Soğuk Algınlığı ve Gripte Eczacının Rolü

Son güncelleme: 01-11-2015

Sonbahar ve kış aylarında eczanelerimize başvuranlar arasında soğuk algınlığı ve grip vakaları da artar. Bu hastalıklarda eczacının rehberliği ve yol göstericiliği çok önemlidir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki soğuk algınlığı hastanın okul ve işten zaman kaybetmesine sebep olarak ülke ekonomisinde en fazla maddi kayba neden olan  hastalıkların başındadır. Her ne kadar soğuk algınlığının sadece semptomatik tedavisi olsa da belirtilerinin aktif olarak iyileştirilmesi gerektiği ortadadır. Ayrıca kontrol edilmez ise sekonder infeksiyon ve komplikasyonlara yol açabilmektedir.

Hastadaki tüm semptomların belirlenmesi önemlidir.

Bu doğrultuda eczacı hastaları doğru bilgilendirir ve gerekli gördüğü durumlarda hekime yönlendirir.

Soğuk Algınlığı; Ani gelişen ve kendi kendini sınırlayan  ve sık görülen viral bir hastalıktır. Akut viral rinit, nezle gibi isimlerle de anılan bu infeksiyon, aslında tek bir hastalıktan çok 200’den fazla virüsün neden olduğu bir grup hastalığı tanımlamaktadır. En sık görülen etken rhinoviruslerdir. Coronavirusler ise %10 olguda sorumlu etkendir. Rinovirüsler sonbahar başlarında ve ilkbahar ortalarında salgınlar yaparken, Coronavirüsler tüm kış boyunca etkilidir.

Ana semptomlar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı veya boğazda tırmalayıcı şekilde yanma ve öksürüktür. Çocuklarda ve bebeklerde ateş yüksek seyretmesine karşılık, yetişkinlerde çok hafif yükselir. İlk gün hafif olan bu semptomlar 2. ve 3. günde maksimum düzeye çıkar. Halsizlik, kırgınlık, hafif ateş, aşırı sulu burun akıntısının ardından hafif göz yanması ve kaşıntısı ortaya çıkabilir. Koku ve tat alma bozuklukları, kulaklarda dolgunluk, yüzde basınç hissi ek semptomlardır. Soğuk algınlığının ilk günlerinde fizik muayenede burun mukozası hiperemik ve parlak görünümdedir. Giderek ödemli ve akıntılı hale gelir. İnflamasyonun artması ile birlikte mukoza soluk ve ıslak hale gelir. Bol ve inatçı burun akıntısı olanlarda nostril kenarlarında ağrılı maserasyonlar görülür. Hastalık süresi ortalama bir hafta kadardır. Bazen iki haftaya kadar uzayabilir. Sigara tiryakilerinde iyileşme süresi uzadığı gibi öksürük daha şiddetli ve uzun sürebilir. Çocuklarda ve yetişkinlerde klinik tablo aynıdır.

Grip  (Influenza); Ateş, miyalji, baş ve boğaz ağrısı, öksürük; çocuklarda bazen kusma ve ishalle ve 1-3 hafta süren halsizlikle seyreden bir enfeksiyon hastalığıdır. Ateş genellikle 3-5 gün sürer ve akşamları daha yüksektir. Öksürük önce kuru vasıftadır, 3-4 gün sonra balgamlı olabilir ve 2 hafta kadar sürebilir. Sıklıkla 3-4 gün süren konjunktivit tablosu vardır. En önemli komplikasyonu ölüme neden olabilen primer veya sekonder bakteriyel pnömonidir. Ayrıca otitis media, sinüzit gibi diğer bakteriyel solunum yolu enfeksiyonları da, influenzadan sonra sık görülür.

Etken büyük epidemiler yapabilen influenza A ve B virusleridir. Ortomiksovirus grubunda yer alan influenza virüsünün A, B, C ve D olarak adlandırılan 4 farklı tipi vardır, ancak D tipi insanlarda patojen değildir, C ise seyrek görülür.

İnfluenza kişiden kişiye direk temas veya solunum yolu sekresyonları ile kontamine olmuş materyal ile bulaşır. En yüksek atak hızı kreş ve ilkokul çocuklarında görülür. Bir ile üç gün arasında değişen bir inkübasyon  döneminden sonra semptomlar ortaya çıkar. Semptomlar başlamadan 24 saat önce ve semptomların bulunduğu süre boyunca (5-7 gün) bulaşıcıdır.

Tanı klinik olarak konulur. Genellikle laboratuar testi gerekmez. Şüpheli durumlarda boğaz sürüntüsünde antijen testi ve hücre kültürü yapılabilirse de, bu testlerin klinik uygulamadaki yeri sınırlıdır. Soğuk algınlığı, tonsillit, sinüzit, ateşli hastalıklardan (menenjit...) ayırt edilmelidir.

Tedavi

Soğuk Algınlığının Spesifik tedavisi yoktur. Sadece semptomatik tedavi uygulanır.

Gripte Spesifik tedavi de Amantadine ve rimantadine hastalığın başlangıcından sonraki 48 saat içerisinde verildiğinde, ateşin ve diğer semptomların süresini kısaltır, normal günlük aktivitelere daha kısa sürede başlamayı sağlar. Ancak rutin kullanılmaları önerilmemektedir. Daha çok influenzanın komplikasyonlu seyrettiği risk gruplarında uygulanmaları uygun olur. Geç başlanan tedavinin etkisi yoktur.

Korunma

Hastalığın solunum yolu ile bulaşması nedeniyle, hasta kişilerin kapalı ortamlarda sağlıkla insanlarla bir arada olması yayılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle hastaların semptomatik oldukları dönemde iş veya okula gitmeleri uygun değildir.

Aşı ile Korunma  Soğuk algınlığını önlemede başarılı bir aşı geliştirilememiştir. Gripte ise İnaktif aşı yıllık olarak sonbaharda uygulanırsa, 6 ay süre ile oldukça koruyucudur.

Semptomatik Tedavi

Her iki hastalıkta da İlk 4 gün, ateş süresi uzarsa ateş normala dönünceye kadar yatak istirahati ve sıvı alımının arttırılması uygun olur. Semptomatik tedavide önerilen ilaçlar aşağıda yer almaktadır.

Ateş ve başağrısı, genel vücut ağrısı :  Parastamol,aspirin veya non steroidal antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Parasetamol (1.tercih)  Aspirin 16 yaş altı ateşli çocuklarda Reye sendromu riski nedeniyle kullanılmamaldır

         “Aspirin kullanımında Reye Sendromu riskine dikkat!”

Nazal konjesyon, sinüs ağrısı ve sinüs konjesyonu: Bol sıvı verilmelidir. Burnun serum fizyolojik ile irrigasyonu, başın yatarken yükseltilmesi, çevrenin buhar ile nemlendirilmesi yararlı olur.

Diüretikler ve alkol kuruluk yaparak semptomları artırdığından hastalara kullanmamaları gerektiği hatırlatılmalıdır.

         “Topikal dekonjestanlarda rebound fenomeni riski”

Cevap vermeyen vakalarda dekonjestan burun damlaları veya spreyleri 4 günü geçmeyecek şekilde kısa süreli olarak kullanılır. Oral dekonjestanlar gerekli durumlarda daha uzun süre kullanılabilir. Dekonjestanlar (Uzun süreli kullanılmaları sakıncalıdır.) Sempatik Sinir liflerini stimüle edip mukoz salgı aktivitesinde bir azalma ve vazokonstrüksiyon yaratıp daha rahat nefes almayı sağlar. Topikal (sprey, damla) veya oral formları kullanılabilir. Genellikle topikal ajanlar çok güçlü bir vazokonstrüksiyona neden olur ve sistemik olarak çok az absorbe olurlar.  Topikal dekonjestanların sürekli ve sık sık kullanılmasında rebound fenomeni ortaya çıkar. Bu durumda sanki ilaç etkileri yok oluyormuş gibi nazal mukoz membranlar bile tıkanır, ödem toplanır. Eğer tedavi 3-4 günle sınırlandırılırsa rebound konjestiyon riski minumuma indirilebilir.

Oral dekonjestanlar sistemik olarak absorbe olurlar. Risk faktörü taşıyan kişilerde aritmiyi arttırabilirler, kan glukoz düzeyini arttırabilirler. Bu sebeple; Taşikardi ve aritmi eğilimi olan hipertiroidli hastalarda, Ciddi hipertansiyon eğilimi olan hastalarda, İnsüline bağlı diyabeti olan hastalarda, İskemik kalp hastalığı veya anginalı hastalarda dikkatle kullanılmalıdırlar.

Özellikle hipotansif reaksiyon insidansının en yüksek olduğu Fenilpropanolamin'in hipertansiyon hastalarında kullanılmasından kaçınılması önerilmektedir.

        “Fenilpropanolamin'in hipertansiyon hastalarında riskli”

Oral Dekonjestanlar monoaminoksidaz inhibitörleriyle aynı anda ve diğer sempatomimetik ajanlarla kombinasyon halinde kullanılmamalıdır.

Nasal konjesyon Antihistaminiklerle de tedavi edilebilir. Antihistaminiklerin hastada şikayete neden olan en önemli etkisi sedasyondur. Difenhidramin gibi etanolaminler belirgin bir sedasyon etkisine sahiptirler. Klorfeniranin gibi alkilaminler zayıf sedatif etkilidirler.

Antihistaminiklerin antikolinerjik özellikleri antikolinesteraz alan glokom hastaları ve dar açılı glokom hastaları için sorun olabilir, dikkatli olunmalıdır.

Öksürük : Kuru ve balgamsız, konjesyonlu ve balgamsız ya da konjesyonlu ve balgamlı olabilir. Buna göre Antitüssifler ya da Ekspektoranlar kullanılır.

Diyabetli hastalarda öksürük şuruplarının seçiminde içeriğindeki şeker ve alkol miktarı göz önünde bulundurulmalıdır. Disülfiram kullanan hastalarda da  preparatın alkol içeriği konusunda dikkatli olunmalıdır.

Boğaz ağrısı : Boğaz spreyleri ve pastiller (Etkileri 5-10 dakika gibi kısa sürelidir.) kullanılmaktadır.

Günümüzde birçok kombine ticari preperat semptomatik rahatlamayı sağlamada çok başarılıdır.

 

KAYNAKLAR:

1    Doç. Dr. Ender İnci, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı, Üst Solunum Yolu EnfeksiyonlarındaSemptomatik Tedavi, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri,

Toplumdan Edinilmiş Enfeksiyonlara Pratik Yaklaşımlar Sempozyum Dizisi No:61Şubat 2008; s. 49-66

2    Gwaltney JM. The Common Cold In: Mandell GL, Bennett JE, Dolin R, eds. Principles and Practise of Infectious Diseases. Volume I, Section B Upper Respiratory Tr act Infections. 5th ed.Philadelphia: C. Livingstone, 2000: 651-656.

3    Hendley JO, Gwaltney JM Jr. Mechanisms of transmission of rhinovirus infections. Epidemiol  Rev 1988; 10:242.

4    e-kutuphane.teb.org

 

 

(Bu yazım daha önce İLKO İLAÇ'ın "Bizden Haberler" dergisinde yayınlanmıştır.)


Ecz.Nurdan ŞAHİN


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim