Corona Virüs ve Covid-19

Son güncelleme: 04-05-2020

Ecz. Şeyma ŞAHİN

 

Bilinmeyen hakkında yazı yazmak aslında dünyanın en zor işidir. Elimde olan sınırlı veriler ışığında birkaç soruya bakacağız beraber.

Pandemi nedir?

Bir kıta hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklar verilen genel ad.

DSÖ ye göre pandemi koşulları nelerdir?

  • Nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı
  • Hastalığa sebep olan etmenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması
  • Hastalık etmeninin insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması

Tarihteki pandemiler nelerdir?

  1. Kara ölüm(veba): Avrupa’da 1347-1351 yılları arasında büyük yıkıma yol açan etkeni Yersinia pestis olan Kara Veba sonraki yıllarda da dünyada tarih boyunca pandemilere neden olmuştur. Avrupa’da 17. yüzyıl sonuna kadar her 25 yılda bir pandemi oluşturan bu hastalık dünya çapında milyonlarca kişinin ölümüne neden oldu.
  2. AIDS: ABD’de 1981 yılında görülen ilk AIDS (Kazanılmış immune yetmezlik sendromu) olgusundan sonra bugün dünyada, DSÖ’nün 2018 yılsonu verilerine göre, dünyada 37,9 milyon HIV infekte kişi bulunmaktadır. DSÖ Haziran 2019 yılında 24,5 milyon kişinin antiretroviral tedaviye erişiminin olduğunu bildirmektedir.
  3. Tifo
  4. Kolera: Hindistan çevresinde ortaya çıkan ilk kolera pandemisi 1817-1824 tarihleri arasında yaşanmış, daha sonra Güneydoğu Asya, Ortadoğu, Doğu Afrika ve Akdeniz kıyılarına kadar yayılmıştı. Avrupa’da yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan kolera pandemisinin dünyada toplam kaç kişinin ölümüne neden olduğu hala bilinmemekle birlikte, sadece Endonezya Semarang’da 11 gün içinde 1225 kişinin öldüğünü tahmin edilmektedir. 
  5. Grip: 1889 yılında Buhara, Kanada ve Grönland’da aynı anda görülen salgında bir milyondan fazla insan hayatını kaybettiği salgın Rus Gribi olarak bilinmektedir.Daha sonra 1918-1920 yılları arasında H1N1 virüsünün neden olduğu ve daha çok 18 ve 34 yaş arası insanları etkileyen İspanyol Gribi, 50 ile 100 milyon arasında insanın ölümü ile sonuçlandı. Singapur’da 1956 yılında başlayan ve 1958 yılına kadar devam eden Asya Gribi sadece 116 bini Amerika Birleşik Devletleri’nde olmak üzere tüm dünyada toplam bir milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Yine dünyada yaklaşık bir milyon insanın ölümüne neden olan Hong Kong Gribi, Asya ve Avrupa kıtalarında hastalığa neden oldu. 1968 yılında Hong Kong’da, birden fazla alt tipe sahip olan virüslerin bir araya gelerek orijinalinden farklı bir virüs ortaya çıkarmasıyla oluşan salgın 1969 yılına kadar devam etti. Asya’daki hemen hemen her ülkeyi etkileyen salgının zarar verdiği ve öldürdüğü insan sayısı tam olarak bilinmemektedir.

Corona Virüs nedir?

Corona=taç

Corona virüs= Taçlı virüs

Tek zincirli, pozitif polariteli, zarflı RNA virüsleridir. Yüzeylerinde çubuksu uzantıları vardır. İşte bu çıkıntılara taç denmektedir.

Coronavirus’lar, Coronaviridae ailesi, Orthocoronavirinae alt ailesi içinde yer alırlar. Orthocoronovirinaea alt ailesi dört cins ve bu cinslerin altında da çok sayıda alt cins şeklinde sınıflandırılmaktadır: Alfa, Beta, Gama ve Deltacoronavirus cinsleri. Bu cinsler altındaki virüsler insan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedir (evcil ve yabani hayvanlarda).

Basit soğuk algınlığı yapabildiği gibi çok ağır solunum yetmezliği tablolarına neden olan virüstür. İnsandan insana bulaşanı olduğu gibi, hayvandan insana bulaşan (zoonotik) dediğimiz gruplar daha ağır hastalıklara neden olur. 2003 yılında bilinmeye başlayan aile günümüzde daha bilinir hale gelmiştir.

Middle East Respiratory Syndrome, MERS: Orta Doğu Solunum Sendromu (2012) ek hörgüçlü deve kaynaklı

Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS: Ağır Akut Solunum Sendromu (2003) misk kedisi kaynaklı Covid-19= SARS-CoV-2

Covid tam olarak nasıl bir hastalıktır ve nasıl bulaşır?

  • Hastalık esas olarak damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Ayrıca hasta bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıklara diğer kişilerin elleri ile temas etmesi sonrasında ellerini ağız, burun veya göz mukozasına götürmesi ve temas etmesi ile bulaşmaktadır.
  • Virüs bulaştıktan sonraki hastalandırma süreci 2-14 gün arasındadır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra ya da asemptomatik olarak devam ediyor ise bulaştırıcılık oranı ne kadar süre olduğu hala tam olarak bilinmemektedir.
  • Hastaların %81 inin hafif-orta, %14 ünün ağır, %5 inin de çok ağır geçirdiği bir solunum yolu hastalığıdır. Basit bir soğuk algınlığından ağır bir enfeksiyona kadar kişinin vücut direncine göre değişik evreler gösterebilir.
  • Koronavirüsler genel olarak dış ortama çok dayanıklı olmayan virüslerdir. Ortamın nem ve sıcaklığına, dışarı atıldığı organik maddenin miktarı, kontamine ettiği yüzeyin dokusu gibi faktörlere göre değişen bir dayanma süresi söz konusudur.
  • Genel olarak cansız yüzeylerde birkaç saat içerisinde aktivitesini kaybettiği kabul edilmektedir. Cansız yüzeylerdeki aktivite süresi yorumlanırken, bulaşta sadece virüsün aktivitesinin devam etmesi değil, temasın süresinin de önemli olduğu unutulmamalıdır. Bugün için, SARS-CoV-2’nin bulaştırıcılık süresi ve dış ortama dayanma süresi net olarak bilinmemektedir

 

Covid-19 ilk nereden bulaştı?

Eldeki veriler, Huanan Deniz Ürünleri Toptan Satış Pazarında yasadışı olarak satılan vahşi hayvanları işaret etmektedir. Fakat hala kesin değildir.

Hastalık belirtileri nelerdir?

  • Ateş
  • Öksürük
  • Nefes darlığı (tüm solunum sıkıntıları dahil)
  • Daha ciddi vakalarda, pnömoni, ağır akut solunum yolu enfeksiyonu, böbrek yetmezliği
  • İshal
  • Bulantı ve kusma
  • Dolaşım problemlerine bağlı vücut derisinde renk değişimleri ve vücut uzuvlarında şişlikler
  • Viral vücut döküntüleri
  • Konjuktivit (son 5 belirti son dönemlerde artış göstermektedir. Sebebi tam olarak bilinmemekle beraber mutasyon ya da kişideki bağışıklık yanıtı olabilir.)

NOT: Ölüm hızı SARS’ ta %11 iken MERS’ te %35-50’ dir. COVID-19 da ise bu oran % 3.8 olarak bildirilmiştir. (Aralık2019-Nisan 2020 verileri)

Tanı nasıl koyulur?

  • PRC testi (PRC testi boğaz ve burundan alınan örneklerle yapılır, negatif gelme olasılığı olan durumlar vardır. Bu durumda testin tekrarı daha doğru olacaktır. Şu an da 3 test belli aralıklar ile yapılmaktadır. Testi yanıltan faktörler;
  • Hasta materyalinin çok az olduğu kalitesiz örnek (enfeksiyonun çok erken ya da geç evresinde alınması, uygun bir şekilde işlenmemesi ve gönderilmemesi)
  • PCR inhibisyonu veya virüs mutasyonu gibi testin doğasında bulunan teknik nedenler
  • Bilgisayarlı tomografi (%85 oranında doğru cevap verir. Akciğerlerde tutulum gözlenmektedir.) (BT çekilemeyecek olan gebe hastalarda öykü ve muayene bulgularına göre klinik olarak karar verilir.)
  • Kan testi (Tam kan sayımı, üre, kreatinin, sodyum, potasyum, klor, AST, ALT, total bilirubin, LDH, CPK, D-dimer, ferritin, troponin, C-reaktif protein, prokalsitonin)
  • Vital bulgular (kalp hızı, ritmi, solunum sayısı, kan basıncı, vücut sıcaklığı ve şartlar uygun ise oksijen saturasyonu kontrol edilir)

NOT: Parmaktan alınan kitlerle yapılan covid testleri de mevcuttur fakat doğruluk oranları tartışmalı olduğu için daha güvenli testler tanı konulmasında anlatılmıştır.

Test sonucum negatif gelir ise ne yapmalıyım?

  • 14 gün boyunca kendini takip ediniz
  • Mümkün ise herkesten izole bir odada kalınız, ev ortamı kalabalık ise ve odadan çıkmanız gerekiyor ise mutlaka maske takınız. Banyo v.b. ortak kullanım alanlarını ayırınız. Banyo, tuvalet v.b. kullanım alanlarınızı 110 oranında çamaşır suyu ile düzenli dezenfekte ediniz.

Test sonucum pozitif gelir ise ne yapmalıyım?

  • Son 14 gün boyunca yakın temasta olduğunuz herkesi bilgilendiriniz.
  • 14 gün boyunca karantinada kalınız.
  • Şikayetleriniz doğrultusunda 184 ‘ e haber veriniz.
  • Aile hekimleriniz sizinle her gün telefonda irtibata geçecek ve uygun gördüğü anda hastaneye yatışınızla ilgili yönlendirmeleri yapacaktır.
  • Test sonucunuz pozitif olsa bile hiç hastanede yatmadan kendi kendinize siz verilen ilaçlarla tedavinizi yapabilirsiniz.

112 komuta kontrol merkezlerinin triyaj soruları

 1. Öksürüğünüz var mı?

2. Nefes almakta güçlük veya solunum sıkıntınız var mı?

3. Ateşiniz veya ateş öykünüz var mı?

4. Son 14 gün içerisinde yakınlarınızdan herhangi birisi solunum yolu hastalığı nedeni ile hastaneye yattı mı?

5. Son 14 gün içerisinde yakınlarınızdan COVID-19 hastalığı tanısı olan birisi oldu mu?

  • Sağlık personeline özel: kan lenfosit sayısı 40 mg/l, ferritin >500ng/ml, D-Dimer >1000 ng/ml gibi kötü prognozu yok ise semptomlar düzelene kadar evde tedavi edilebilir.

Eve gönderilen hastaların genel tablosu nelerdir?

  • Ateş, kas/eklem ağrıları, öksürük, boğaz ağrısı ve nazal konjesyon gibi bulguları olup solunum sıkıntısı, takipne ve SPO2 < % 93 olmayan,
  • Altta yatan ko-morbid (kardiyovasküler hastalıklar, DM, HT, kanser, kronik akciğer hastalıkları başta olmak üzere diğer immunsüpresif durumlar) hastalığı olmayan ve 50 yaş altında olan
  • Başvuruda alınmış kan tetkiklerinde kötü prognostik ölçütü (kan lenfosit sayısı 40 mg/l veya ferritin >500ng/ml veya D-Dimer >1000 ng/ml, vb) bulunmayan
  • Akciğer filmi ve/veya akciğer tomografisi normal olan hastalar Komplike olmamış hastalık tablosu olarak değerlendirilir.

Tedavi için verilen ilaçlar nelerdir?

Hidroksiklorokin

Etki: Immunomodülatör. Hastalıkta özellikle zatürre evresinde bağışıklığınız o kadar güçlenir ki sitokin fırtınası başlar. İste hidroksiklorokin bu durumda bağışıklığınızı baskılamaya yardımcı olur. Aynı zamanda bağışıklığınız düşük ise yükseltmeye yardımcı olur. Koruyucu kullanımına dair çalışma ve veri yoktur. Hali hazırda özellikle SLE, romatoid artrit gibi otoimun hastalıkların tedavisinde kullanılır. (23 nisan itibari ile yararı olmadığına dair yayın sayısı artmaya başlamıştır.)

Bir diğer etkisi ise hastalığın aslında hemoglobinden demir ayırdığı bu yüzden organlara yeteri kadar oksijen taşınamadığı üzerinedir. Hidroksiklorokin işte bu safhada demirin ayrılmasını engelleyerek semptomatik tedavide yardımcı olur. (Bu bir varsayımdır, kesin kanıtları şu anda yoktur.)

Yan etki: Göz hasarı (uzun vadede kalıcı olarak) ve QT aralığını uzatma (kalp krizi geçirme riskinde artış) gibi yan etkileri vardır.

Oseltavimir

Etki: İnfluenza hastalığa eşlik ediyor ise anlamlıdır. Ya da risk görülüyor ise doktor tarafından verilebilir. Şu anda birçok vakada tedavi protokolünden çıkarılmıştır. (bilgiler sürekli güncellenmektedir.)

AzitromisinKlaritromisinkinolon grubu antibiyotikler

Etki: İkincil enfeksiyona karşı koruma sağlar. Bağışıklık sistemi zayıflığına bağlı bakteriyel enfeksiyon gelişme riskini ortadan kaldırmak içindir.

Semptom ve bulguları devam eden, ateşi olmayıp ateşi çıkanlar, öksürük bulgusunda artış olanlar veya nefes darlığı gelişenler, maske takarak, ikinci örnek alınma, yatış veya olası diğer nedenler açısından değerlendirmek üzere hastaneye alınır.

NOT: Kortikosteroid tedavisi 20.03.2020’de yayınlanan COVID-19’a uyarlanmış Avrupa Yoğun Bakım Derneği Sepsis Kılavuzunda sadece mekanik ventilasyondaki ARDS olgularında metilprednizolon 5-7 gün olarak zayıf kanıt düzeyi ile önerilmektedir. ARDS olmayan pnömonide önerilmemektedir.

“COVID-19 pozitif klinik semptomları olan ve tomografi ile bilateral infiltrasyonu görülen ARDS olgularında İmmun Plazma Uygulaması” Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile uygulanabilir” “COVID-19 hastalarına yönelik kök hücre gibi alternatif tedaviler Sağlık Bakanlığının ilgili kurullarının izni ile denenebilir”

“tosilizumab (IL-6 blokajı yapan biyolojik ilaç) ve IL-1 blokajı yapan anakinra” ciddi seyirli COVID-19 hastalığındaki etkinliği kontrollü klinik çalışmalarla araştırılmaktadır. (MAS-makrofaj aktivasyon sistemi- bulguları romatoloji ve hematoloji uzmanlarınca kesinleşmiş ise)

Anti-sitokin tedavilerin yetersiz olduğu durumlarda JAK inhibitörleri (ruksolitinib ve diğerleri) de kullanılabilir. IVIg tedavisi de, Ig düzey takibi ile (IgA eksikliğinde kullanılmamalı toplam 2 gün verilebilir. Mezenkimal kök hücre tedavisi diğer antisitokin tedaviler arasındadır.

Anti-sitokin tedaviler standart tedaviye yanıt vermeyen COVID-19 pnömonili hastalar için bir alternatif tedavi yöntemi olarak kullanılmamalıdır ve bu tedavileri alan hastalar, sekonder ve fırsatçı enfeksiyonlar açısından yakından izlenmelidir.

 

NOT: İlaçların dozları bilinçli olarak verilmemiştir. Maalesef halkımız hala bu konuda bilinçsiz olup zaten bazı hastalarda var olan ilaçları maalesef korunmak amaçlı kullanılabildiğine şahit olmaktayız.

Yeni yaklaşımlar-yeni bulgular:

ACE2 proteinleri başta 3 organda yoğun olarak bulunur

  1. Akciğerler…………………….....Pnömoni ile başlangıç riski
  2. Beyin……………………………… Tat ve koku kaybı ile karakterize başlangıç
  3. Bağırsaklar……………………..İshal ile başlangıç

Görüldüğü gibi semptomların başlangıç seyride işte tam da bu sebepten değiştiği düşünülmektedir. Bir yer daha vardır ve ACE’ proteinler çok fazladır o da DAMARLARIMIZDIR. Bu yüzden devreye 2 aşamalı tromboembolik olay girmiştir. Ya doğrudan damar hasarı vardır ya sepsis sırasında endotel hasarı ya da enflamasyonuna bağlıdır ya da hastanedeki yatışta haraketsizlikten kaynaklanmaktadır.

Bu yüzden tedaviye DMAH dediğimiz düşük molekül ağırlıklı heparinler, heparinler ya da dipiridamol (DIP) eklenmiştir.

Heparinin bu başarısında antikoagulan etkisi yanısıra inflamatuar sitokinleri bağlaması, nötrofil kemotaksisini ve lökosit migrasyonunu inhibe etmesi, pozitif yüklü peptit C5a’ı nötralize etmesi ve akut faz proteinlerini sekestre etmesinin rolünden bahsedilmektedir.

Uyarı: Koagülopatinin, vireminin genellikle 7.gününde belirginleştiği gözlenmektedir. Plazma doku faktörü ve plazminojen aktivatör inhibitor-1, ARDS gelişmiş hastalarda ARDS gelişmemiş hastalarda göre daha yüksek bulunmuştur. Atriyal fibrilasyon, inme veya venöz tromboembolizm öyküsü nedeni ile oral antikoagulan veya K vitamin antogonisti kullanılan hastalarda düşük molekül ağırlıklı heparine dönüşüm düşünülmelidir.

Virüsun ACE2 ekspresyonunda azalmaya yol açması ile RAS yolağı aktifleşmektedir. RAS aktivasyonu trombosit adezyonu ve agregasyonu geliştirmesi ile teorik olarak pulmoner emboli, pulmoner hipertansiyon ve fibrozis riski taşır.

Sağlık profesyonelleri için not: Lopinavir/ritonavir: CYP3A aracılı ilaçların (rivaroksaban ve apşksaban) birlikte kullanılması sırasında doz azaltılmalı veya birlikte kullanılmamalıdır. Ayrıca P2Y12 inhibitörleri üzerine CYP3A4 inhibisyonu aracılı etkirler. Böylelikle klopidogrel ve prasugrelin aktif metabolit serum konsantrasyonunda azalmaya yol açarlar. Ticagrelorun ise düzeyi artar.

Sitokin fırtınası nedir? Öldüren sitokin fırtınası mı yoksa virüsün ta kendisi midir?

Glikoprotein yapılı bağışıklık sistemi hücreleri arasında aracılık eden maddelere sitokin denir. (B ve T lenfosit, makrofaj, nötrofil, TNF, interferon, TGF ) Sadece bağışıklıkta rol almaz aynı zamanda hücrelerin aktivasyonu, farklılaşması, canlılığı ve çoğalmasını sağlar. Sitokinlerin büyük bir kısmı mikroorganizmaların uyardığı makrofajlar tarafından sentezlenmektedir. Erken doğal immün yanıtta çoğunlukla inflamatuvar (IL-1, IL-6, IL18, Tümör Nekroz Faktörü α [TNF-α], vb.) ve antiviral (IFN-α, IFN-β, vb.) kapasiteye sahip sitokinler rol oynar. Kazanılmış bağışık yanıtın başlatılması immün-modulatuvar (IL-2, IL-4, IL-12, IL-13, IL-17, IL-22, IL-23, IFN-γ, vb.) kapasiteye sahip sitokinlere bağlıdır. Aralarında kesin bir ayrım yoktur.

TNF, IL-1 ve kemokinler enfeksiyon bölgesine nötrofil ve makrofajları çekerek enflamasyonu uyarırlar. Yüksek miktarlardaki TNF tromboza yol açarken miyokard kasılması ile damar genişlemesini azaltarak kan basıncını düşürürür. Enfeksiyon sırasında olayları yapan gerçekten bağışıklık sistemi hücrelerimiz olabilir. Bu henüz tam olarak bilinmemektedir.

Az miktarda işlevi gayet iyi olan bu maddeler çoğaldığı zaman inflamasyon başlatır yani bu daha açık bir dilde anlatacak olur isek şöyledir.

“ Evinizde bir hırsız var ve 3 kişi o hırsınızı durdurabilirsiniz. Ama hırsız için siz mahalledeki herkesi yardıma çağırdınız ve herkes bu kavgaya karıştı aynı zamanda kurtaramayacağınızı düşündüğünüz evi kendi elinizle hırsızları da öldürmek için yaktınız”

Vuku bulan olay tam olarak budur. Kontrolsüzce savunma sisteminin aktive edilmesi ve kendi bağışıklık hücrelerinizin kendi dokularını virüsten kurtarmak için tahrip etmeye başlamasıdır.

Öldüren kısım virüs ya da sitokin fırtası olup olmadığı tamamen kişinin vücuduna bağlıdır.

Makrofaj Aktivasyon Sendromu (MAS)

• İmmün sistemde “Hemofagositik LenfoHistiositoz (HLH)” benzeri (edinsel/sekonder HLH)

• kontrolsüz CD8 sitotoksik T hücre, NK hücresi ve makrofaj aktivasyonu

• sitolitik fonksiyonlarda bozulma, yetersiz mikroorganizma klirensi

 • sitokin fırtınası sonucu çoklu organ fonksiyon bozukluğuna ve ölüme neden olur

 • Erişkinlerde en sık viral enfeksiyonlar sonucu gelişir

 • Ateş, yüksek ferritin değerleri, sitopeniler, fibrinojen değerlerinde düşme, Karaciğer enzimlerinde yükselme, D-dimer yükselmesi, Koagülopati bulguları, giderek yükselen CRP

KULLANILABİLECEK GIDA TAKVİYELERİ

İlk başta bağışıklığınızı güçlendirin üzerine çıkan söylemler şu anda ezber bozan bir şekilde devam ediyor. Henüz 4 aylık bir süreçte hastalığı tam olarak algılayamadık ama son gazete yazıları ACE2 reseptörlerine bağlanmadaki yarışmada nikotinden bahsediyordu. Yani nikotin daha hızlı ACE2 reseptörlerine bağlanarak COVID’ in hastalık yapmasını engelliyor idi. (Bu sigara için demek değildir. Sigara nikotin verir ama yanında verdiği kimyasalların hepsi sağlığa zararlıdır.) Bu çalışma Fransa’ da yapıla dursun karşılaştığınız viral yük, temas süreniz, gerçekte ACE reseptör sayınız bile olayı değiştiren faktörlerdi. Örneğin body building yapan kişilerdeki ACE’ reseptör sayısı daha fazla olduğu için ölüm ve hastalığı daha ağır geçirme oranlarına sahip oldukları söylendi. Bunların hiçbiri kesin kanıtlanmış olmasa da varsayım olarak hala göz önünde tıpkı BCG (verem)  aşısı yaptıran ülkelerde ölüm oranlarının daha düşük olduğunun düşünülmesi gibi.

Doğru beslenme, düzgün bir moral, düzenli bir uyku daha sonrasında evet bağışıklığınızın güçlü olması…

Peki nereye kadar der iseniz kendinizi ilk halsiz hissedene kadar çünkü hastalığın özellikle 2. Haftasında bağışıklık o kadar çok güçleniyor ki kendi bağışıklık sistemi hücreleriniz virüsle savaşmak adına kendi organlarını yıkmaya başlıyor işte buna sitokin fırtınası deniliyor. İmmunomodulatör olan gıda takviyeleri elbet mevcut fakat size 4 ay için kesinlikle yararlıdır diyebilecek en ufak bir veri söz konusu değil. En az 1-1.5 senelik bir süre zarfında da bunun belirlenebilmesi gerçekten mümkün değil.

Alternatif yöntemler ise

  1. Aromaterapi
  2. Homeopati
  3. Ozon terapi
  4. Hiperbarik oksijen tedavisi olarak öngörülmüştür. Fakat bunları da kesin kanıta dayalı değildir. Kesinlik kazanması yine en az 2 seneyi alacaktır.

Normal tedavinin hala tartışmalı olduğu pandemi durumlarında gıda takviyelerinin tartışmalı olması gayet normaldir. İnsanlar üzerindeki etkinlikleri maalesef kesin olması konusunda aşı kadar uzun zaman alacaktır. Uzun zamandır hayatımızda olan birçok viral enfeksiyona karşı etkinliği kanıtlanmış gıda takviyelerinin kullanımı yine eski viral enfeksiyonlar üzerindeki etkinliğine bağlanmıştır. Ve maalesef corona farklı bir viral enfeksiyondur.                      

VİTAMİN A

  • Kızamık ve diyare görülen çocuklarda A vitamini eksikliğine daha sık rastlanmıştır.
  • Kızamık, kızamığa bağlı pnömoni, HIV ve malaryaya bağlı ölümlerde azalma, yaşamsal aktivitelere daha rahat erişilmesi kaydedilmiştir.
  • Retinoidlerin viral replikasyonları azalttığı görülmüştür.

B VİTAMİNLERİ

  • Sinir sistemini güçlendirir.
  • Aynı zamanda birçok vücut fonksiyonunun gerçekleşmesinde katalizör olarak görev alırlar.
  • Örneğin B3 vitamini ventilasyon sırasında akciğer enfeksiyonlarında nötrofil filtrasyonunu azaltır.

C VİTAMİNİ

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Enzimatik reaksiyonlarda vücut fonksiyonlarının düzenli devamında önemlidir.
  • Pnömoniye yakalanma riskini azalttığı gibi gribal enfeksiyonların şiddetini azaltır. Zaten hastane tedavilerinde yüksek doz verilerek uygulanmaktadır.
  • Korunma amaçlı günde 1000 mg dozun aşılmaması yeterlidir. (Düzenli kullanımda dozlar giderek azaltılabilir. 200 mg’ a kadar düşürülebilir.)
  • Böbrek rahatsızlığı olan kişilerde ve özellikle böbrek taşı olan kişilerde kesinlikle doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.

D VİTAMİNİ

  • Katelisidin antimikrobiyal protein 18 (hCAP18) ya da diğer adı ile LL-37 deride bulunan keratinosit, mast hücre, nötrofil ve ekrin bezlerin duktal hücreleri gibi pek çok hücre tarafından üretilir. LL-37 belirgin antibakteriyel, antifungal ve antiviral etkileri nedeniyle kutanöz konak savunmasında önemli rol oynamaktadır.
  • Katelisidinlerin üretimi normal şartlar altında çok az iken mikrobiyal etkenlerle enfeksiyon, enflamasyon ve yaralanma ile artar. En önemli tetikleyicisi D vitaminidir.
  • Katelidisinler zarflı ve zarfsız virüslere karşı etkilidir ama bu ciltte midir yoksa tüm hücreler için mü geçerlidir şu anda bilinmemektedir. Fakat son dönem tartışma konusu olan virüs damar yapısındaki ACE proteinlere de bağlanıyor kısmına ileride ışık tutacaktır.
  • Çok fazla dezenfektana ve yıkamaya maruz kaldığınız şu süreçte cildinizinde korunmasında ayrıca destek olabilir.
  • Viral replikasyonu azaltır.
  • Proinflamatuvar sitokin salınımını destekler.
  • Bazı klinik çalışmalarda viral hastalıklara karşı günlük 4000-5000 IU D vitamini kullanılsa da bu çalışmalar sonucunda D vitamini kesildiği için birikim ihtimali azdır. (Bu viral hastalıklar ınfluenza ve rota virüs hastalıklardır asla corona virüs ailesine ait değildir.) Bizim ne kadar süre boyunca bu salgın ile yaşayacağımız belli değildir. Bu yüzden D vitamini düzeyimizin 40-60 ngmL arasında kalması yeterlidir.
  • D vitamini TH1 sitokinleri (TNF, interferon γ) gibi proinflamatuvar sitokinlerin salınımını azaltır. Makrofajlardan salınan antiinflmatuvar sitokinlerin salımını ise destekler.
  • Yaş ile beraber vücuttaki D vitamini seviyelerinin azaldığı bilinmektedir. İşte bu yüzden yaşlılarda bağışıklığın daha düşük olduğu da öngörülmektedir.
  • Karaciğer ve böbrekteki dönüşüm kofaktörü olan magnezyumunda D vitamini ile beraber alınması D vitamini etkinliğini arttıracaktır. (250-500mg gün)

E VİTAMİNİ

  • Tokoferol ve tokotrienoller antioksidan olarak görev alırlar.

OMEGA 3

  • Antienflamatuvar olarak görev alır.
  • Resolvin (pro çözücü), protektin, prostoglandin ve lökotrien prekürsörlerdir.
  • Protektin D-1 in antiviral etkinliği mevcuttur. Ölümcül viral enfeksiyonlardan akciğerleri korur.
  • Kan sulandırıcı etkinliği ile de hastalık sırasında tromboz oluşumunun engellenmesinde, hücre yapısının korunmasında yardımcı olacaktır.

SELENYUM

  • Selenyum eksikliğinde bağışıklık zayıflar.
  • Zayıflamış bağışıklıkta kişi viral yük altına girer ise hastalanma riski artar.
  • Aynı zamanda E vitamini ile beraber dönüşüm yaparak antoksidan koruma sağlar.

ÇİNKO

  • Çinko verilen çocuklarda kızamığa bağlı alt solunum yolu enfeksiyonlarının azaldığı görülmüştür.
  • Hücresel bağışıklığı destekler.
  • Pyrition gibi çinkonun bir çeşit formuluze hali RNA virüs çeşitlerinin replikasyonunu bozmuştur. (in vitro)
  • SARS’ ta kullanılmış olan çinko takviyesi covid 19 semptomlarında da hem alt solunum yolu enfeksiyonunda hem de ishal gibi belirtilerinin giderilmesinde yardımcı olabilecektir.  

DEMİR

  • Eksikliği enfeksiyona yatkınlık sebebi olsa da enfeksiyon anında kesilmesi gerekmektedir.
  • Eksikliği tahliller ile kanıtlanmamış ise ekstra kullanımına gerek yoktur.

DİĞER TEDAVİLER

İnterferonlar

  • Tip 1 ve 2 olmak üzere 2 ye ayrılır. Interferon 1‐α viral enfeksiyonlara en çabuk yanıt verendir.
  • İnsan ve hayvandaki coronavirüslerin replikasyonunu inhibe eder.
  • INF‐β in vitro olarak SARS-CoV’ da kullanılmıştır ve etkili görülmüştür ama her zaman in vitro ve in vivo çalışmalar aynı sonuçları vermezler.
  • Pegile rekombinant IFN-α2b (kronik hepatit c ilacı) SARS coronavirüs pnömonİsine karşı maymunları korumuştur. (ilaç hastalıktan 3 gün önce verilmiş olup, bir grup maymuna verilmemiş ve iki grup maymun karşılaştırılmıştır.)
  • interferon‐α‐2a ile birlikte ribavirin MERS-CoV hastalarına verilince yaşayan sayısı artmıştır.
  • İnterferonlar COVID-19 içinde kullanılabilir.

İntravenöz gamaglobülin

  • 1970 lerin sonunda bulundu.
  • Tüm yaşlarda kullanılabilen güvenli immunomodülatör ilaçlardır
  • 2003 te SARS’ ta Singapur tarafından kullanılmıştır ama ağır hastaların 13 ünde koagülasyonu profilaktik olarak DMAH kullanılmasına rağmen arttırmıştır.

Timozin α‐1

  • Timik peptid hormon olup immun sistem yapılanmasında rol alır.
  • İmmunostimulan aktivitesi vardır.
  • Bozulmuş olan bağışıklık sistemi rahatsızlıklarında kullanılır.
  • SARS’ ta kullanılan ve yayılma hızının kontrol altına alınmasında yardımcı olan bir bağışıklık bileşenidir.
  • Kortikosteroidlerden olan metilprednisolon tedavisi öncesinde verilebilir.

Thymopentin

  • Hepatit B aşılarında adjuvan olarak kullanılır.
  • İmmunostimulan timik proteindir.
  • Haftada 50 mg dozda subkütan uygulamada antikor üretimini destekler.

Levamisol

  • Sentetik bir ilaç olup doza bağımlı immunositmulan ya da immunosupresan etki gösterir.
  • Dikkatli kullanımı gerekmektedir.
  • C vitamini ile beraber uygulamada lenfosit sayılarında değişim görülmüştür.

Siklosiporin A

  • Organ nakli ve otoimmun hastalıklarda kullanılan bir ilaçtır.
  • SARS sırasında kullanılmış ilaçlardan bir tanesidir.

Çin Tıbbi

  • Meyan kökü içeriğindeki etken madde olan glisirizin Çin tıbbında kullanılan diğer maddedir.
  • İn vitro çalışamalarda SARS virüsünü bloke etmiştir.
  • Scutellaria köklerinden elde edilen flavonoid olan baicalin in vitro SARS ta çalışılan diğer maddedir.
  • Ginseng saponinleri yine aynı şekilde viral bronşitte kulanılmıştır.

Koronaviral proteaz inhibitörleri

  • Kimotripsin benzeri ve papain benzeri proteaz inhibitörleri olmak üzere 2 ye ayrılır.
  • Kimotripsin benzeri olanlar cinanserin ve flavonoidlerdir.
  • Cinanserin, 1960'larda keşfedilen bir 5-HT2A ve 5-HT2C reseptör antagonistidir. Molekül SARS-koronavirüsün 3C benzeri proteazının bir inhibitörüdür.
  • Kalkonlar, Flavonlar, flavonoller ve isoflaavonları kapsayan geniş bir aile olan flavonoidler antioksidan ve antiviral aktiviteye sahiptir.
  • Herbacetin, rhoifolin, pectolinarin, isobavachalcone, quercetin 3‐β‐d‐glucoside, and helichrysetin MERS-CoV da 3C benzeri enzimatik bloklama yapmıştır.
  • Bioflavonoidler de aynı şekilde SARS ta etkili görülmüştür.
  • Papain benzeri proteaz inhibitörleri diarilheptanoidlerdir. Alnus japıonica’ dan elde edilen bileşikler aynı zamanda zerdeçalda da bulunmaktadır. Cinanserin flavonodler ile beraber inhibisyon yapan diğer moleküldür.

ACE-2 blokörleri

  • İnsan monoklonal antikorları: S proteini inhibe ederek SARS-Cov2 ekspresyonunu bloke eder.
  • Klorokin: 1934 ten beri bilnen moleküldür. Antimalaryal olarak kullanılan ilacın antiviral etkinliği şaşırtmıştır. ACE-2 ye S protein düzeyinde bağlanmasını yok eder.
  • Emodin: Işgın türevlerinde elde edilen antrakinondur. SARS-CoV Sproteini ile ACE2 birleşimini bloke eder.
  • Promazin: Emodin ile benzer psikotik ilaçtır. Virüs replikasyonunu engellediği bildirilmiştir.
  • Nikotinamid: yeni veriler gelmektedir.

Antiviral tedavi

  • Ribavirin (tartışmalı- hemoglobin düşürür, hemolize neden olur)
  • Lopinavir itonavir (kaletra)  (MERS-CoV da kullanılmıştır)
  • Remdesivir (tartışmalı)
  • Nelfinavir
  • Arbidol
  • Nitrik oksit

DİĞER BİLEŞİKLER

  • Alfa lipoik asit (glutatyon kapasitesini arttırıcı, antioksidan, glukoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliğinde artan viral enfeksiyon riskini azaltır)
  • Östradiol ve fitoöstrojenler (menopoza giren insanlarda ya da yumurtalıkları alınan farelerde enfeksiyon riski artmıştır. Östrojen virüs v.b. enfeksiyonlara karşı koruyucudur. Tüm coronavirüs hastalıklarında erkeklerin enfeksiyonu kadınlara göre daha ağır seyretmiş, ölüm oranları daha yüksek bulunmuştur.)
  • Mucroporin-M1 (akrep zehrinde bulunan bir peptidtir. Kızamık, SARS-CoV ve influenza virüslerine karşı antiviral aktiviteye sahiptir. Kullanılabilir hale geldiği zaman ilaç olarak deneyimlenebilir. )
  • Melatonin, NFkB aktivasyonunu yok etmiştir. Çocuklar ve yetişkinlerdeki corona virüs farkının bir sebebinin de uyku olduğu düşünülmektedir. Melatonin akciğerdeki oksidatif hasarı azaltır ve iyişleşme sürecini hızlandırır.

BİTKİSEL TAKVİYELER

Cat’s Claw

  • Antioksidan
  • Antienflamatuvar etkinlik gösterir.
  • Antimikrobiyal ve antiviral etkinlikleri vardır.
  • Her ne kadar immun sistem arttırıcı gibi görünse de romatoid arttitten Crohn hastalığına kadar geniş çapta otoimmun hastalıklarda yararı gözlenmiştir.
  • Corona da fayda kısmı şimdilik kesin değildir. Ama hastalık inflamasyon devresinde yararı olabilir mi ve sitokin fırtınasında yararı olabilir mi kısmı tartışmalıdır.
  • Hastalığın seyri tromboz oluşumunu göstermektedir. Aynı zamanda kan sulandırıcı etkinliğinin olması ve dolaşımı düzenleyici etkinliği ile de semptomatik tedavide ilerideki çalışmalarda denenebilir. (etken madde: Rhynchophylline)
  • Kan basıncını düşürür.

Sambucus nigra

  • Corona ailesinden olan HCoV-NL63 üremesini engellemiştir fakat COVID-19 farklı bir yapıdır.
  • Hastalığın erken döneminde yararlıdır zaten influenza üzarindeki etkinliği oseltavimir ile benzer derecede aynı çıkmıştır.
  • Hastalık pozitif çıktığı zaman kesilmesi daha uygun olacaktır çünkü sitokin savaşlarında IL-B1 inflamatuvar sitokinlerini tetikler. Bu da o fırtınada kişinin zarar görmesi olasılığını arttırır.

Astragalus membranaceus

  • İmmunostimulandır (bazı kaynaklarda immunomodülatör olarak geçmektedir.)
  • Etkinliği corona üzerine araştırılmamıştır.
  • Antibakteriyel etkisi ve kanser üzerindeki etkinliği tartışmasızdır. İçindeki lektinler etkinlik göstermektedir.
  • Ayrıca polisakkaritler antiviral etkinliği doğrulamaktadır fakat influenza üzerinde bu etkinlikler kanıtlanmıştır.

Echinacea

  • İçeriğindeki polisakkaritler ile üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Aktardan alınacak bir ürün değildir. Zira farklı türlerinin uzman kişilerce ayrım yapılamaması nedeniyle karaciğer toksik etkileri vardır.
  • 3 haftalık kürler halinde kullanılması daha uygundur.
  • Hastalık pozitif çıktığı anda kesilmesi uygun olacaktır.

Diğer

  • Aromatik uçucu yağları olan fesleğen, nane v.b. tüm bitkiler antiviral etkinliğe sahiptir.

  • Soğan ve sarımsak diğer bağışıklık güçlendirici ve aynı zamanda antiviral aktiviteye sahip olan bitkilerdir.

  • Zencefil de antiviral etkinliğe sahip bileşiklere sahiptir.

  • Kekik özellikle aromaterapide kullanılan uçucu yağ kısmı virüs zarfının parçalanmasını sağlar. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık güçlendirir. Takviye olarak kullanımında 3-4 haftalık kürler yapılması uygun olacaktır.

  • Adaçayı özellikle gargara olarak kullanımında antiviral etkinliği çok üstündür . Çay olarakta tüketilebilir.

  • Beta glucan, oleuorupein, resveratrol, yeşil çay v.b. nice bitkisel üründen alınan nutrasötikler bağışıklık güçlendirici etkinliğinin yanı sıra antiviral etkinlikleri ile de konuşulmaktadır. Şu anda tam olarak bilineyen bir hastalıkta hepsine birden yüklenilmesi altta yatan hastalıkları tetikleyebileceği gibi uzun vadede başka rahatsızlıkların çıkmasına neden olabilir.

Unutmamalıyız ki pandemiler uzun sürer. Mevsimi yoktur yani sıcaklık ve iklim ayırt etmez. Bu yüzden aslında en önemli şey bu süreçten çıkana kadar olan sizin psikolojik durumunuzdur.

  1. Düzenli ve sağlıklı beslenin
  2. Sürekli tüketmeye değil, kendinizi b,rşeyler üretmeye teşvik edin
  3. Evden çalışıyor iseniz yarım saatte olsa kendinize bir meşguliyet bulun. Örneğin yapmayı sevdiğiniz birşeyi tekrar yapma, hiç denemediklerinizi deneme
  4. Teknoloji çağında olduğunuzu unutmayın. Bedenen olmasa da insanlar bir telefon uzağınızda
  5. Zorlulardan mutluluklar çıkarmayı öğrenin
  6. Ve tüm bunlar bittiğinde yapacaklarınızı hayal edin

Uzun bir süre sosyal mesafede ve maskeleriniz ile yaşayacağınızı unutmayın.

Sağlıklı günler dileğiyle…

 

 

Kaynaklar

  1. https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/depo/rehberler/COVID-19_Rehberi.pdf
  2. Xu Z. Lancet Respir Med 2020 https://www.thelancet.com/action/showPdf?pii=S2213-2600%2820%2930076-X) . Ruan Q. Intensive Care Med 2020 https://doi.org/10.1007/s00134-020-05991-x
  3. Guan W. N Engl J Med.DOI: 10.1056/NEJMoa2002032
  4. https://link-springer-com.lproxy.yeditepe.edu.tr/content/pdf/10.1007/s00063-020-00689-w.pdf
  5. https://covid19.tubitak.gov.tr/sites/default/files/konferans-sunum/AhmetGul_Oturum2.pdf
  6. Ravelli A, et al. Hematol Oncol Clin North Am 2015;29:927-41.
  7. http://www.journalagent.com/turkderm/pdfs/TURKDERM_47_SUP_OZEL_2_11.pdf
  8. Grant B.W et al. Evidence that Vitamin D Supplementation Could Reduce Risk of Influenza and COVID-19 Infections and Deaths. Nutrients 2020, 12, 988; doi:10.3390/nu12040988
  9. http://static.dergipark.org.tr:8080/articledownload/imported/1020005826/1020006452.pdf?
  10. https://www.st-va.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7166986/pdf/JMV-92-479.pdf
  11. http://static.dergipark.org.tr:8080/article-download/1c49/64f8/2967/imp-JA58DK75SV-0.pdf?
  12. https://rega.kuleuven.be/if/pdf_corona
  13. Chen, I-Y, et al. Severe Acute Respiratory Syndrome Coronavirus Viroporin 3a Activates the NLRP3 Inflammasome. Front Microbiol. 2019;10:50.
  14.  Prather AA, et al. Behaviorally Assessed Sleep and Susceptibility to the Common Cold. Sleep. 2015;38(9):1353-9.
  15. Weng J-R, et al. Antiviral Activity of Sambucus FormosanaNakai Ethanol Extract and Related Phenolic Acid Constituents Against Human Coronavirus NL63. Virus Res. 2019;273:197767.
  16. Chen C, et al. Sambucus Nigra Extracts Inhibit Infectious Bronchitis Virus at an Early Point During Replication. BMC Vet Res. 2014:10:24.
  17. Barak V, et al. The Effect of Sambucol, a Black Elderberry-Based, Natural Product, on the Production of Human Cytokines: I. Inflammatory Cytokines. Eur Cytokine Netw. 2001;12(2):290.
  18. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3729712/pdf/2049-1891-4-22.pdf
  19. https://journals.sagepub.com/doi/pdf/10.1177/1534735403256419
  20. https://www.huhs.edu/literature/Cat's%20Claw.pdf
  21. https://www.ema.europa.eu/en/documents/herbal-report/draft-assessment-report-uncaria-tomentosa-willd-ex-schult-dc-cortex_en.pdf
  22. http://www.yeditepehastanesi.com.tr/koronavirus-pandemisi-ilk-degil

 


Ecz. Şeyma ŞAHİN


Son eklenen haberler

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.