Meme Kanserinde Adjuvan Kemoterapi

Son güncelleme: 07-04-2016

Saldırgan meme kanserinde ameliyat sonrası koruyucu – adjuvan kemoterapinin erken başlanması başarıyı arttırıyor

 

Prof Dr Canfeza Sezgin

İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı

 

Meme kanseri kadınlarda sık görülmesi nedeni ile önemli bir sağlık sorunudur. Meme kanserinin çok farklı tipleri olup her birinin tedavisi farklılık gösterir.

Kanser tanısı konduktan sonra farkında olmadan veya kararsızlık göstererek tıbbi tedavilerin yerine farklı çözümler aranmaktadır. İnternet veya medyadan onkoloji uzmanı olmayan kişilerin yönlendirmeleriyle gerçek tıbbi tedavilerin gecikmesine ve hastalığın daha ilerlemesine neden olacak alternatif başlığında uygulamalar yapılmaktadır. Bu da daha sonra hayatların riske edilmesine neden olmaktadır.

Kanserin günümüz teknikleriyle tanınabileceği ortalama çap 1 cm3 olup yaklaşık olarak bir milyar hücreden oluşur. Bu küçük kitledeki anormal damarlardan her gün ortalama yüz bin ila bir milyon kanser hücresi dolaşıma sızar. Vücudumuzun bağışıklık sistemi de onların tanınıp yok edilmesini sağlar. Kanser tanısı sonrası ameliyat yapılmasına rağmen dolaşımda fırsat kollayıp organlara yerleşmeyi bekleyen fırsatçı kanser hücreleri bulunmaktadır. Bu nedenle birçok kanserde ameliyat sonrası koruyucu yani adjuvan kemoterapi, radyoterapi, akıllı ilaç tedavisi veya hormonal tedaviler yapılır. Buradaki amaç bağışıklık sisteminden kaçabilen kanser hücrelerinin de yok edilmesidir. Hastaların bir bölümünde bu yaklaşım önemli katkı sağlar.

Derece 3 veya Ki67 indeksi %20’ nin üzerinde olan meme kanseri tipleri hızlı çoğalan, daha saldırgan olan meme kanseri tipleridir. Gençlerde görülme oranı daha fazladır. Yapılan çalışmada bu bulgulara sahip saldırgan meme kanseri nedeni ile ameliyat edilen kadınlar değerlendirilmiştir.

Ameliyat sonrasında koruyucu adjuvan tedaviye başlanmasına kadar geçen süre birçok kanserde önemlidir. Saldırgan meme kanserinde ameliyattan sonra 7 hafta içinde adjuvan tedavi başlanan hastaların, daha geç başlanan meme kanseri hastalarına göre hastalıktan kurtulma oranlarının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Yaklaşık olarak 8 yılda sağ kalan hasta sayısı 7 haftadan önce başlananlarda %88, 7 haftadan sonra başlananlarda %78 bulunmuştur. Bu aradaki %10’ luk fark küçük gibi görülse de kanser tedavisi açısından çok büyük bir farktır. Anne, eş, ailenin temeli, toplumun uzlaştırıcısı ve kaynaştırıcısı kadınların hayatlarının kurtulması herkes için olduğu kadar tıp dünyası için de sevindiricidir. Diğer kanserlerde de bu süre ortalama 2 ay olarak verilmektedir.

Meme kanseri tanısı sonrası düzenli egzersiz yapılması ile ölüm, sakatlık, yaşam kalitesi, yorgunluk, fiziksel fonksiyon, kas gücü ve duygusal açıdan iyileşme sağlanmaktadır. Egzersiz meme kanserinde sonuçları olumsuz etkileyen şişmanlık ve insülin direnci ile mücadelenin en temel yoludur. Yeni çalışmalar sadece tıbbi tedavileri değil, yanında uygulanan basit tamamlayıcı tedavileri de değerlendirmelerine almakta ve ciddi katkılarının olduğu gözlenmektedir.

Kanserin tipine ve tedaviye göre belirlenecek nütrisyonel / botanik destekler dahil beslenme, nefes terapileri, meditasyon, akupunktur, homeopati gibi tamamlayıcı yaklaşımlar kanser mücadelesinde yardımcı olabilmektedir. Tam tersine bilinçsiz kullanılan yaklaşımlar veya onkoloji uzmanı olmayan kişilerin takip ve tedavileri kanserin daha kötü seyretmesine neden olacaktır.

Kanser gibi eski çağlardan gelen ve giderek artan hastalığa çözüm yine eski çağlardan gelen yeşil tedavilerden gelebilir. Geçmişin çiftçilerinin günümüz eczacılarının en önemli hammaddelerini oluşturduğunu unutmamalıyız. Modern tıbbi tedaviler yanında geleneksel sağlık dostlarının tamamlayıcı yaklaşım olarak uygulanması başarıyı arttırmada yardımcıdır.

 

Kaynaklar:

Farolfi A, Eur J Cancer. 2015 Jul 20. pii: S0959-8049(15)00658-9.

Eyigor S, World J Clin Oncol. 2014 Aug 10;5(3):406-11.

Anand P, Cancer Lett. 2008 Aug 18;267(1):133-64.

Kumar P, Anticancer Agents Med Chem. 2015;15(5):647-56.


Prof. Dr. Canfeza SEZGİN


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi | Forum
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim