1. Pazar Yazıları
  2. Zafer Şarlayan
  3. z.sarlayan@eczacininsesi.com

17-07-2018


’Gerçekten İstiyor musun?’

          Her zaman olduğu gibi aynı saatlerde kapı tokmağı vurmaya başladı. Eczacılık tarihinde söğüt kabuğundan Salisin’i izole etmesiyle bilinen Profesör Buchner gelenin kim olduğunu bilerek kapıyı araladı. Zaten ilgisinden dolayı öğrencilik hayatı boyunca kendi laboratuvarını kullanması için ona izin vermiş, deneysel kimya bilgilerini geliştirmesine yardım etmişti. Büyük bir keyifle kapıyı açtı. Yine birlikte çalışacaklardı. Öğrencisi botanik gezisine katılacağı için bugün erken ayrılması gerektiğini üzülerek söyledi.

Profesör Buchner gülümsedi. “Biliyorum, haberim var” dedi.

İlgisi ve isteğini takdir eden tek kişi o değildi. Botanik Profesörü Zuccarini diğer öğrencilerden farklı bir öğrenme isteğine sahip olan bu öğrencinin farkındaydı. Onu yaptığı botanik gezilerine özellikle götürüyordu. Öğrencisi de onu haksız çıkarmamıştı. Yapılan gezilerden topladığı bitkilerle kendi herbaryumunu kurmuştu.

Zaten üniversite öğrencisi olmadan önce bir eczacı çırağı olarak başlayan süreç bu ilgili öğrencinin geleceğini şekillendiriyordu. Her iki profesörde ondan çok şey bekliyorlardı ama hayat bazen istekle, ilgiyle yani istediğin gibi gitmiyordu. Eczacılık bölümünü başarıyla bitiren öğrenci arkadaşları gibi bir eczacının yanında yardımcı eczacı olurken o bozulan sağlığından dolayı tedavi olmak için başka bir yere gitmek zorunda kalmıştı. Tedavi için gittiği kaplıca hastalardan karakalem çizimler yapmalarını istiyor ve yapılan çalışmaları akşam saatlerinde sergiliyordu.  Bu öğrenci diğerlerinden yine farklı ve dikkat çeken çalışmalara imza atmaya başlamıştı.  

Kaplıca yöneticisi Dr. Zeus çalışmaları gördüğünde onun çok yetenekli olduğunu anlamıştı ve bu ilgili öğrenciyi daha fazla cesaretlendirdi. Çok sevdiği eczacılık mesleğine dönemeyeceğini düşünen öğrenci bütün zamanını resim yapmaya ayırmaya başladı. Bir eğitim almadan başlayan süreç kendi kendine yapılan uzun süreli çalışmalar onu oldukça geliştirmişti. Birçok kişi babasından kalan yüklü miras yüzünden eczacılık mesleğini bıraktığını düşünse de yakınında olanlar ve kendisi bunun böyle olmadığını biliyordu. Çok yönlülüğü, bilgiye, öğrenmeye olan isteği ve göstermiş olduğu azim onu sürüklemiş, botanik gezilerinde başlayan sanat yapma duygusu ortaya çıkmıştı.

Bir zamanlar hastalanarak eczacılık mesleğine başlayamaması ile sonuçlanan şansızlık, ilk sergisinin hayal kırıklığı ile bitmesiyle yeniden kendini göstermişti. İçinde yeniden cesaretini toplaması biraz uzun sürse de zamanın en iyi ressamlarından biri olarak kabul edilmesi gerçekleşecekti.

       Konularını farklı alanlardan seçen bu büyük ressam kimya alanındaki bilgileri kullanarak yeni renkler üretmeyi başarmıştı. Botaniğe olan ilgisi bitkilerin morfolojik yapılarındaki ayrıntıları eserlerine başarıyla aktarmasını sağlamıştı. Resimlerinde tıbbi bitkileri ayrıntılarıyla ele almış, eczacılıktan gelen bilgilerini benzeşim yoluyla aktarmıştı.

Eczacılık bilgisiyle sanatı birleştiren büyük ressam Carl Spitzweg’in 1885 yılında ölümünden sonra Almanya’da birçok sokağa ve caddeye adı verilirken, ölümünün 100. ve 200. yıllarında adına pul bastırıldı.

Yazdığı mektubunda ne babamın mirası ne de başka bir şey… Ben bunu kendim seçtim ve ben bunu istiyorum demişti.

Ya sen, gerçekten istiyor musun?


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim