Genel Bağışıklık

Son güncelleme: 26-12-2016

Ecz. Şeyma ŞAHİN

 

Multivitamin-mineraller:

  • Bağışıklık destekleyici, sinir sistemi güçlendirici, hormon ve enzim mekanizmalarının çalışmasını destekleyici v.b. bir çok etkisi vardır.
  • Aşağıda bahsedilen vitamin ve mineraller dışında kalan diğer vitamin ve minerallerde bağışıklık sistemini desteklemek için ara basamaklarda görev yapmaktadır. Bu yüzden özellikle günlük multivitamin- mineral alımı önemlidir.

D vitamini:

  • Yapılan çalışmalarda  lökositlerin telomer uzunluğu üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Bu da yaşlanma ve yaşlanmaya bağlı hastalıklarda yardımcı olabileceğini göstermiştir.
  • Makrofaj, dendritik hücre, T ve B hücreler üzerine etkisi vardır.
  • Tüberküloz hastalarının sanatoryumlarda güneşlendirilmesi güneş ışığı ile aldığı D vitamininin hastalık üzerine etkisi ile ilişkilendirilmektedir.

Beta karoten ve A vitamini:

  • Beta karoten A vitamini öncülüdür.
  • A vitamini antiviralve antitümöraktivitesi vardır.
  • Gebelerde A vitamini yerine beta karoten tercih edilmelidir. Gebelik riski olan kadınlarda 5000 IU dan daha az A vitamini kullanılmalıdır

C vitamini:

  • Hem interferon düzeylerini artırarak hem de akyuvar hücreleri üzerinde direk etkisi ile antiviral etkinlik gösterir.
  • Timus bezinden salgılanan timik hormon üretimini de desteklemektedir.
  • Soğuk algınlığının görülme sıklığı, süresi ve şiddetini azaltır.
  • Flavonoidler (sebze ve meyvelere rengi veren pigmentler) ile beraber alımında C vitamini etkinliği ve kan konsantrasyonu artar.

E vitamini:

  • Özellikle T hücrelerinin aktivitesi üzerine etkilidir.

B6 vitamini:

  • Akyuvar hücre sayısını destekler.
  • Timik hormon aktivtesinin artırılmasında yardımcı olur.
  • Özellikle alkol ve doğum kontrol hapı alan kişilerde eksikliği daha sık görülmektedir.

Folik asit ve B 12:

  • Akyuvar hücre üretiminde önemli rol oynar.
  • Demir minerali  dışında kan yapımından sorumlu diğer ana vitaminlerdir.

Diğer B vitaminleri:

  • Akyuvar ve antikorların hücre yanıtında artışı sağlar.
  • Timus ve lenf dokusu bağışıklık üzerindeki etkilerine destek olur.

Demir:

  • Demir eksikliği görülmese bile bağışıklık sisteminde olumsuz etkiler görülebilir.
  • Demir eksikliği ya da yetersizliği timüs ve lenf bezi atrofisine, akyuvar hücrelerinin yanıtının ve işlevinin bozulmasına neden olabilir. T hücrelerinin B hücrelerine oranını düşürebilir.
  • Enfeksiyon sırasında demir verilmez çünkü vücut enfeksiyon sırasında bağışıklığı desteklemek için kan demir düzeylerini azaltır.

Çinko:

  • T hücre sayısını artırır, akyuvar hücre fonksiyonlarını düzenler
  • Timik hormon düzeylerini etkiler.

Selenyum:

  • Glutatyonperoksidaz enzimi için önemli rol oynar.
  • Akyuvar hücleri ve timüs bezi uyarır.
  • İnterlökin II seviyelerini artırarak tümör hücrelerinin yok edilmesinde yardımcı olur.

ChlorellaSpirulina:

  • Spirulina aminoasit ağırlıklı, chlorella klorofil ağırlıklı multivitamin mineral aynı zamanda aminoasit-protein ve esansiyel yağ asidi deposudur.

Antioksidanlar:

  • Serbest radikal kaynakları
  1. Alkol
  2. Sigara
  3. Radyasyon
  4. UV
  5. Kronik inflamasyon
  6. Aşırı demir yüklemesi
  7. Aşırı fiziksel egzersiz
  8. Yaşlanma
  9. Oral kontraseptifler
  • Serbest radikal oluşum yolakları
  1. UV ışınları
  2. İlaçlar
  3. Yağ oksidayonu
  4. İmunolojik reaksiyonlar
  5. Radyasyon
  6. Stres
  7. Sigara
  8. Alkol
  9. Biyokimyasal redoks reaksiyonları
  • Antioksidan moleküller:
  1. Enzimler (SOD, katalaz v.b.)
  2. Protein (albumin)
  3. Selenyum
  4. Çinko
  5. C vtamini
  6. E vitamini
  7. Karotenoidler
  8. Flavonoidler
  9. Glutatyon ve tiyoller
  10. Coenzyme Q 10
  • Timus bezi artan yaş ile beraber kronik hastalıklar, radyasyon, stres v.b. nedenlerle küçülür. Antioksidanlar bu tüm etkenlerin vermiş olduğu zarara karşı koruyarak timüs bezi fonksiyonlarının devamında yardımcı olur.
  • Timus koruyucu en önemli antioksidanlar karotenler, C vitamini, E vitamini, çinko ve selenyumdur.
  • Genel olarak tüm antioksidanlar vücudun savunma sistemlerini vücut fonksiyonlarının normal işlevine devam etmesine yardımcı olarak destekler.
  • Genel bağışıklığı desteklemek için tüm antioksidan takviyeler dönüşümlü olarak kullanılabileceği gibi antioksidan karışım ürünleri de tek başına kullanılabilir.

Propolis:

  • Arı ürünleri ile yapılan tedavi amaçlı uygulamalar “Apiterapi” adı altında tıp dünyasında da kabul görmeye başlamıştır.
  • Propolis, çeşitli bitkilerin yaprak, tomurcuk, kabuk ve benzeri kısımlarından işçi arılar tarafından toplanan, reçineli ve mum kıvamında olan, keskin ve güzel kokulu, suda erimeyen, oda sıcaklığında yarı katı halde bulunan bir maddedir. Arı bu maddeyi, polenle ve başı ile toraksı arasında bulunan bezlerden salgılamış olduğu aktif enzimlerle karıştırmaktadır. Propolisin rengi ve fiziksel özellikleri kaynağına göre değişmekte ve kovanda arılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır.
  • Propolisin, polifenoller (flavonoidler, fenolik asit ve esterleri), terpenoidler, steroidler, aminoasitler ve inorganik bileşikler gibi çeşitli kimyasal bileşikler içerdiği belirtilmiştir
  • Propolis, antibakteriyel, antiviral, antiprotazoal, lokalanestetik, antienflamatuar, antioksidan, hepatoprotektif, immunostmulan, antitümoral ve sitostatik aktivite gibi birçok biyolojik özelliğe sahiptir.
  • Ayrıca yüksek flavonoid içeriği ile propolis cilt hastalığına sebep olan mantar ve Candida türlerine karşı aktivite göstermektedir. (Antifungal etki)

Probiyotikler:

  • Her ne kadar yapılan çalışmalar yeterli olmasa da düzenli probiyotik kullanan kişilerde soğuk algınlığı, kış enfeksiyonları üzerine yapılmış çalışmalarda hastalıksız geçirilen gün sayısının arttığı gözlenmiştir.
  • Yapılan çalışmalarda sinbiyotikler daha etkilidir.
  • Son çalışmalara göre bağırsaklarımız sağlıklı yaşamımızı devam ettirebilmemiz için ikinci beynimizdir. Bu yüzden bağırsak florasının korunması çok önemlidir.

Arabinogalaktanlar:

  • Polisakkarit içeriği ile özellikle barsaktaki Bifidobakteri ve Laktobasiller gibi anaerob grupları artırarak bağışıklık sistemini destekler.
  • Doza bağlı artışta doğal öldürücü hücre sayısı artar, bu etki karaciğerde tümör hücre metastazını bile inhibe eder.

 

Ginseng:

  • Yorgunluk, stres v.b. parametrelere olan etkisi ile adaptojendir.
  • İmmunositmulan etkisi vardır.
  • Fiziksel ve mental stres azaltır, kanserde kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır.
  • Hipertansiyon, gastrointestinal rahatsızlık, baş ağrısı, mastalji, uykusuzluk ve ciltte kızarıklık yapabilir.
  • Kardiyovasküler ve nöroendokrin sistemler üzerine etkisi vardır.

 

Çörek otu yağı:

  • Antioksidan, genel bağışıklık sistemini güçlendirici etkinliği vardır.
  • Analjezik ve antiinflamatuvar etkinlik gösterir.
  • Alerjik rinitte tedaviye yardımcıdır.
  • Antifungal etkinlik gösterir.

Omega 3:

  • Anti-inflamatuvar etkinliği vardır. (araşidonik asit yolağı üzerinden)
  • Astım patogenezinde yer alan lökotrien ve prostaglandinler ile etkileşir. Lökotrien astım hastalarında ciddi bronkokonstrüksiyon yapar. Omega 3 kullanan hastalarda solunum hacminde iyileşme görülmüştür.
  • Mast hücreleri, makrofajlar, eoz,nofil ve lenfosit aktivitesine katılarak bağışıklık sistemini destekler. Ama bağışıklık sistemi destekleyici olma özelliği dolaylı yoldan antiinflamatuvar etki mekanizmasına bağlıdır.

Mantarlar:

Cordyceps sinensis:

  • IL-6 üretimini destekleyerek makrofaj aktivasyonunu sağlar.
  • GM-CSF gibi hematopoetik büyüme faktörlerinin sekresyonuna katılır.

Shiitake Maitake mantarları:

  • IL-2 üretimini ve TNF alfa üretimini artırır.
  • T yardımcı hücre yanıtını indükler
  • İmunomodülatör etkileri vardır.

Reishii:

  • Özellike karaciğer hastalıklarında ilk tercih edilen mantar türlerindendir.

BAĞIŞIKLIK DESTEKLEYİCİ SPESİFİK TAKVİYELER:

 

Koni çiçeği (ekinezya):

  • Echinaceaangustifolia ve Echinaceapurpurea (en etkin 2 tür) içeriğindeki inülin gibi polisakkaridlerile makrofajları ve kompleman yolunu harakete geçirir.
  • T hücrelerinin üretimini, makrofaj fagositozunu, antikor bağlanmasını, doğal öldürücü hücre aktivitesini ve kanda dolaşan nötrofil düzeylerini artırır.
  • Hyaluronidaz adlı bakteriyel enzimi baskılayarak bakterilerin yayılmasını engeller. (Antibakteriyel özellik) Özellikle streptokoklar bakteri kolonilerini yayılmasını hızlandırmak için çok fazla hyaluronidaz salgılar.
  • İçeriğindeki polisakkarit, flavonoid ve esansiyel yağ asidi ile antiinflamatuvar özellik gösterir.
  • Hücre aracılı immun sistemi stimule eder.
  • ÜSYE ve ASYE enfeksiyonları ile pelvik enfeksiyonlar için kullanılır.
  • İlk 2 haftalık tedavisi ile primer ve sekonder IgG yanıtını artırır.

Sambucus nigra (Elderberry):

  • Antiviral özellik gösterir
  • Sitokin üretimini artırarak immunomodulatör etki gösterir.

Pelargonum Sioides:

  • Doğal öldürücü hücre, TNF alfa ve interferon beta yapımını destekler.
  • ÜSYE ve soğuk algınlığı gibi KBB enfeksiyonlarında da tedaviye yardımcıdır.
  • Öksürük, ateş, boğaz ağrısı, halsizlik-yorgunluk gibi yakınmaların giderilmesinde yardımcı olur.
  • Antviral, antibakteriyel ve antioksidan özellik gösterir.

 

Glycyrrhiza glabra (Meyan kökü):

  • İçeriğindeki glisirizin ve glisirizik asit antiviral ve antitümoral etkinlik gösterir.
  • Geleneksel kullanımı ekspektoran olaraktır.
  • Hidrokortizon benzeri antiinflamatuvar etkinlik göterir.
  • İnflamatuvar proseslerde yer alan fosfolipaz a2 aktivitesini azaltır.
  • Antiviral etkinliği vardır.

Quercetin:

  • Elma ve soğan kabuğunda başta olmak üzere lahanagiller , çay v.b. bitkiler de de bulunan flavonoiddir. Gingko biloba, Hypericum perforatum ve Sambucus canadensis’ de de bulunur.
  • Antiviral, antialerjik, antiinflamatuvar, antikanser aktivitesi vardır.
  • Mast hücreleri ve bazofillerden salınan histamini bloke ederek hem antialerjik hem de prostoglandin ve lökotrien üretimini azaltarak antiinflamatuvar etkinlik gösterir.
  • Makrofaj fagositozunu durdururur ve lenfositleri inhibe eder.
  • Bacaklarda uyuşma hissi ve baş ağrısı en sık görülen yan etkileri arasındadır.
  • Kinolon grubu antibiyotiklerle yarışmalıdır.
  • Karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlarda dikkatli kullanılmaldır. Warfarin ve digoksin gibi ilaçlarla kullanımında doktor gözetiminde olmalıdır.
  • Özellikle astımda siklooksijenaz ve lipooksijenaz yolağına girerek rahat nefes alınmasına yardımcı olur. Ayrıca lökotrien B 4 gibi potansiyel bronkokonstriksiyon yapan mekanizma üzerine ve histamin salınımı ile bronkokonstriksiyona karşı direkt etkisi vardır.

Efedra (Ephedra sinica):

  • Geleneksel kullanımı bronşiyal astım, yüksek ateş, öksürük ve soğuk algınlığı üzerinedir.
  • Vazokonstrüksiyon ,bronkodilatör ve merkezi sinir sistemi uyarıcı etkileri vardır.
  • Oral preperatları günlük maksimum 60 mg kullanılmalıdır.
  • Taşikardi, anksiyete, huzursuzluk, uykusuzluk en sık görülen yan etkileridir. Bunun yanı sıra tremor, ağız kuruluğu, ekstremitelerde bozulmuş dolaşım, hipertansiyon ve kardiyak aritmi diğer yan etkileri arasındadır.
  • Pseudoefedrin ise efedrinin yaptığı yan etiker dışında  cilt kızarıklıkları ve üriner retansiyona sebep olmaktadır. Pseudoefedrin günlük alım dozu 240 mg ‘ dır.
  • Koroner tromboz, diyabet, glokom, kalp hastalıkları, hipertansiyon, tiroid hastalıkları, feokromasitoma ve prostat büyümesi olanlarda kontrendikedir.

 

Astragalus:

  • Akyuvar hücre ayısını artırır.
  • Monosit ve makrofajlarınfagositik aktivitesini, interferon üretimini, doğal öldürücü hücre aktivitesini, T hücre aktivitesini ve diğer bazı antiviral mekanizmaları artırır.
  • Radyoterapi ya da kemoterapi gibi kimyasal ajanlar ya da radyasyon sebebi ile hasar gören bağışıklık sistemi üzerine etkilidir.
  • Hücre aracılı immun mekanizmayı stimule eder, kardiyovasküler ve nöroendokrin sisteme etkileri vardır.
  • İmmun yetmezlikten kanser terapisine kadar geniş bir alanda kullanılabilir. 
  • Beyin ve karaciğerdeki SOD aktivitesini artırır. Yaşlı farelerde karaciğerde MDA (yağ oksidasyonu sırasında açığa çıkan zararlı biyoaktif aldehit) içeriğini düşürdüğü görülmüştür.

Tylophora indica (Thlophora asthmatica):

  • Antitümör, immunomodülatör, antioksidan, antiastmatik, antiinflamatuvar, antihistaminik etkileri vardır.
  • Ayurvedik bir bitkidir.
  • Mast hücrelerini stabilize eder

 

Goldenseal (Hydrastiscanadensis):

  • İçeriğindeki berberin alkaloidleri streptokoklara karşı antibiyotik etkisi gösterir. Özellikle Streptekok A ‘ nın boğaza tutunmasını engeller.
  • Berberin bakteri de dahil olmak üzerevirüs, mantar, protozoa, helmint ve klamidya enfeksiyonlarına karşı etkilidir.
  • Dalaktaki kan akımını hızlandırır.
  • Makrofaj aktivitesini artırırır.
  • Doza bağlı olarak gastointestanal rahatsızlık, düşük kan basıncı, dispne, grip benzeri semptomlar ve kardiyak hasar yapabilir.
  • Antijene spesifik bağışıklığı destekler.
  • İlk 2 haftalık tedavide IgM ye primer yanıt artmıştır.
  • Antijen spesifik ımunoglobulin üretimini artırır.
  • Özellikle bakteriyel diyarede kullanımı vardır. Bakteriyel enteroroksin oluşumunu inhibe eder, bağırsaklarda sıvı birikimi ve iyonizasyonu azaltır.

 

Andrographics paniculata (Kan Jang): Hint ekinezyası

  • Akut ÜSYE ve sinüzitin inflamatuvar semptomlarında yararlıdır.

Bromelain:

  • Ananasta bulunan ve protein sindirimi yapan enzimdir.
  • Antitussif ve mukolitik etkisi vardır.
  • Bronşit ve zatüree gibi rahatsızlıklarda tedaviye ek olarak kullanan hastaların spirometri testleri değerlendirildiğinde akciğer kapasitesi ve fonksiyonlarının arttığı görülmüştür.
  • Zaman ve doza bağlı olarak TNF-alfa, interlökin 1 beta ve interlökin 6 üretimini sağlar.
  • T hücrelerini aktive eder.
  • Antibiyotilk ile beraber verildiğinde antibiyotik etkilerini potansiyelize eder.
  • Doku yaralanmalarında ve zedelenmelerde inflamasyonun azaltılmasında yardımcı olur.

Bitkisel ekspektoranlar:

  • Solunum yollarını kaplayan mukoza tabakasının salgılarının miktarını azaltır, yoğunluğunu azaltır ve balgamın dışarı atılmasını sağlar.
  • Yaygın olarak kullanılan ekpektoranlar şöyledir. Karışım olarak ya da tek başına formulasyonlarda olabilir.
  1. Hedera helix
  2. Lobelya (Lobeliainflata)
  3. Meyan kökü (Glycyrrhizaglabra)
  4. Gridelya (Grindeliacamporum)
  5. Köpekotu (Marrubiumvulgare)
  6. Öküsürük otu (Tussilago farfara)
  7. Güneşgülü (Drosera rotundifolia)
  8. Hatmi (Althaea officinalis)
  9. Kekik
  10. Hatmi çiçeği
  11. Senegal akasyası
  12. Meyan kökü
  13. Fesleğen
  14. Zerdeçal
  15. Zencefil
  16. Karabiber
  17. Zedoariae rhizoma
  18. Hedera helix
  19. Lobelia inflata
  20. Fesleğen,  nane,  kekik, ökaliptus

Beta glukan:

  • Beta1,31,6 glukan bir polisakkarit olup maya ve mantar hücre duvarlarında doğal olarak bulunur.
  • Makrofaj, dendritik hücre, doğal öldürücü hücre ve granülositler ile etkileşime girerek immun sistemi uyarır.
  • Virüs, bakteri, mantar ve parazitlere karşı doğal bağışıklıklık hücrelerini aktive eder.
  • Non toksiktir ve non- alerjiktir.
  • Hasarlı hücreleri yeniler ve yara iyileşmesini hızlandırır
  • Enfeksiyonlar tarafından indüklenen inflamasyonlara karşı korur.

Zingiber Officinale (Ginger):

  • Analjezik özelliği antiviral özelliğinden daha güçlüdür. Bu yüzden enfeksiyonlarda ağrı kesici olarak kullanılabilir.
  • Antipiretik, antitussif etkinliği de vardır.

Curcuma longa (Zerdeçal):

  • Antiviral, antiinflamatuvar, antioksidan, antikanserojen etkisi vardır.

 

Ölümsüzlük mü? Ölümsüzlük Gılgamış destana göre ad yazdırmadadır yani “KAHRAMANLIK” ta…

“Kahraman sözcüğü hero, eros, amore,a-mors’ dan gelir ve ölümsüzlük demektir.”

Stefano D’ anna Tanrılar Okulu

Ve şöyle devam eder:

Bir Oluş Okulu kuracaksın, gerçekleştirecek düşü olanlar için bir üniversite. Bireylerin, Düş’ün var olan en gerçek şey olduğunu, insanın gerçeklik olarak adlandırdığı şeyin, kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığını öğrenebilecekleri bir Okul.

Tanrılar Okulu…

Kendi yolunu izle;

Vaktiniz sınırlı, onu başkasının hayatını yaşamakla ziyan etmeyin. Diğerlerinin fikirlerinin yarattığı uğultunun iç sesinizi boğmasına izin vermeyin. Ve en önemlisi, kendi kalbinizin ve sezginizin sizi götürdüğü yere gidecek cesarete sahip olun.

Steve Jobs

Gittiğiniz yolların sizi mutlu etmesi dileğiyle…

Bir sonraki yazının konusu mu? Tamamen başladığım hikayeye göre şekillenecek, yeni hikayelerde görüşmek üzere…

 

1. bölüm için linki tıklayınız

http://www.eczacininsesi.com/index.php?yon=dosya&id=849

 

 


Ecz. Şeyma ŞAHİN


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi | Forum
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim