Ecz. Tuncay SAYILKAN

Sağlıkta Devrim mi?

14-11-2014


10 Şubat 2005 tarihinde SSK’lı vatandaşların da diğer vatandaşlar gibi serbest eczanelerden ilaç hizmeti alabilmesinin önünü açan gelişme ile başlayan, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devri ile süren, Yeşil kartlı vatandaşlarımızın ve Maliye bakanlığı mensuplarının ve diğer kurumların SGK çatısı altında birleşmesi ile noktalanan süreç öncesinde hemen hiç kimse bu günkü  koşullarla karşılaşacağımızı tahmin edememişti.

Başlangıçta ülkemizde yaşayan bireylerin tümünün eczanelerden hizmet alması ve herkesin eşit sayılabilecek koşullarda sağlık hizmeti alıyor görüntüsü bir çok sorunun görmezden gelinmesine ve  sağlık hizmetlerinin finansının ne kadar sağlam olmayan temellere oturduğunun sorgulanmasını bile öteledi.

O süreçte az sayıda meslek örgütü yöneticisi ile birlikte KKİ’larının ve muayene ücretlerinin eczanelerin üzerinden geçmesinin gelecekte ciddi sıkıntılar yaratacağı öngörülerimize bile kulak verilmedi.

Sağlıkta dönüşüm sürecinin sağlık çalışanları ve ilaç sektörü üzerinde yarattığı tahribat her yıl artarak devam etti ve artık tahammül edilemez bir noktaya geldi. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bir süredir uyguladığı global bütçe ile ilaç firmaları ve eczaneler büyük kayıplar yaşadı. Global bütçenin aşılmaması ve hedeflerin tutturulması adına sürekli tasarruf amaçlı düzenlemeler yapıldı. Ancak sektör bileşenlerinden alacak bir şey kalmayınca sıra vatandaşa geldi. Sağlık hizmetleri değişik isimlerdeki katkı payları ile her geçen gün biraz daha paralı hale getirildi.

Bu gün ne yazık ki herkesin parası kadar sağlık hizmeti aldığı bir noktaya gelinmiştir. Gerçekçi olmayan bütçeler, salt tasarruf amaçlı düzenlemeler ve ilaç fiyat kararnamesindeki 1.9595’lik döviz kurda ısrar sonrasında bir çok ilaç bulunamamakta, bir çok hastanın umudu olacak yeni teknoloji ilaçlar da benzer gerekçelerden dolayı ülkemize gelmemektedir.

Sektörün bileşenleri ile birlikte Ulusal bir sağlık politikası belirleyerek ortak akılla kalıcı çözümler üretmek yerine sürekli olarak tasarruf önceleyen zihniyetle ancak bu noktaya kadar gelinebilmiştir.

Onuncu yılına yaklaşan bu sürecinin sonunda ,  eczaneler azalan ciroları, artan giderleri, eriyen gelirleri ve bozulan ekonomileri oldukça çok zor durumda bırakılmıştır. SGK bütçesinin bir türlü kapatılamayan açıklarını, sadece ilaç harcamalarını baskılayarak kapatma düşüncesinin sonunda bir çok meslektaşımız eczanelerini kredilerle  ayakta tutmaya çalışırken, mesleğe veda edenlerin sayısı da her geçen gün artmaktadır.

Sayısı her gün artan yeni Eczacılık Fakülteleri ile, her yıl kapanan eczane sayısına yakın sayıda eczane açılıyor olması da sorunun ciddiyetinin kamuoyu tarafından algılanmasını geciktiren bir etkendir.

Kısa vadede ;

*eczane karlılıklarında (gerekirse mf’ler kaldırılarak ) kalıcı bir artış sağlanmalı,
*SGK sözleşmesinde yer alan hizmet bedeli artırılmalı,
*ilaç fiyatlarından bağımsız bir meslek hakkı uygulaması hayata geçirilerek eczanelerin ayakta kalması için iyileştirici bazı adımlar atılmalıdır.

Uzun vadede ise ;

*yeterli öğretim elemanı bulunmayan ihtiyaç fazlası eczacılık fakülteleri kapatılmalı, mevcutların da kontenjanları düşürülmeli,
*yardımlaşma sandığı eski sosyal boyutuna taşınarak , ikinci emeklik projesi uygulamaya konmalıdır.
*kamu ve özel hastanelerdeki eczacı ihtiyacı belirlenmeli ve gereken kadrolar açılmalıdır.

Kimilerince devrim (!) olarak adlandırılan bu sürecin sağlık çalışanlarını ve vatandaşı getirdiği nokta tüm çıplaklığı ile ortadadır.

Bizim bildiğimiz devrim ; “belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yani yenilik anlamına gelmektedir”. Oysa bu gün yaşadıklarımız bizlere eski SSK uygulamalarını hatırlatmaktadır.

Her geçen gün yeni angaryalarla karşılaşan ve büyük riskler üstlenerek hizmet vermeyi sürdüren  eczanelerin yeni kayıplara tahammülünün kalmadığı açıktır.

Bu anlamda siyasi otoritenin, sağlık otoritesinin ve meslek örgütlerinin sorumluluğu ortadadır. Tüm kesimlerin daha fazla geç kalmadan  sorunların çözümü için aldıkları sorumluluğun gereğini yerine getirmeli ve  herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Saygılarımla…


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.