TEB’ den 2017 değerlendirmesi

Basın açıklaması yapıldı

Son güncelleme: 18-01-2018

Türk Eczacıları Birliği, 2017 yılını sağlık, ilaç ve eczacılık alanında değerlendirmek üzere bir basın toplantısı düzenledi.

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak ve Merkez Heyeti’nin katıldığı basın toplantısında dikkat çekici açıklamalarda bulunuldu.

 
2017 yılında yaşanan terör saldırılarını lanetleyerek sözlerine başlayan Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak; 2017’de en az 2006 işçinin çalışırken yaşamını yitirdiğini, 409 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 332 kadına cinsel şiddet uygulandığını, 387 çocuğun istismara uğradığını söyledi. “Bizler bu tabloya yalnızca sayı ve istatistik düzleminde bakamayız.  Yaşamın ve yaşatmanın önemini bilen bir sağlık meslek örgütü olarak onların birer hayat, birer can olduğunu hatırlatmak isteriz” diyen Çolak, şiddeti engelleyecek, emek sömürüsüne dur diyecek kapsamlı politikaların üretilmesi gerektiğini söyledi. 
 
Türkiye’de son yıllarda yaşanan gelişmelere değinerek: “OHAL, KHK, kayyum, gözaltı, tutuklama sözcükleriyle dolu bir yıl geçirdik. Bu konular, kamuoyunda ve toplum vicdanında kendisine yer buldu” diyen Çolak, adalet duygusunu zedelemeyecek yollarda kalınması gerektiğini vurguladı. 
 
“Farklılıkların zenginlik olduğunu hatırlamalıyız”
 
Nisan ayında yapılan referanduma değinen Çolak konuya ilişkin şunları söyledi: “Çağdaş ve güçlü bir Türkiye için; cumhuriyet, laiklik, demokrasi, evrensel insan hakları, sosyal hukuk devleti gibi bizi birleştiren değerleri aklımızdan çıkarmamalı; yola beraber devam etme erdemini gösterebilmeliyiz. Hani bir söz vardır: Coğrafya kaderdir, diye. Belki de bunu kendimize daha sık hatırlatmalı, farklılıkların zenginlik olduğunu hatırlamalı ve kaderimizi sevmeliyiz.”

“Sağlıkta tasarruf ön plana çıkarılamaz”
 
Hak temelli bir bakış açısını benimsediklerini ifade eden Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak; 2018 bütçesinden sağlığa ve ilaca aktarılan payın arttığını, ancak bu artışın yeterli olmadığını, sağlık ve ilaç konusunda OECD ülkelerine kıyasla geride kaldığımızı belirtti.
Sağlık Bakanlığının yürüttüğü farkındalık kampanyaları sayesinde antibiyotiklerin kutu bazında kullanım oranının 2016 yılına göre %13,2 azaldığını söyleyen Çolak, bu oranın OECD ortalamalarıyla kıyaslandığında yeterli olmadığını belirtti ve “Türk Eczacıları Birliği olarak Bakanlığın akılcı antibiyotik kullanımı kampanyasına her alanda destek veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz” dedi. Çolak, ayrıca Sağlık Bakanlığının yürüttüğü akılcı ilaç uygulamalarını, toplumun bilinçlenmesi noktasında olumlu bulduklarını ifade etti. 
 
Çolak, konuya ilişkin şunları söyledi: “Sağlık alanında tasarrufun ön plana çıkarılamayacağını, önleyici-koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemini, akılcı ilaç kullanımını temel alan ulusal sağlık politikalarının gerekliliğini, sağlık harcamalarının büyük oranda kamusal nitelik taşıması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz.”
 
“Ekran sertifikası ve akreditasyon kurulu uygulamasına geçilmeli”
 
Sağlığın sorumlu, vicdanlı ve hassas olmayı gerektiren bir alan olduğunu ifade eden Çolak, sözlerinin devamında: “Toplum sağlığı medyatiklikten önemlidir. Kimi bilim insanlarının, toplum sağlığını yakından ilgilendiren konularda bilimsellikten uzak açıklamalarda bulunduğunu görmekteyiz. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve RTÜK’ün daha önce de gündeme gelen ekran sertifikası ve akreditasyon kurulunu bir an evvel hayata geçirmesini talep ediyoruz” dedi. 
 
“Şiddete karşı caydırıcı önlemler alınmalı”
 
Çolak, sağlık çalışanlarına şiddete dair şunları söyledi: “Toplumsal ayrışmanın hemen her alana sirayet ettiği, şiddetin çözüm olarak görüldüğü günlerden geçiyoruz. Sık sık sağlık çalışanlarına şiddet haberleriyle karşılaşıyoruz. Bu noktada sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve şiddete karşı caydırıcı önlemler alınması konusundaki çağrımızı yineliyoruz.”
 
“İstihdam teşvikleri sağlanmalı”
 
“6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler hakkındaki kanunda yapılan değişiklikle belirli bir cironun üzerindeki eczanelerde ikinci eczacı çalıştırma zorunluluğu ve 2018’den itibaren eczacılık fakültelerinden mezun olacaklara 1 yıl süreyle yardımcı eczacı olarak staj yapma şartı getirildi” bilgisini veren Çolak, istihdam teşviklerinin sağlanması gerektiğini vurguladı. 
 
Eczacılık fakültelerinin durumuna da değinen Çolak: “Yeni fakültelerin açılmaması, öğretim elemanı yetersiz olanların kapatılması, sanayi ya da üniversite iş birliğiyle Ar-Ge merkezlerine dönüştürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde eczacılık eğitiminin niteliksizleşmesi ve eczacı istihdam sorunuyla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacaktır” dedi. 
 
Çolak, kamuda çalışan eczacılara ilişkin ise şunları söyledi: “Meslektaşlarımızın özlük ve ekonomik hakları konusunda Sağlık Bakanlığına çağrıda bulunuyoruz ve bu alanda çalışan meslektaşlarımızın çalışma koşulları, katsayıları ve ekonomik durumları ile ilgili iyileştirme yapılmasını istiyoruz.”
 
“Eczaneler ile şehir hastaneleri arasına mesafe kriteri getirilmeli”
 
Şehir hastanelerini olumlu bulmakla birlikte tereddütleri olduğunu söyleyen Çolak: “Vatandaşın sağlığa erişiminde sıkıntı yaratmasından ve hastane işletmeciliği noktasında sağlık hizmet sunumunun özelleşmesi sonucunun doğmasından endişeliyiz” dedi. Var olan hastanelerin kapatılmaması gerektiğini ifade eden Çolak, hastanelerin işlevlerinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. 
 
Şehir içindeki hastaneler kapandığında o bölgede konumlanan eczacıların ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya geleceğini ifade eden Çolak: “Şehir hastanelerinin karşısındaki arsalara eczane açma girişimleri olduğunda eczacılar arasındaki eşitsizlik derinleşecektir. Önlemler alınmalı, eczaneler ile şehir hastaneleri arasında mesafe kriteri getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır” dedi. 
 
“İlaç yokluğu ile ilgili şikayetler artmaya başladı”
 
Şubat ayında pek çok ilaç kaleminde fiyatların Euro kuruna göre yeniden ayarlanacağını, ilaç yokluğu ile ilgili şikayetlerin artmaya başladığını söyleyen Çolak: “İlaç şirketleri ve dağıtım kanallarından kaynaklanan bu yokluk, hasta sağlığını tehlikeye atıyor. Bizler her sene benzer bir manzara ile karşılamak yerine, tüm tarafların bir masa etrafında oturup bu soruna artık bir çözüm bulmasını istiyoruz” dedi.
 
SGK ile görüşme
 
Türk Eczacıları Birliği ve SGK arasında 2018 ilaç alım protokolleri ve protokol revizyonları yapılacağını söyleyen Çolak; majistral ilaç tarifesinin güncellenmesi, eczacının sorumluluğunda olmayan konularda yüksek tutardaki para cezaları ve sözleşme fesihleri, geçici koruma altındaki yabancılara ilaç temininin Türk Eczacıları Birliği, SGK ve AFAD tarafından yürütülmesi protokolünün bir an önce hayata geçmesi gibi konuların görüşüleceğini söyledi. 

“Reçetesiz ilaca hazır değiliz”
 
“Sağlık sistemimiz, eczanelerimiz ve sağlık okuryazarlığı düşük olan toplumumuz reçetesiz ilaç kategorisinin genişletilmesine hazır değil. Diğer yandan reçetesiz ilaçların beraberinde ilaçta reklamı, ilaçta fiyat artışını ve ilacın eczane dışına çıkmasını getireceğinden endişe duymaktayız” diyen Çolak, TİTCK’nın ilgili listenin, üzerinde tüm taraflarca bir mutabakat sağlanana dek görüşten kaldırıldığını duyurmasından dolayı teşekkürlerini iletti. 

“Muvazaa mesleğimizin kanayan yarası” 
 
“2016 yılını muvazaa yılı ilan ederek muvazaa araştırması ve değerlendirmesinde karşılaşılan sorunları en aza indirmek ve muvazaa ile mücadelede farkındalık yaratmak amacıyla bir dizi çalıştay gerçekleştirdik” diyen Çolak, TİTCK ile bu konuda çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Çolak, ayrıca muvazaa ile mücadele için yürütülen kapsamlı ve etkin çalışmalar doğrultusunda sorunun en aza indirilmesi noktasında başarı sağladıklarını belirtti. 

“Ruhsat yetkisi Sağlık Bakanlığına verilmeli”
 
Bitkisel ürünler ve gıda takviyeleri sınıfındaki ürünlerin, eczacının inisiyatifine verilmesi gerektiğini vurgulayan Çolak, şunları söyledi: “Farmasötik formda satılan bu ürünlerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmasını hatalı buluyoruz. Bu yanlıştan bir an evvel dönülmesini, ruhsat yetkisinin Sağlık Bakanlığına devredilmesini ve söz konusu ürünlerin satışının eczanelerde yapılmasını talep ediyoruz.” 
 
Veteriner ilaçla ilgili de aynı durumun geçerli olduğunu vurgulayan Çolak: “Bunun yanı sıra veteriner ilaçlar da aynı şekilde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmaktadır. Adı üstünde “ilaç” olan bu ürünlerin ruhsat yetkisinin de yine Sağlık Bakanlığına devredilerek yıllardır sürdürülen bu yanlıştan dönülmesini ve satışının eczacı kontrolünde gerçekleştirilmesini istiyoruz” dedi. 

ECZACININ SESİ/ HABER


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim