1. Medikal Duruş
  2. Ecz. Gül Kara
  3. g.kara@eczacininsesi.com

30-01-2019


Bir Alzheimer Hikayesi-2

Babaa, baaaba…

Ses yok!

Bak torunun burada, diyorum. Dönüp bakmıyor.

O anda kalın sesli bir hasta bakıcı TAMER BEY diye bağırdı. Ve… Gözlerini ona doğru döndürdü. Hatta hafifçe gülümsedi, tepki verdi diye sevindik tabii ki...

Artık ona babam diyemeyeceğim, beni kızı olarak tanımıyor.

O artık Tamer Bey!

Varsın olsun… Anlayış, sevgi, sabır bu hastaların hayata tutunmasında en önemli faktör.

Alzehimerde her hastanın tepki veriş ve davranış biçimi farklı oluyor.

Evde geçirdiğimiz sürecin sonunda babam bir deri bir kemik kalmıştı, takılan serumlar yeterli gelmiyordu gece gündüz birbirine karışmıştı hafif saldırgan davranışlar yüzünden üzüntü duyuyorduk.

Bilen bilir hayata naif, duygulu bakan bir kişidir… Kimseyi incitmez, kendi içinde duygularını yaşayan bir insandır, nasıl böyle oldu diye şaşırıyorduk. İşte bu kişilik bozuklukları hastalığın en baş belirtileri.

Zamanla evdeki bakımımız yeterli gelmemeye başladı.

Beslenememe ve susuz kalma ve şekerin çok yükselmesi nedeniyle, doktorumuz artık hastaneye yatması gerektiğini söyledi.

Ardından, HNH Palyatif günlerimiz başladı yaklaşık 45 gün burada kaldık.

Ağızdan beslenemediği için PEG uygulandı. Artık mideden mama ile beslenecekti. Mamaya uyum sağlaması gerekiyordu. Kusma ya da ishal yapabiliyor veya şeker kontrol altına alınamıyordu.

Hastane sürecinde uzun süre yatmaktan dolayı palyatifteki hastalarda yatak yaraları açılma riski çok yüksek olur. Bu yüzden laboratuarımda koruyucu amaçlı bir krem hazırladım. Her bez değişiminde uygulattım.

Ağızdan su bile alamadığı için ağız bakım seti ile temizlik yapmak gerekir. Ben ayrıca organik HİNDİSTAN CEVİZİ ile ağız içini nemlendiriyordum.

Yine uzun süre yatmaktan dolayı topuklarda yara açılabiliyor bunun için özel hazırlanmış yuvarlak süngerler mevcut. Yatağın altına havalı yatak serdik.

Pegli hastalarda hijyen çok önemli! Saç ve vücut temizliği için perine temizleyici ıslak mendil (tahriş yapmadığı için tercih edilir), hazır banyo süngeri, baş bonesi kullandık.

Mama uygulama için önceleri 50 cc lik beslenme enjektörü ile uygulama yapılıyordu. Daha sonra makina ile mama verilmeye başlandı. Biraz toparlanmaya başlayıp, mamaya alışıp şekerde düzene girince bizi taburcu ettiler.

Buradan sonra ki süreç bakım evine yerleşmekti. Kızı olarak bu kararı vermek, anneme bunu kabul ettirmek çok ama çok zordu geceler boyu uyuyamadım.

Ama şimdi biliyorum ki; verdiğimiz en doğru kararmış.

Hasta bakıcısı, hemşiresi ile Alzheimer hastalarını tanıyan böyle bir merkez bizim tüm bakış açımızı değiştirdi. Yaklaşık iki yıldır özel bakım evi bizimde 2. evimiz oldu.

Önceleri hareketli bir hasta olduğu için ve yeri değiştiği için uyum sağlayana kadar bir süreç yaşadık. Onu orada bırakıp gece eve gitmek zor geliyordu. Ama biliyorduk ki bizden daha iyi bakacaklardı.

Oraya babama ait bir tekerlekli sandalye, oksijen konsantratörü(raporla bir kısmını devlet karşılıyor) aldık. Yine havalı yatağını serdik. İlaçlarını ve raporlarını takip ediyorum. Hergün şeker bakılıyor oksimetresi, tansiyon aleti stripleri kendine ait.

Bazen magnesyumu düşüyor, arada Calcium, Magnesyum ve D vitamini takviyesi yapıyorum.

Uzun süre hareketsiz olmaları kemik erimesi ya da kemiklerde güçsüzlük yapabiliyor. İmkan varsa fizik tedavi ve rehabilitasyon öneriliyor. 

Bu iki yıl içinde yaklaşık üç kere yoğun bakımı ziyaret ettik.

Alzheimer hastaları hele bir de pegli ise sıklıkla aspirasyon pnömonisi oluyor. Crp yükseliyor. Yüksek antibiyotik tedavileri yapılırken ben Peg’den PROBİYOTİK TAKVİYESİ yapıyordum. Akciğer, solunum sorunlarına bazen kalp, böbrek sorunları ekleniyor.

Yoğun Bakım ise ayrı bir durum. 24 Saat içinde sadece 15 dakika içeri girip kısa bilgi veriyorlar.

Dayandı…

Her seferinde kulağına fısıldadım.

Daha erken…

Yoğun bakımda 20 güne yakın hiç gözlerini açmadan yattı… Akciğer iltahapla dolu olduğundan nefes alamamaya başladı. Ntübe edildi ve bu sırada kalp krizi geçirdi. Enfeksiyon 500 katına çıktı. Vücut yorgun düştü yine çok zayıfladı.

Şu an saat 23.00 bu yazıyı yazarken babam bakım evinde, çok şükür şimdilik atlattı. Bugün gözleri açıktı.

Günü yaşarken kirpiklerin hareketinin önemini bile UNUTAN bizlere gelsin bu yazı…

Unutan kim, hatırlatan kim?

Biz mi onlar mı?

Haftaya bunama ile Alzheimer arasındaki farklar ile devam edeceğim.

Unutmayın…

 

Uzm.Ecz. Gül Kara

hurriyeteczanesi@ttmail.com

05325814059- Hürriyet Eczanesi

Rıhtım caddesi No:64 Kadıköy -İstanbul


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim