karşılaştırma durumunda Sağlık Bakanlığının da eli çok rahat değil, genelde Sayın Akdağ oldukça başarılı olmuş ve çok önemli icraatların altına imza atmıştır.

Tarzı itibari ile saygılı, bilgili, konuları özümseyerek ve yeni bilgileri almaya açık bir çalışma süreci yaşadık.

İlaç ve Eczacılık alanında, yönetmelikler, tebliğler, yasalar bağlamında (örn. Karekod, Eczacılık Yasası, Sektörel Uyum Yasaları) kısaca sağlıkta dönüşüm adına oldukça başarılı olmuştur.

 

Sağlıkta Çift Başlılık Var...

H.Gençosmanoğlu: Bu çift başlılıkta ciddi bir sorun oluşturuyor galiba. Bir yanda Sağlık Bakanlığı bir yanda Çalışma Bakanlığı...

C.Celayir: Bu sorunlarla süreçte epey karşılaştık. Özellikle SGK’na karşın Sağlık Bakanlığı ve ilaç sektörü tedarikçi durumunda oldukları için hizmet ve ilaç alımında Sayın Recep Akdağ ilaç sektörü adına bir yerden sonra nötr davranmak durumunda kalmış olabilir.

Özetle uzun hizmet süresi ve süre içerisindeki icraatları açısından tarihe not düşülecek önemli hizmetleri olmuştur. Sektör olarak bundan sonraki yaşamında başarılarının devamını dileriz.

H.Gençosmanoğlu: O zaman söyle diyelim kendi iç politik dengelerinden dolayı değişmiştir.

C.Celayir: Aynen öyle diyelim.Bence başarılı bir bakandır.

 

2.BÖLÜM’ÜN SONU

 

3. ve Son Bölüm de...

Dağıtım Kanalları...

"MF" lerin yasaklanması konusu...

Zincir Eczane Olacak mı?

Meslek Örgütleri...

Ticari İskontolar...

.....


Eczacının Sesi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim