1. Pazar Yazıları
  2. Zafer Şarlayan
  3. z.sarlayan@eczacininsesi.com

27-03-2017


Sağlığını da okuyabiliyor musun?

Türkü dinliyorlardı. Halk ozanı Aşık Veysel’in o güzel eseri çalıyordu radyoda;

“Güzelliğin on par’etmez, Bu bendeki aşk olmasa;

Eğlenecek yer bulaman, Gönlümdeki köşk olmasa.”

Zevkle dinlemeye devam ederken son dönemlerin her konuda kullanılan o iki kavram türküde geçti.

“Kim okurdu kim yazardı?”

        “Her yerde bu kavram” dedi. “Ne kadar çok kullanılmış?” Türkünün güzelliğine kendini kaptırmış olan arkadaşı bir an duraksayıp “Hangi kavram?” diye sordu.

“Okur Yazar olmak” ….

“Nasıl yani?”

“Her şey temel okuryazarlıkla başlamıştı. Okuma ve yazma çalışmalarının temelini oluşturan bu kavramlar genellikle yazılı işaretleri anlayabilme becerisi olarak görülüyordu. İlk başladığı zamanlarda adını okuyup yazabilen ve imzasını atabilene okuryazar deniliyordu.”

Biraz komik gelmişti ona gülümseyerek “Gerçekten mi” diye sordu.

“Evet… Sonra okur yazarlık, temel okur yazarlık, işlevsel okur yazarlık diye devam etti…”

Konuyu takip etmişe benziyorsun… Evet sağlığa kadar kullanılmaya başlayınca bende merak edip inceledim. Türkiye’deki okuma yazma çalışmalarının 1960 yılına kadar temel okuma yazma üzerinde durduğunu, bu tarihten sonra geleneksel okuma yazma anlayışının yerini işlevsel okuryazarlığın aldığını günümüzde üçüncü aşama olan okuma alışkanlığının önemini artırdığını “Okur Yazarlık” kavramının da, farklı alanlarda kendini göstermeye başladığını öğrendim” dedi…

Sohbet devem ediyordu...

“Örneğin gelişen teknolojiyi tam olarak anlayamayan, yeni üretimlere ayak uyduramayan insan teknoloji okuryazarlığı kavramı üzerinden hareket etmiş. Yine teknolojinin gelişimi ile bağlantılı olan medyanın her alana girmesi, sosyal ağların çoğalması, iletişim ve etkileşimin sınır tanımazlığı Medya Okuryazarlığını getirmiş ve zaman içerisinde okullarda ders olarak okutulmaya başlanmış. Okur-yazar olmak işaret sembolleri tanımaktan öteye geçerek içinde yaşadığımız büyük veri dünyasını bilgiye dönüştürmeyi sağlayabileceğine inanılan bir konuma yerleşmiş.”

“Peki sağlıkla nasıl bir bağ oluşturmuş?”

“Okuryazarlık kavramının yeni algılanma şekli yine yeniden bir bakışla sağlık okur yazarlığı kavramını ortaya çıkarmış. Kabul edilen tanıma göre; Sağlık okuryazarlığı okur-yazarlıkla ilişkili olarak, yaşam kalitesini yükseltmek ve sürdürmek için günlük yaşamda sağlık hizmetleri, hastalıkların önlenmesi ve sağlığın geliştirilmesi ile ilgili kararlar almak ve yargıda bulunmak amacıyla, sağlık bilgisine erişmek, sağlık bilgisini anlamak, değerlendirmek ve kullanmak için gerekli olan bilgi, motivasyon ve yeterlilik olarak açıklanmış. Kısaca sağlığı ile ilgili bir karar verecek olan bireyin sağlık bilgisine erişmesini, anlamasını ve kullanmasını sağlayan yeterlilik durumu olarak görebiliriz…“

Peki insanlar sağlık okur yazarlığında ne durumdalar?

“Bununla ilgili araştırmalar var. Amerikan Tıp Enstitüsü sağlık okuryazarlığı komitesinin 2004 yılında yayınladığı rapora göre; on Amerikalı yetişkinden dokuzu günlük sağlık bilgilerini toplumda, medyada, perakende satışlarda ve sağlık bakımında gerekli olduğu durumlarda kullanırken zorluk yaşıyor. 2011 yılında 8 Avrupa ülkesinde (Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Hollanda, İrlanda, İspanya, Polonya, Yunanistan) yapılmış olan Sağlık Okuryazarlığı Araştırması– Avrupa Birliği (HealthLiteracy Survey– EuropeanUnion (HLSEU) anketinin kullanıldığı Avrupa Sağlık Okuryazarlığı (HLS-EU) çalışmasına katılanların %47.6’sının sınırlı sağlık okur-yazarlığı düzeyine sahip olduğu bildirilmiş. Bu çalışmanın sonucunda, genel olarak sağlık okuryazarlığının düşük olduğu, sağlık okuryazarlığında ülkeler arasında farklılıklar olduğu bulunmuş. Yani insanlar doğru bilgiyi nereden, nasıl alacaklarını ve nasıl kullanacaklarını tam olarak bilmiyorlar.”

“Peki Türkiye de durum nedir?”

Türkiye’de yapılmış ilk geniş ölçekli saha çalışması 2014 yılı Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Araştırması; Avrupa Sağlık Okur-yazarlığı anketi Türkçe’ye çevrilerek veri toplamada kullanılmış. Türkiye toplumunun %64,6’sının yani erişkin nüfusun 35 milyonunun “yetersiz ya da sorunlu” sağlık okuryazarlığı kategorisinde yer aldığı bulunmuş.”

“Bu çok büyük bir oran?”

“Evet, bizleri halk sağlığı için çok büyük bir görev daha bekliyor. Bu çok büyük bir risk ve konu halk sağlığı… Şu soruyu herkese soruyorum.”

“Hangi soruyu?”

“Okur-yazarlığın var,

Teknoloji okur-yazarlığın var,

Medya okur-yazarlığın var…

Sağlığını da okuyabiliyor musun?”

 

z.sarlayan@eczacininsesi.com

 


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim