1. Pazar Yazıları
  2. Zafer Şarlayan
  3. z.sarlayan@eczacininsesi.com

31-12-2016


Evin meleğini öldürmek-Virginia Woolf

“Bir eser nasıl ortaya çıkar?” dedi…

Salonda sesszilik hakimdi. Her biri yazar olmak hevesiyle yanıp tutuşan onlarca beyin düşündü. Fikirleri vardı aslında… Bu konuda konuşabilirlerdi. Dost ortamlarında ne çok şey söylerlerdi zor durumda kalmayacaklarının verdiği rahatlıkla… Ama şimdi ne deselerdi ki? Karşılarında ünlü bir yazar ve ne söyleseler havada asılı kalma ihtimali.

Ve en önemlisi düşüncenin akışını bırakmak… Söyleme cesaretini göstermek. Aileden, okuldan, eş, dost akrabalarından ona kalan düşünceni tam olarak söyleyememe mirasını redetmek zordu.

Kendini toparlayan, bu mirası görmezden gelerek ürkek duruşuyla bir yazar adayı ayağa kalktı…

“Şey” dedi…

Gözleriyle salonu süzdü. Yazar dahil herkes ona dönmüştü. Bir an öncesinden daha fazla heyecan vardı. Kalkmamış olmayı ister miydi? Ama ayaktaydı işte ve bir şey söyleyecekti. Doğruluğunu bilse de söylemek başka şeydi.

“Bence” diye devam etti. “Bir eser için öncelikle hayal gücü gerekli…”

Salondaki bir çok beyin evet doğru söylüyor diye düşündü. Kimileri benim de aklıma gelmişti cümlesini aklından geçirirken…

Yazar ona daha dikkatli baktı… “Bir yazarın en önemli yönü bilincin dışına çıkabilmesidir. Doğru” dedi…

Büyük bir rahatlama hisseti. Doğru söylediği bir yazar tarafından onaylanmıştı. Ama gerçek bu muydu?

Düşüncenin illa ki onaylanması mı gerekiyordu. Onaylanmayan düşüncelerde olamaz mıydı? Yazar bilincin dışına çıkacaksa bu zaten mümkün değil miydi?

Yazar; “Yazmak ta, konuşmakta, düşünmekte aynı… Önce yapabileceğini görmek… Adım atmak, denemek, en önemlisi de bu, deneyimlemek”

Deneyim demişti yazar. Deneyim adı üstündeydi. Pozitif yada negatif sonuca açık bir durum. Yanlışlık ve doğrulukların içiçeliği… Deneyimde her şey mümkünse o zaman neden korkuyoruz.

Yazar devam etti; “Başlama cesaretini gösterip adım attıktan sonra bir boş zaman etkinliği havasına girmeden bunun için zaman ayırmak” dedi…  “Gerçekten bir yazıya hak ettiği zamanı ayırmalısınız.”

Yazıya hak ettiği zamanı ayırmak fikri güzeldi ama nasıl? Bunca hayat mücadelesinin içerisinde, hayatın ona getirdiği ve bir tiyatro sahnesine dönen dünya da oynadığı onca rolün içerisinde…

“Zaman ayırmak kolay değildir. Belki de evin meleğini öldürmeniz gerekir.”

Evin meleği mi? Diye düşündü tüm yazar adayları… Bir de hepsini tedirgin eden -öldürmek- kelimesi…

“Çünkü bir yazarın en önemli ihtiyacı yalnızlık ve zamandır. Eğer çevrenize adanmış, her türlü yardımı esirgemeyen bir yapıya sahipseniz. Zamanınızda aslında sizin dışınızda hareket etmektedir. Herkesin ihtiyacı sizin önünzdedir ve bir yazar bu meleği öldürmediği sürece iyi bir eser ortaya koyamaz. Zaten buna vakit bulamaz.”

“Bu çok acımasızca” diye aklından geçirdi yazar adaylarından birisi ve dayanamadı… Ayağa kalktı. Biraz yumuşatarak “Bu doğru bir şey olur mu? İnsanlarla, dostlarımızla aramızdaki bağı zedelemek?” dedi…

Yazar; “Biliyorum, zor geliyor ama bana da zor gelmişti. Ama daha önemli bir şey söylemeliyim. Ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti. Yazılarımı can damarından kesip atacaktı.”

Yazar olmak, bir eser ortya çıkarmak ne kadar da zormuş… Hani kolaydı… Hani herkes yazardı… Binbir düşünce geçiyordu akıllarından.

“Bunu o kadar kolay sanmayın.” Dedi yazar;

“Ben çok zorlandım. Evin meleği çok tatlıdır. Herkes onu sever ve ondan bir çok şey bekler. Geriye çok güzel anılarınız kalır. Öldürdüm artık dediğinizde bile bir yolunu bulup yeniden ortaya çıkar. Hayır diyemezsiniz. Sizi zorlar… Sadece yazmada değil iş hayatınızda da, gerçekten zaman ayırmanız gereken konularda da böyledir.”

Hayatları binlerce farklı insan, iş, olaylarla dolu olan yazar adayları tamamen kendileri ile baş başa kalacakları bir zaman dilimi oluşturmak için evin meleğini nasıl öldüreceklerdi?

Yazar; “Yazar olmak, bir eser ortaya koymak için hemen hemen her gün yazmak gerek. Biriktirdiğiniz bir anı, yada o gün oluşan yeni bir durum, yeni bir konu, yeni bir insan… Bunun için ise zaman gerek… Acımasızca olsa da bu böyle…”

Cesaret, hergün yazmak ve evin meleğinin ölümü… Bugünün dersleriydi.

Ceseratini toplamak, hergün yazmak fikirlerinin de bağlı bulunduğu en önemli konuydu zaman ayırmak.

Zor olsa da…

Yazarlık yolunda...

Evin meleği ölmeliydi…

 

z.sarlayan@eczacininsesi.com

 


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim