Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu-2

Son güncelleme: 06-02-2017

PRE-İNDİGO, İNDİGO VE KRİSTAL ÇOCUKLAR

(Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu)

 

 

Ecz. Şeyma ŞAHİN

 

2. Bölüm

 

HİPERAKTİVİTE OLMADAN ÖĞRENİM BOZUKLUĞUNUN OLDUĞU DEB

v  Orta kulak iltihabı, besin yetersizliği, ağır metaller genel sebepleri arasındadır. Otitis media görülen çocuklarda öğrenme zorluğu 2 kat daha fazladır.

v  Kısa dikkat süresi, ısrarda azalma, gönüllü faaliyetlerde azalma demir eksikliği ile bağlantılı bulunmuştur.

v  Civa, kadmiyum, kurşun, bakır ve manganez gibi ağır metal birikimi saç telinden analiz edilebilir. Ağır metal birikiminin çocukluk çağındaki öğrenme bozuklukları ile ilişkili olabileceği görülmüştür.

v  Birçok çalışma gıda takviyelerinin alınmasının okul çağındaki çocuklarda zihinsel işlevleri desteklediğini göstermiştir. (Bu çalışmalarda sadece omega 3 yoktur. )

v  Multvitamin takviyesi verilen çocuklarda yazılı ve sözel olmayan zekalarında gelişme kaydedilmiştir. Beyin ve sinir sistemi işlevi için son derece gerekli olan bu besinler tiamin, niasin, B6 vitamini, B12 vitamini, bakır, iyot, demir, magnezyum, manganez, potasyum ve çinkodur.

v  Langseth ve Dowd’ a bağlı 261 hiperaktif çocuk üzerinde yapılan çalışmada ADHD’ li çocukların %74 ünde anormal glukoz toleransı görülmüştür. Diğer çalışmalarda böyle bir farklılık görülmese de bağlantılı olabileceği sonucu bulunmuştur.

v  Reaktif hipoglisemide şeker alımından sonra plazma epinefrin ve norepinefrin artar, fakat bu artış ADHD’ li çocuklarda normal çocuklara göre %50 daha azdır.

v  Amerika’ da 1985 yılında kişi başı gıda katkı maddesi tüketimi yılda 13-15 gram iken günümüzde 3.5-4.5 kg arasındadır. Gıda katkı maddelerinin hiperaktiviteyi tetiklediği Feingold hipotezi adı altında Benjamin Feingold tarafından yapılmıştır. Feingold’ a göre hiperaktivite görülen çocukların çoğunun yapay renklendirici, tatlandırıcı koruyucu maddeler, salisilatlar ve fenolik bileşiklere duyarlıdır.

 

DEHB olan çocuklarda davranış bozukluğu, depresyon, anksiyete bozukluğu, gelişimsel gecikme, öğrenme güçlüğü, tourette bozukluğu ve diğer tik bozuklukları, bipolar efektif bozukluk, enürezis nokturna görülebilir.

 

 

Ø  DSM: Diagnostic and statistical manual of mental disorders. 5 versiyonu vardır fakat yapılan çalışmalarda ağırlıklı olarak DSMIV kriterleri baz alınarak değerlendirme yapılmıştır.

Ø  DSMIV: Amerikan psikiyatri birliği tarafından geliştirilmiş mental bozuklukları sınıflandırma sisteminin 4. Kez gözden geçirilmiş baskısıdır. DSMIV tamamlayıcıdır. 5 ayrı eksende değerlendirilir:

1.       Klinik bozukluk ve klinik ilgi odağı olabileceği diğer durumlar

2.       Kişilik bozukluğu ve mental retardasyon

3.       Mental bozukluk ve genel tıbbi durum ve fiziksel bozukluk

4.       Mental bozukluk gelişiminde katkıda bulunan psikososyal ve çevresel sorun

5.       Hastanın sosyal, iş ve psikolojik işlevselliği

Hepsinin toplamı 100 üzerinden değerlendirlir. Bozukluğun şiddeti: hafif, orta derece, ağır, kısmı remisyon ve tam remisyonda olarak değerlendilir.

 

 

Ø  EEG: Beyin dalgaları frekansıdır.

a.       Alfa beyin dalgası: düşüncenin olmadığı rahatlama dönemlerinde ya da doğa ile uğraşırken yayılır.

b.      Beta beyin dalgası: konsantrasyon, mental aktivite ve karşılıklı etkileşim zamanında

c.       Teta beyin dalgası: hayal kurma, uyuma, dinlenme zamanlarında

d.      Delta beyin dalgası: Derin uyku hali.

DEHB li çocuklarda teta aktivitesi uyarı altında ve kortikal aktivite azalmışken iyi gözlemlenmiştir.

 

 

FARMAKOLOJİK TEDAVİ:

 

KULLANILAN İLAÇLAR: ETKİLERİ VE YAN ETKİLERİ

v  Metilfenidat etken maddesi 1902 lerde tanımlanmıştır. 1955 yılında ilaç olarak kullanımı yaygınlaşmıştır. 1980 lerde gündemde yerini bulan metilfenidat kullanımı asıl parlamasını 1990 larda yapar.

v  Medikal tedavide beyindeki nörotransmitterlerin dengesini sağlamak ve bu maddelerin disfonksiyonunu düzenlemek temel amaçtır.

 

 

Stimulanlar:

·         Metilfenidat ve amfetamin iki ana stimulandır.

·         Norepinefrin ve dopamine benzer etkiler ortaya çıkarır.

