1. Köşebent
  2. Orhan Yıldız
  3. o.yildiz@farmaziakademi.com
  4. 0532 283 56 68

27-01-2019


Kuşağım kuşağına

Kuşaklar arası farklılıklar her dönemde, her çağda, belirgin olarak hissedilmekteydi. Ancak, özellikle son 100 yılda hatta son 50 yılda teknoloji ve sanayinin geçmişe oranla çok daha hızlı gelişiyor olması, kuşaklar arasındaki farklılıkları keskinleştirdi.

Sağlık hizmetini daha iyi ve doğru bir şekilde verebilmek için, her bir kuşağın beklentilerini ve ihtiyaçlarını da doğru bilmek gerekiyor. 

Günümüzde kuşaklar;

Baby Boomers (Bebek Patlaması Kuşağı)

X Kuşağı

Y Kuşağı ve

Z kuşağı olarak tanımlanıyorlar

Aslında Sessiz kuşak diye adlandırılan 75 yaş üstü bir kuşak daha var. Ama toplam nüfusumuzun yaklaşık %3’ünü oluşturdukları için onları da ilk gruba dâhil edebiliriz.

Kısaca tanımlamaya Baby Boomers Kuşağı’ndan başlayalım isterseniz:

İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki yıllarda doğan 1 milyar bebek, bu kuşağa adını vermiş.

1946-1964 arasında doğanlar, bu kuşağın temsilcileri.

Baby Boomers kuşağının genel karakteristik özellikleri,

- Sadakat duyguları yüksektir,

- Kanaatkarlar; aynı yerde uzun süre çalıştılar,

- Otoriteye saygılılar,

- Teknoloji çoğuna uzak oldu, çok benimseyemediler.

Bu gurup, sağlık kuruluşuna ve dolayısıyla eczaneye en sık ihtiyaç duyan gruptur.

Bu kuşaktan olan hastalarınızın neredeyse tamamı sürekli size gelir, sizi ve çalışanlarınızı ismen tanır.

Onlar için sağlıklı olmak demek, hasta olmamakla eş değerdir. Nüfusumuzun yaklaşık %17’5 uğunu oluştururlar.

İkinci Kuşağımız X kuşağı

- Genel nüfusumuzun yaklaşık % 20’si bu grupta yer alır.

- 1965-1979 yılları arasında doğdular.

-Belirli bir disiplin çerçevesi içerisinde yetişmiş ve kurallara uyumludurlar.

-Sabırlı ve otoriteye saygılıdırlar.

-Teknolojiye adapte olmakta sorun yaşayabilirler ve değişimi kabul etmekte zorlanırlar.

-Sadakat duyguları duruma göre değişir. Alternatifleri göz ardı etmezler.

Sağlık, onlarda hasta olmamak ve bunun için çaba göstermek şeklinde kodlanmıştır. Sınırlı düzeyde spor, düzenli beslenme, sigarasız yaşam gibi konularla ilgilenmekle birlikte, alışkanlıkları onları çoğunlukla engeller. Bu da kronik hastalıkla buluşma oranlarını olumsuz olarak etkiler. Örneğin; bu grupta Diyabet prevalansı yaklaşık %18. Yani bu grupta yer alan kişilerin neredeyse 1/5’i diyabetle baş etmeye çalışıyor.

Günümüzün üst düzey yöneticileri, çoğunlukla bu kuşaktadır. İyi görünmek onlar için her şey değildir. Ama statüleri ve bütçeleri oranında buna gayret ederler. Yani kişisel bakım onlar için belirli oranda önem taşır.

3. kuşağımız, Y kuşağı

- 1980-1999 arası doğanlar, bu kuşağın temsilcileri.

- Sadakat duyguları yok denecek kadar azdır. Kararlarında belirleyici olan, her zaman kaliteli ürün ve servis hizmetine ulaşabilmektir.

- Teknoloji, hayatlarında odak noktası ve pek çok konuda belirleyici. Her bilgiye internetten ulaşabilmek gibi bir alışkanlıkları var. Kendilerinin ve aile bireylerinin sağlıkları ile ilgili her konuyu internetten araştırarak eczanenize geliyorlar.

- Hızlı tüketiyorlar.

- Kitlesel olanı değil, kişiye özel olanı seviyorlar.

- Bir şeyden rahatsız olduklarında, şikâyetlerini en sert ve en duyulacak şekilde ilgili yerlere ulaştırmaktan çekinmiyorlar.

- Sadece kendileri için değil, X ve Z kuşağı için de karar veriyorlar.

- Çok önemli bir diğer faktör ise “arkadaş onayı”. Arkadaşının önermediği ve onaylamadığı bir ürünü, Y ile buluşturmak çok zor.

- Onlar için sağlık, iyi görünmek, dengeli ve doğal beslenmek, spor yapmak, iyi dinlenmek, gülmek, stresten uzak olmak. Yani sağlık kavramına, kendilerinden önceki kuşaktan çok daha farklı bakıyorlar. Onlar, kişisel bakıma en çok önem veren kuşak.

- Nüfusumuzun yaklaşık %32 sini oluşturuyorlar. Yerine karar verdiklerini de hesaba katınca, çok büyük bir potansiyelleri var.

Ve son olarak Z kuşağı

- 2000-2013 yılları arasında doğdular.

- Daha şimdiden, 5 yaş altını hesaba katmadan nüfusun % 23,5’uğunu oluşturuyorlar.

- Tüketim çağının tüm çılgınlığını onlarda doğrudan gözlemleyebilirsiniz.

- Onları milenyum kuşağı veya internet kuşağı olarak da tanımlayabiliriz.

- Teknoloji ile iç içe büyüyorlar.

- Hayatlarına dahil olan her şeyi sorguluyorlar.

- Sosyalleşmek bile onlar için internetle mümkün.  Bilgilenmek için de interneti tercih ediyorlar. Google, onlar için çok güvenilir bir bilgi kaynağı. Kendi kendilerine tanı-teşhis koymak gibi bir eğilimleri var.

-Sağlıktan daha çok kişisel bakım onlar için daha önemli ve yavaş yavaş ilgilenmeye başladılar.

- Markalara ve ürünlere sadakatleri çok düşük seviyede ve kendi kararlarını vermek konusunda çok ısrarcı olabiliyorlar.

 

Kuşakları kısaca bu şekilde tanımlayabiliriz. Bu verilerin ışığında açıkça görülüyor ki; sadece yaşlanan, küçülen bir popülasyonun parçası olan geleneksel hastaların ihtiyaçlarını değil, gençlerin ihtiyaçlarını da karşılamaya odaklanmamız gerekiyor.

Y ve Z kuşaklarının oranı arttıkça, eczaneler için giderek daha fazla önem kazanıyorlar.

Onlar, yani 40 yaş altı grup, önceki kuşaklardan daha bilgili, donanımlı ve talepkâr.

Bu da, sizleri her zamankinden daha güvenilir bir danışman olmaya zorluyor. Eczaneye gelmeden araştırdıkları için, sizi de araştırmaya, bilgilenmeye zorluyorlar.

Güncel ürün bilgisi ve literatürleri en az onlar kadar takip etmeliyiz. Çünkü internetten edindikleri her bilginin doğru olmadığını, birçok kirli ve gerçek dışı bilgi olduğunu biz onlardan daha iyi biliyoruz. Bilgilerini bizimle konfirme etmeli, eğer yanlış bir bilgiye sahiplerse de, doğrusunu bizden öğrenmeliler.

Yani, sonuç olarak genç kuşak bizi teknolojik ve mesleki olarak gelişime zorluyor. Hangi kuşakta yer alıyor olduğumuzdan bağımsız olarak, en iyi sağlık hizmetini vermeye devam edebilmek için diğer kuşakları, özellikle gençleri anlamalı, onlara ulaşabilmeli, dokunabilmeliyiz.

Aksi takdirde geleneksel sağlık hizmeti vererek sadece çok sınırlı bir kitlenin ihtiyaç ve taleplerini karşılayabiliriz ki; bu da kapımızdan girenlerin sayısının günden güne azalmasıyla sonuçlanır.

X,Y ve Z lerle dolu, çok bilinmeyenli, yeni eczane denklemini çözebilmek, beklenti ve taleplere ayak uydurmak için daha çok çalışmamız gerektiği çok açık.


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim