Bitki Çaylarında Doğru ve Yanlışlar-1

Son güncelleme: 19-09-2020

Dr. Ecz. Hilal Bardakcı

Acıbadem Üniversitesi

Eczacılık Fakültesi

Farmakognozi Anabilim Dalı

 

Bitki çayları hakkında doğru bilinen yanlışlar…

1.Bölüm

“Üç tutam ondan, bir avuç bundan alın, üzerine 50 derecelik su ekleyip tam 17 dakika kaynatın. Ama 16 değil, 18 değil tam 17 dakika. Sonra çayınızın sıcaklığı 65 dereceye inince içerseniz bir daha hasta olmazsınız ya da tüm hastalıklarınız iyileşir…”

Evet artık kış mevsimi yaklaştı, korona vakaları tekrar artmaya başladı derken yakında ekranlarda bu tip tarifler veren “pseudo” yani sahte/yalancı bilim insanlarını görmeye başlarız. İyisi mi onlardan önce davranıp sizlere; Bitki çayları hakkında doğru bilinen yanlışlar nelerdir? Bitki çayları nasıl hazırlanır? Bitki çaylarından en yüksek verimi nasıl alırız? konularını pseudo-sağlıkçılardan önce ben anlatayımJ

Lokman Hekim’i hepiniz bilirsiniz. Çok çeşitli rivayetler olsa da en bilineni Lokman Hekim’in tüm otların-çiçeklerin dilinden anlayan, onlarla konuşan ve onlardan türlü ilaçlar yapan, doktorların ve eczacıların üstadı olduğu düşünülen bilge bir kişilik olduğudur. Lokman Hekim’in bitkiler ile konuşarak ölümsüzlük iksirini bulduğu, ancak formülünü yazdığı kâğıdı Ceyhan nehri üzerindeki Misis Köprüsü’nde duraksadığı sırada kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. O gün bugündür bizler bitkilerden her hastalığa hatta ölüme bile çare olmasını bekliyor, Lokman’ın ölümsüzlük reçetesini arıyoruz.

Doğa bizlere sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz için sonsuz kaynaklar sunuyor. Fotosentez ile bitkiler topraktan aldıkları su içindeki organik ve inorganik maddeleri, güneş enerjisi ve havadan aldığı karbondioksit ile birleştirerek kendilerine özgü çeşitli bileşiklere dönüştürmektedir. Bu bileşikler de bizlerin sağlıklı yaşamamız için gereklidir. Fitoterapi, tedavi edici özellikteki bitki kısımlarından (drog) hazırlanan tıbbi çaylar veya standardize edilmiş bitki özütlerinden hazırlanan şurup, kapsül, tablet, draje, pomad vb. farmasötik şekillerde bitkisel ilaçlar ile uygulanan bir tedavi şeklidir. Fitoterapi bir pozitif bilim dalıdır ve tıbbın tüm alanları gibi kanıta dayalı bir şekilde uygulanmaktadır. Fitoterapi’de bitki metabolitlerini çeşitli yöntemlerle kullanarak sağlığımıza katkı sağlıyoruz. Çiğ olarak tüketim, taze bitkinin sıkılarak suyunun tüketimi, çaylar, uçucu yağlar ve ekstreler şeklinde kullanımlar mevcuttur. Hafif geçici vakalarda, çaylar, bitki banyosu, bitki yastığı ve uçucu yağlar tercih edilirken, ileri vakalarda ciddi standardize edilmiş özütler (ekstreler) tercih edilmektedir. Bitki özütleri ile, yani bitkilerden söz konusu metabolitleri elde ederek yapılan çalışmalardaki başarı ile bitki çayından aynı verimi almak mümkün değildir. Çünkü bitki çayı ile sadece suda çözünen ya da su içinde dağılan bileşenleri elde ederken bitki özütünde bitkilerdeki etken maddeleri uygun çözücüler yardımı ile konsantre bir halde elde eder ve uygun farmasötik formda (tablet, şurup, kapsül vb.) kullanıma sunarız. Lezzetini beğendiğimiz bitkileri doğrudan, işleyerek ya da pişirerek gıda olarak kullanıyoruz. Sağlık için faydalı olan ancak lezzeti gıda olarak kullanılamayacak olan bitkilerin ise çayını hazırlıyoruz. Bitkilerin çay olarak kullanılması en eski, en sık ve en kolay ilaç hazırlama yöntemidir. Bitki çaylarına aynı zamanda “tisan” ismi de verilir. Tıbbi çay olarak geniş tedavi aralığı olan bitkiler tercih edilmelidir. Bazı hastalıklarda bazı bitkilerin aktivitelerinin yeterli gelmediği durumlarda (çayın etkisi zayıf olduğundan ve/veya tam doze edilemediğinden) standardize hazır ekstreler (preparatlar) tercih edilmelidir. Standardize hazır ekstrelerin tercih edilmesi halinde ise, öncelikle Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin tercih edilmesi gerekir.

Bitki çayları hazırlanırken çay karışımının formülü mümkün olduğunca basit olmalıdır. Genel olarak bir tıbbi çay karışımında 4 ana bileşen vardır. İlki, temel bileşen (Remedium cardinale), yani çayın etkisinden sorumlu olan bileşendir. İkincisi, yardımcı bileşen yani temel bileşenin etkisini destekleyen bileşendir, tercihen tek, çayın kullanım amacına göre 2 veya 3 olabilir. Dolgu (excipient) ve tat düzelticiler (corrigent) gerekli olduğu durumlarda sırasıyla hacim artırmak ve lezzet/aroma düzenlemek amacıyla ilave edilebilir. Şunu unutmamalıyız ki bitkisel çaylar bir hastalığı tedavi etmekten ziyade hafif şikayetlerin giderilmesinde, sağlığı destekleyici ve tedavilere yardımcı olarak düşünülmelidir.

Doğru bitki türü neden önemlidir?

Günümüzde en çok karşılaştığımız sorun eczaneler dışında satılan tıbbi bitkilerin genellikle iddia edilen doğru bitki türü olmamasıdır. Beklenen etkinin görülmemesinin yanında hiç istenmeyen/beklenmeyen etkilerin görülmesi gibi durumlara yol açabilir. Nane, melisa, papatya aslında bu durumun en güzel örneklerindendir. Nane için konuşacak olursak mentol, tıbbi nanenin [Menta piperita (M. aquatica x M. spicata)] etkisinden sorumlu olan bileşiktir. Eğer nane çayı hazırladığımızda görmek istediğimiz etki mentole bağlı ise tıbbi nane dışındaki diğer nanelerde etki görülmeyecektir. Size nane diye bildiğimiz en az beş farklı cins sayabilirim. Dağ nanesi (Cyclotrichium niveum), kır nanesi (Ziziphora clinopodioides), taş nanesi (Micromeria fruticosa), kedi nanesi (Nepeta cataria) farklı cinslerde olmasına rağmen nane ismi ile bilinir ve mentol oranı çok düşüktür. Yani mentole bağlı bir etki beklersek bu nanelerde görmemiz söz konusu değildir. Melisa veya oğul otu (Melissa officinalis) aynı şekilde yatıştırıcı, gaz söktürücü ve sindirime yardımcı olan bir bitkidir.  Ancak oğul otu adı altında piyasada Verbena, Aloysia, Lippia gibi başka cinslerdeki bambaşka bitkiler satılmakta ve beklenen etki görülmemektedir.

Yanlış bitki türü yukarıdaki gibi her zaman etkisiz değil, bazen oldukça zararlı da olabiliyor. Mesela papatya yeni doğanlarda bile güvenle kullanılan bir bitki iken, Hıfsıssıhha Ulusal Zehir Danışma Merkezi’nde papatyanın karaciğer zehirlenmesine yol açtığına dair kayıtlar vardır. Tıbbi papatya olarak mayıs papatyası (Matricaria recutita) veya alman papatyası (Chamaemelum nobile) kullanılmalıdır. Tanacetum, Chrysanthemum, Senecio, Anthemis türlerinin üyelerinin de papatya olarak bilinmesi ve bunlardan Senecio türlerinin karaciğere toksik pirolizidin alkaloitleri taşıması, gerçekte hiç olmaması gereken papatya zehirlenmesi vakalarına sebebiyet vermektedir.

Bitki çayı hazırlanacak ürünün toplanma zamanı önemli midir?

Evet drogların toplanma zamanı önemlidir. Her bitki ve her etken madde için belirli toplama zamanları mevcuttur. Ancak genel olarak, yapraklar çiçekler açarken; çiçekler tam olarak açılmadan; toprak altı organlar toprak üstü organlar solmadan; kabuklar nemli havalardan sonra; zamklar ve reçineler ise kuru havalarda toplanmalıdır.

Bitkiler toplandıktan sonra aksi belirtilmezse hemen kurutma işlemine başlanmalıdır. Bu sayede bitkide bulunan aromatik bileşikler ve renkler korunmuş olur. Kurutma işlemi için yavaş ve hızlı, doğal ve yapay gibi çok çeşitli yöntemler olsa da genel olarak gölgede bekleterek kurutma yöntemi tercih edilir. Şayet bitkinin etken metabolitinin elde edilmesi için enzim aktivitesi gerekiyorsa, bitki daha yüksek ısılarda daha uzun süre bekletilir. Buna örnek olarak vanilya, kakao ve centiyan kökünü söyleyebiliriz.

Her bitkinin çayı olur mu?

Az evvel bitkilerin fotosentez ile çeşitli bileşikler sentezlediğinden bahsetmiştik. Bitkileri içerdikleri bileşenlerin biyolojik etkilerine göre 3 grup altında toplayabiliriz.

1. Kuvvetli etkili bitkiler:

Kuvvetli biyolojik etkiye sahip metabolitler taşıyan bitkilerin çay olarak kullanılması risklidir. Söz konusu bileşiklerin terapötik indeksleri oldukça dardır, yani tedavi edici dozları ile toksik dozları birbirine çok yakındır. Bu metabolitlerin bitki çayı olarak doze edilmeleri oldukça zordur. Ancak bu bileşikler bu bitkilerden saflaştırılıp, uygun doza ve uygun farmasötik forma sokulduktan sonra tüketilebilirler. Bu tip bitkilere örnek olarak yüksük otu (Digitalis purpurea) ve güzel avrat otunu (Atropa belladonna) verebiliriz.

2. Orta etkili bitkiler:

Uygun miktarda ve sıklıkta kullanıldığında zararlı etkileri olmayan fakat çok uzun süre kullanıldığında olumsuz etkilere yol açabilen bitkilerdir. Uzun süre kullanımı ile istenmeyen etkilerin görülme riski vardır. Bu tip bitkilere örnek olarak meyan kökünü (Glycyrrhiza glabra) verebiliriz.

3. Zayıf etkili bitkiler:

İçinde kuvvetli etkili bileşenler taşımayan, önerilen miktarlarda ve uzun süre kullanıldığında zararlı etkileri görülmeyen bitkilerdir. Etkileri zayıf olduğundan biyolojik etki kullanım süresine bağlı olarak giderek artar. Geniş terapötik spektruma sahiptirler, yani belirgin bir toksik etkileri yoktur ve etki belirli bir süre kullanımdan sonra ortaya çıkar. Papatya, nane ve ıhlamur bu bitkilere örnektir.

*Bu güvenirlilik değerlendirmelerini göz önüne aldığımızda fitoterapide tıbbi çay olarak zayıf etkili bitkiler grubunda yer alan bitkilerin kullanılması uygundur. Bazı durumlarda orta etkili bitkilerde tercih edilmektedir.

Bitki çayları nasıl hazırlanır?

 

Devam edecek…

 


Dr.Ecz. Hilal BARDAKCI


Son eklenen haberler

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.