·         Dopamin geri alımını azaltır ve ekstraselüler dopamin seviyesini artırarak görev alır.

·         Bu sayede sempatomimetik aktivite artar. Yorgunluk duygusu azalır, motor aktivite ve zihinsel uyanıklık artar.

·         Metilfenidat etki süresi açısıdan ikiye ayrılır. Kısa etkililer 3-6 saat; uzun etkililer 8 (bazı kaynaklarda 11-12 saat) saat etkisi vardır. İdrarla vücuttan atılır. Kg başına 0.3-1 mg uygulanır.

·         Yavaş ve sürekli dopamin artışı yaptığı için bağımlılığa neden olmaz.

·         Aileden gelen ani kardiyovasküler ölüm riski, konjenital kalp hastalıkları, egzersize bağlı senkop gözlemi var ise kardiyovasküler yan etki riski yüksek olacağı için EKG gözlemi yapılmadan stimulanlara başlanmamalıdır.

·         En sık görülen yan etkileri:  anoreksiya, insomnia, gastrointestinal rahatsızlık, baş ağrısı, iritabilite, düz duygulanım, sosyal çekingenlik, tik, tremor, hızlı kilo kaybıdır.

·         Kan basıncı ve kalp atışlarının aynı zamanda büyüme ve gelişmenin gözlemlenmesi gerekmektedir.

·         Nöbet ve halüsinasyon nadir de olsa görülebilir yan etkileri arasındadır.

·         Metilfenidat priapizme neden olabilir.

·         Stimulan ilaç kullanan ADHD’ li çocukların%20-30’ u bu ilaçları tolere edememe, yan etki görülmesi ya da ilaca yanıt vermemesi sebebi ile kullanamaz.

·         Yüksek dozda stimulan ilaç kullanımı paranoid psikozlara sebep olabilir.

 

Non stimulan ilaçlar:

Atomoksetin:

·         Norepinefrin seviyelerini artırır ve nöral sinapslardan norepinefrin reuptake’ ini inhibe eder.

·         Gün boyu etkilidir. Uykusuzluk yan etkisi azdır. Tikleri arttırmaz.

·         Depresyon ve kaygı eşliğinde görülen vakalarda daha başarılıdır.

·         Rebound yoktur.

·         Karaciğer hasarı (Karaciğer enzim yükselmesi görülen kişilerde kullanılmamalıdır). Abdominal ağrı, İştah kaybı, kusma, baş ağrısı, insomnia, uyuklama, sersemlik, iritabilite, kan basıncı ve kalp atışı hızında artış gözlenebilir.

·         Büyüme ve gelişme, kan basıncı ve kalp atım hızı takip edilmelidir.

·         İntihar düşüncesinde artış görülebilir. (çocuklarda %0.4; adolesanlarda %9.05)

·         Priapisme neden olabilir.

Klonidin:

·         DEHB ek olarak tik, post travmatik stres bozukluğu gibi durumların beraberinde görüldüğü vakalarda kullanılır.

·         En sık görülen yan etkileri; sedasyon, sersemlik, anoreksiya, ortostatik hipotansiyon, depresyon, gece kabusları, gece işemeleridir.

·         Sedasyon yan etkisi zamanla azalır.

Guanfasin:

·         Klonidin gibi vaka kullanımları aynıdır.

·         Yan etkileri benzerdir.

·         Klonidinden farklı olarak sedasyon yan etkisi daha sık görülür.

Antidepresanlar:

Serotonin, dopamin ya da norepinefrin metabolizması üzerinden etki gösterir. Genellikle duygudurum bozukluğu görülen çocuklarda kullanılır.

Bupropion:

·         Stimulan kullanamayan hastalarda ya da ADHD ile beraber depresyon, iritabilite, saldırganlık tedavilerinde kullanılır.

·         En sık görülen yan etkileri konstipasyon, tremor, insomnia, baş ağrısı, kusma ve ağız kuruluğudur.

·         Blumia ve anoreksiya nevroza görülen hastalarda kullanılmaz.

·         Cevap alınamayan vakalarda stimulanlarla beraber doktor gözetiminde kullanılabilir

 

Risperidon:

·         DEHB ile beraber tik, agresiflik, duygu durum dalgalanmaları, insomnia, saldırganlık, hiperaktivite durumlarında kullanılır.

·         En sık görülen yan etkileri; sedasyon, ortostatik hipotansiyon, ortostatik taşikardi, iştah artışı, metabolik sendrom, sersemlik, akatizi (iç huzursuzluk, yerinde duramama, haraket etme ihtiyacı ile karakterize psikiyatrik bozukluk), distonik reaksiyon, tardif diskinezi, ekstraprimidal semptom, hiperprolaktinemidir.

·         Zamana bağlı olarak sedasyon azalır.

·         Kullanan kişilerde kilo, kan şekeri, kolesterol, trigliserit ve karaciğer fonksiyonları takip edilmelidir.

·         QT süresini uzatır.

·         Fluoksetin ve paroksetin ile beraber kullanımında serum risperidon seviyeleri artar.

Trazodone:

·         DEHB ile beraber insomnia , hiperaktivite, agresiflik varlığında kullanılır.

·         En sık görülen yan etkileri arasında; sedasyon, sersemlik ve ortostatik hipotansiyondur.

·         Kullanan kişilerde kan basıncı ve kalp atım hızı gözlenmelidir.

·         Fluoksetin ve sertralin ile beraber kullanımında serum trazodon seviyeleri artabilir.

 

 

2. Bölümün sonu

Devam edecek....

 


Ecz. Şeyma ŞAHİN


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim