1. Pazar Yazıları
  2. Zafer Şarlayan
  3. z.sarlayan@eczacininsesi.com

30-10-2016


Eczaneye Doğmak...

         Bir eczacının yolculuk hikâyesi nereden başlar, sorusuna verilecek en güzel cevap ne olabilir ki? Benim cevabım çocukluk olurdu. Çocukluk çağı öğrenme hızının yüksek olduğu bir dönem… Eğer bir eczaneye doğuyorsanız ve hatırladığınız oyunların hemen hemen hepsi orada geçiyorsa söyleyecek çok sözünüz var demektir.

Sabahın ilk saatlerinde başlayan çalışma zamanları zor gibi görünse de; bir süre sonra yaşamınızın günlük ritüeli şekline dönüşen bir yaşam bu.

Sorumluluğu, dayanışmayı, azmi, hedefler belirlemeyi, beceriler geliştirmeyi, anlamayı, algılamayı, hoşgörüyü, üzülmeyi, sevinmeyi, ekip olmayı ve yönetmeyi geniş boyutta yaşatarak öğreten bir atmosfer. Bedensel yapınızı güçlendiren, beş duyuyu sonuna kadar kullanan bir kimya dünyası…

İnsanların seçeneklerini, isteklerini, beklentilerini, beğenilerini, beğenmediklerini, zorlukları, kolaylıkları, psikolojilerini, eğlencelerini, değerlerini, bireyselliklerini, çoğunluklarını gördüğünüz büyük bir sosyal okul…

Bildiğiniz kadar bilmediklerinizi, öğrendiğiniz kadar öğrenmediklerinizi, anladığınız kadar anlamadıklarınızı, yaptıklarınız kadar yapamadıklarınızı öğreten bir eğitim yolculuğu…

Günü, geceyi, tatili, uykuyu, yorgunluğu, açılışı, kapanışı, deposundan, bankosuna her biri ayrı çalışma ve emek isteyen yaşayan zaman yönetimi…

Reçeteleri, gramajları, ölçüleri, maliyet, satış, görünen görünmeyen analizleri, ödemeleri, kazançları ile bir işletme akademisi…

Dış görüntüsü, iç dizaynı, standları, laboratuarı, depo düzeni, kıyafeti, logosu, özel alanları, dekarasyonu, rengi, kokusu, tabloları, müziği ile bir güzel sanatlar yolculuğu…

Kendimi bildim bileli bir eczanenin içindeyim. Sağım ilaç, solum sağlık, bir yanımda müşteriler diğerinde firmalar var. Bu eğitici, öğretici, geliştirici ve en önemlisi yaşanmış bir hikaye… Eczaneye doğan bir eczacının masalı… "Benim masalım…"

Evet ben bir eczacıyım. Her şey babamın “Eczaneyi anlamak mı istiyorsun?” sözüyle başlamıştı. Kendimin, çevremin yeni yeni farkına vardığım zamanlardı. Bayram öncesi çocuk yüreği gibiydi yüreğim. Biraz heyecan, biraz merak… Küçük adımlarım yetmiyor, babam yürüyor, ben koşuyordum. Eczaneyi uzaktan gördüğümde heyecanım bir kat daha artmıştı. Kulaklarım en küçük ayrıntıları bile duyuyor, her şeyi kayıt ediyordum. Belki de beş duyuyu çok iyi kullanabilmemin altında yatan neden de buydu…

 Bir güne ne kadar hazırsanız, o gün sizi o kadar memnun eder.” demişti babam çalışanları karşısına alıp günün ilk toplantısını yaparken.

Bir hayata ne kadar hazırsanız o hayat sizi o kadar memnun eder yada bir işe ne kadar hazırsanız o iş sizi o kadar memnun eder…” diye devam etmişti

Herkes hazırdı…

Hem güne,

Hem hayata,

Hem Eczacılığa…

Ben de o günden sonra hep hazırlandım. Şimdi bir eczacıyım eczaneye doğmuş bir eczacı…

Her şeye hazırım!

 

z.sarlayan@eczacininsesi.com

 


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim