1. Pazar Yazıları
  2. Zafer Şarlayan
  3. z.sarlayan@eczacininsesi.com

12-08-2017


Eczahaneden Eczaneye

Zarafet ve incelik…

Bugünün başlıkları diye düşündü. Daha yeni dostlarına, meslektaşlarına gönderdiği armağanlarla kuruluş yılını kutladığı eczanesinden, yaptıklarından, gerçekleşen hayallerinden ayrılmak zorundaydı. Mesleği ile ilgili değildi gidişi… En çok ta bu onu ayakta tutuyordu. Ailevi sebepler bu kararı getirmişti. Yine de her zaman olduğu gibi inceliğin ve zarafetin yeni bir örneğini tüm dostlarına veda yemeği vererek gösteriyordu.

Yıl 1977, aylardan Aralıktı...

İlin bürokratları, dostları ve meslektaşları… Onu seven herkes oradaydı…

Bir eczacı olarak gönüllere kurulan tahtın karşılığıydı bu…

Ve sonuna kadar hak ediyordu bu tahtı.

Veda yemeğinden önce; eczanesinin ve evinin fotoğrafını kartpostal haline getirip arkasına bir veda mesajı yazarak dostlarına göndermişti.  Asil hemşehrilerimizin sevgi ve güvençleriyle ellinci yılını tamamlayan eczanemizi kapatıyoruz…” devam ediyordu yazı ama aslına bu cümle ile bitmişti her şey…

Oysa Yıl 1927

Sivas halkına yarım yüzyıl hizmet ederek, şifa dağıtacak bir eczanenin hikâyesinin başlangıcıydı. Eczacı ve diş hekimi mektebine gitmek için Sivas’tan yaylı arabalarla Samsun’a oradan da vapurla İstanbul’a seyahat eden üç çocuğun hikâyesi… İstanbul’a ulaşınca biri diş hekimliğine diğer ikisi ise eczacılık mektebine kayıt olmuşlardı. Eczacılık Mektebi İstanbul’un kadırga semtindeydi. Üç yıl birlikte gidip gelerek eczacılık mektebini tamamladılar. Sonra ayrılsalar bile 1927 yılında Şifa eczanesini ortak olarak açtılar.

Eczanenin yeri çok güzeldi. Bina eczacı tarafından düşünülerek yapılmıştı ve sonuçta ideal ve geniş bir eczane ortaya çıkmıştı. Laboratuvarı, dolapları, hastalar için oturma alanları düşünüldüğünde halkın zihninde yerini almıştı bile…

Ülkenin ve halkın ekonomik zorluklarla savaştığı zamanlardı. Halkın alım gücü oldukça düşüktü ve böyle dönemlerde eczacılık yapmak çok zor bir işti. Her şeye rağmen bir eczacının neler yapabileceğinin en güzel örneğini veriyordu. Çalışmaları ile fark oluşturan eczacı Sivas’a palmiye ve muz ağaçlarının fidanlarını getirmiş ve eczanesinde bunları bile yetiştirmişti. Kayak sporunun yapılması ve sevilmesi, tenis kortlarının kurulması gibi sosyal çalışmalara imza atmıştı.

Özellikle laboratuvarı her türlü donanıma sahipti. Eczacı aynı zamanda üreten demekti, üretmek için araştıran, uygulayan… Ve eczanesinin altında günlerce çalışarak üretimde yapıyordu. Örneğin ağaran saçlara sürülerek aklığını gideren Grasien 2000 adını verdiği bir saç losyonu imal etmişti.

Eczahaneden eczaneye geçişi yaşayarak öğrenmiş, içinde yaşadığı bu değişime büyük katkılar sağlamıştı. Bir bakıma mesleğinde iyi olmanın inceliklerini göstermiş, örneklerini vermiş ve geleceğe büyük adımlar atmıştı.

Eczanesini bir okul haline getirmesi ve onlarca meslektaşını yetiştirmesi ise bir başka liderliği göz önüne seriyordu. Kendisine staj için başvuran eczacılık öğrencisinden hergün 8.30’da eczane de olup akşam eczane kapanana kadar çalışma yapmasını istemiş staj formunu ancak o zaman imzalayacağını dile getirmiştir. Staja gelen öğrenci okul haline gelen eczanede gördüklerini büyük bir saygı ve minnetle anlatıyordu.

“Ecz. Şevket Çubukçu çok okuyan mesleğinde oldukça bilgili ve çok kültürlü bir insandı. Daima temiz, düzgün giyimli ve kravatlıydı. İnsani ve mesleki kaygıları her zaman ticari düşüncelerinin önünde tutuyordu. Satış olsun diye pazarlığa girmez, fakir kimselere ise bedelsiz ilaç verirdi. Ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde parası olmayanların yoğurt, yumurta takası ile ilaç aldıkları bile olurdu. Eczanede tam bir ciddiyet hâkimdi. Yüksek sesle konuşma veya rahatsız edici gülmelere karşı gözlüğünün üzerinden bakması yeterdi. Eczane temizliğine çok önem verirdi. Bu saygın davranışlar gelen insanlarda da içselleştirilmişti. Eczane ye gelen insanlar resmi bir kuruma girer gibi saygı gösteriyorlardı. İçeri girmeden önce şapkalarını hatta ayakkabılarını çıkaran bile oluyordu. Laboratuvarı çok genişti ve sayısız majistral ilaçları birlikte hazırladık. Önce nasıl hazırlayacağımı bana sorar beni dikkatle dinler, hatalarımı düzeltir ve ben bitirene kadar beni izlerdi. Eczanenin bir köşesini kendine ayırmıştı. O köşe misafirler içindi. Elit fikir insanları gelir değişik konularda konuşur görüş alış-verişi yaparlardı. Dergi ve en az on adet gazete aboneliği vardı. Gelişmeleri sürekli takip ederdi.”

Baştanbaşa bir şehrin sağlığına cömertçe verilen büyük hizmet...

Merhameti, yardımseverliği, örnek davranışları ile mükemmel bir iz...

Her anıyla mesleğe kazandırılan ölçülemez değer,

Eczahaneden Eczaneye…

 

z.sarlayan@eczacininsesi.com

 


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim