1. Bir Tutam Tuz
  2. Ecz. Sabih Tekin Çağlar
  3. t.caglar@eczacininsesi.com

25-11-2018


Yardımcı Eczacılık

Son günlerde “yardımcı eczacılık” konusunda, Türk Eczacıları Birliği çatısı altında, eczacı kamuoyunda ve sosyal medyada yer alan tartışmalara dışarıdan, geniş bir açıdan baktığımda aklıma ilk gelen şey, eskilerin bir deyimi olan “Hafızayı beşer nisyan ile malüldür” oldu.

Gidiverdim eski günlere; Türk Eczacıları Birliği 38.Dönem Merkez Heyeti 1.Bölgelerarası Toplantısı 24-27 Mayıs 2012 tarihlerinde, Antalya’da toplanmıştı. Gündemin ana maddesi 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın (17 Mayıs 2012 tarihinde) TBMM’de kabul edilerek yasalaşmış olması idi.

Konu 6197 sayılı yasa olunca, 2012’de kalmadım daha da eskilere gittim, katıldığım ilk bölgelerarası toplantı olan ve Aralık 1996’da İçel’de gerçekleştirilen Türk Eczacıları Birliği 30.Dönem Merkez Heyeti 2. Bölgelerarası Toplantısı’nın ana gündem maddesi de 6197 sayılı yasanın değişiklik teklifi idi. Daha öncesini bilemem ama sadece benim hatırladığım en az 20 yılı var bu hikayenin. Tabi ki en az 20 yıllık da emek var bu çalışmada. Bugün pek hatırlanmasa da, kıymeti bilinmese de, ne yazık ki kimilerince yeterince önemsenmese de, TEB tarafından çok uzun zaman harcanarak, büyük emeklerle hazırlanıp ortaya çıkarılan bu yasanın, yasalaşamayan maddelerinin bazılarını hatırla(t)makta fayda olduğunu düşünmekteyim.

Ø    Eczaneler arası sabit bir mesafe olacaktır…

Ø    65 Yaşını tamamlayan serbest eczane eczacıları ancak “yardımcı eczacı” ile birlikte çalışarak eczanelerini açık tutabileceklerdir…

Ø    Eczacılık fakültesinden mezun olan öğrenciler “board sınavı” denilen yeterlilik sınavı benzeri bir sınava girecekler, mevcut eczacılar ise TEB ve Odalar tarafından düzenlenecek akademik eğitimlere ve meslek içi eğitim programlarına katılacaklar, bu eğitimler sonucunda belli bir kredi notunu sağlayamayan eczacıların ruhsatları kredi notunu tamamlayana kadar askıya alınacaktır…

Ne yazık ki, siyasi otoritelere yukarıda bahsedilen maddelerin kabul ettirilememiş olması, bazı yönleriyle eksik ve bu nedenle de uygulamada aksaklıklar yaşanan bir yasa ortaya çıkmasına neden olmuştur…

Antalya toplantısı, yasamızın kanunlaşmasından sonra geniş bir katılımla gerçekleştirilen ilk toplantı idi. Kürsüye çıkan oda başkanlarının tamamı, emeği geçenleri kutlayıp teşekkürlerini sundular. Toplantının genel uzlaşısı 3500 kişiye bir eczane kısıtlamasının her şeyden önemli olduğu idi. Sadece bu maddenin bile bizim için yeterli olduğu defalarca ifade edilmişti. Yasanın çıkma aşamasında katkı verenlerin, yasa çıktıktan sonra da teşekkür edenlerin ve “sadece kısıtlama bile yeterlidir” diyenlerin bugünkü söylemleri hakkında yorumu bizim yerimize M.Ö 535-475 yılları arasında Efes’de yaşamış olan filozof Heraklitos yapmış "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" diyerek.

Eczaneler ve Eczacılar hakkındaki Kanun değişikliğindeki bir diğer önemli madde ise yardımcı eczacılık kavramıdır. Yardımcı eczacılık TEB tarafından önerilerek yasalaşmış bir konudur. Odalardan saklamadan, üyelerden gizlemeden çalışmaları yapılmıştır. Yardımcı eczacılık; eczacılık mesleğinin niteliğini artırmak ve istihdam sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla TEB tarafından önerilmiş ve yasada yer alması sağlanmıştır. Ve bir yıl öncesine kadar da eczacı kamuoyunda hiç gündem olmamıştır. Ne zamana kadar sorun olmamıştır, ta ki yeni yasa nedeni ile eczane açma aşamasında 1 yıl yardımcı eczacılık yapma zorunluluğunda olan, 2012 yılında eczacılık fakültesine girmiş öğrenciler mezun olana kadar.

Aynaya bakmak, çuvaldızı kendimize batırmak ve gerçekleri açık açık ortaya koymak gerekir. Buradaki asıl sorun sürekli eczacılık fakültesi açılması, eczacılık fakültesi kontenjanlarının artırılması ve eczane açılacak alanların artık kısıtlı olmasıdır. Yardımcı eczacılık hem eczacılık hizmetlerinin niteliğini artırmak hem de da eczane açamayan eczacılara oransal bir istihdam sağlamak amacıyla planlanmıştır. Ancak yeni açılan eczacılık fakülteleri hakkında dişe dokunur tek kelime etmeyenlerin ve yeni açılan fakültelerden nemalananların, popülizm yapmak uğruna yardımcı eczacılık konusundaki olumsuz söylemlerine karşı da söylenecek çok şeyin olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Bugüne bakalım; fakülteyi bitiren eczacılar yardımcı eczacılık yapmadan eczane açmalarına olanak sağlayabilmek için yasanın değişmesini istiyorlar. Fakülteye girerken 1 yıl yardımcı eczacılık yapmamız gerektiğini biliyorduk diyen ve bu aşamada yasanın değişmeyeceğini düşünerek yardımcı eczacılık yapmak isteyenler ise bu noktada eczane bulamamaktadırlar. Bu aşamada yardımcı eczacılık anlamında eczacılık sektöründe bir kriz olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalındığı çok açıktır. Her kriz gibi bu krizin de uzun bir kuluçka dönemi vardı.  İşte bu tür krizleri yönetme beceriniz ve bu krizler karşısında alternatif planlarınız yoksa yönetimsel açıdan ortada büyük bir sıkıntı var demektir ki bu da yöneticilerin sorumluluğu ile doğrudan bağlantılıdır. Krizde en önemli olan unsur, yaşanılan durumun yöneticiler tarafından ‘kriz’ olarak belirlenmesi ve bu durumun belirli bir plan dahilinde yönetilmesidir. Yardımcı eczacılık yapacak eczane bulamayan meslektaşlarımızın durumu ortada iken kafamızı kuma gömemeyiz. Sorumluluk sahibi hiç kimse “mademki yardımcı eczacılık yapacak eczane bulunamıyor o zaman yasayı değiştirip yardımcı eczacılığı kaldıralım” demek lüksüne ve hakkına sahip değildir. Zaten ekonomisi sıkıntıda olan serbest eczane eczacılarına; hadi bakalım destek olun, siz destek olmazsanız zorunlu olarak yardımcı eczacı istihdam etmek zorunda kalırsınız demek ise kolaycılıktan başka bir şey değildir. 2013 sonrası mezun eczacılara sıcak, sevgi dolu ve duygulu mesajlar yayımlamak ise hiç çözüm değildir. İşte sorumlu yöneticilik burada başlamaktadır. Yasa çıktıktan sonra yasal süre içinde yönetmeliği yayımlamayan Sağlık Bakanlığı kadar, bugün yaşananları öngörüp önlem alamayan ve gerekli girişimlerde bulunamayan Türk Eczacıları Birliği de yaşanan kaosun baş sorumlularından biridir. Yapılacak olan çok açıktır.  Yardımcı eczacıların sosyal güvenlik giderleri için İşkur’dan, maaşları için de Kosgeb’den gerekli destek sağlanmalıdır. Her iki kurumun da nitelikli eleman istihdamı için kaynak sağladığı bilindiğine göre çözüm yolu bellidir. Bu durumda kendisine ek bir maliyet gelmeyecek olan eczane eczacıları da yeni mezun meslektaşları ile çok daha nitelikli bir sağlık hizmeti üretebilecek, yeni mezun eczacılar da fakültede aldıkları eğitimleri eczanelerde pratikle birleştirip, eczane açtıklarında çok daha donanımlı ve hazır hale gelmiş olacaklardır. Bu süreç, birinci basamak sağlık hizmet sunucusu olan serbest eczanelerin verdikleri hizmetin daha da kaliteli olmasının önünü açacaktır.

Bürokratlarla görüşmek, siyasi otoriteyi ikna etmek, kamudan kaynak sağlamak çok ama çok zordur. Hepimiz biliyoruz ki yöneticilik liderlik gerektirir. Zor olanı başarmak ve krizleri yönetmek doğru kararları almakla ve bunları uygulamakla mümkün olur. Özetle yöneticiler bugünler için seçilmişlerdir…

25 Mayıs 2012 tarihinde Antalya Bölgelerarası Toplantısındaki konuşmamı Martin Luther King’in şu sözleriyle tamamlamıştım…

Bir insanı değerlendirmenin en iyi yolu, konforlu ve mantıklı bir ortamda nasıl davrandığına değil, mücadele ve uyuşmazlık durumunda nasıl bir duruş sergilediğine bakmaktır…”


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim