1. Ayak İzleri
  2. Ecz. Ertan Çiftçi
  3. e.ciftci@eczacininsesi.com
  4. 0212-5474746

17-02-2018


OTC umut mu, kabus mu?

Konu ile ilgili gündem şu an soğumuş gibi. Ama bu soğukluğu gözden ırak tutmayıp ara ara hatırlamakta fayda var ki, hiç olmadık anda, hazırlıksız zamanımızda çat kapı karşımıza gelmesin.

Ülkemizde ve mesleğimizde gündem çok hızlı değişiyor. Dünün gündeminin konusu bugün, bugünün gündeminin konusu da yarın unutuluyor. Öbür gün ise hiç hatırlanmıyor.

Biz lafı uzatmadan, tarihe bir ayak izi bırakalım.

Neler olmuştu?

OTC (Reçetesiz satılabilecek ürünler) ile ilgili uzun yıllardır gerek ilaç sanayi ve gerekse reklam sektöründen yoğun bir talep vardı. İlaç sanayinin amacı daha çok ilaç tüketilmesi, reklam sektörünün amacı da genişleyecek  reklam pastasının ilaçta reklam dilimini tabiri caiz ise mideye indirebilmekti.

2000’li yılların başında birçok yazılı ve görsel basında ilaçta reklamın yapılabilmesi ile ilgili yazılar çıkmaya başladı. Özellikle reklam sektörünün teorik açıdan önde gelen ve AA1 olarak da tanınan bir işletme/iletişim profesörü köşesinde yazdığı yazılarla ve katıldığı TV programlarında ilaçta reklamın mutlaka olması gerektiğini savunmuş ve biz eczacıları "bunun önünde engel olmakla, ilaçtan fahiş rant kazanmakla, halkın bilgilenmesini engellemekle ve rekabet sonucu oluşacak ilaç fiyat düşümlerini istememekle" suçlamıştı.

Ülkemizdeki sosyal güvenlik kurumlarının SGK çatısı altında birleştirilmesi ve iktidarın "kutu bazında daha çok satmanızı sağlayacağız, ama fiyatları biraz düşürün" teklifinin ilaç sanayicileri tarafından kabul edilmesi ile basında yer alan ilaçta reklam talepli yazılar birden kesildi. Öyle ya, ülkede ilaç tüketimi artmıştı ve sanayi memnundu. Biz eczacıların çoğu da memnundu. SSK ve ardından Yeşil Kartlıların ilaçlarını da bizler verecektik. Hatta "arkadaşlar, bu işe hemen başlamayalım, sonu iyi görünmüyor" diyenler de "meslek haini" muamelesi gördü.

Yıllar geçtikçe ne sanayinin ne de eczacıların umduğu olmadı. Genel ve girdi giderleri devamlı artarken, ilaç fiyatları devamlı düşmeye, kamu kurum iskontoları da yükselmeye başladı. Her hafta ilaç fiyat düşümleri ve artan kamu kurum iskontolarını içeren listeler yayınlanır hale geldi. Üstüne üstlük Avro kuru da neredeyse T.C. Merkez Bankasının yayınladığı kurun yarısı kadar belirlendi.

Yani sanayi de mutsuz, eczacı da mutsuz hale geldi.

SGK’nun ödediği ilaçların fiyatları düşerken, ödeme listesinin dışında kalan, reklamları yapılan ürünlerin fiyatları da yüzde 300-400’lerin üzerinde arttı. Yani serbest tanıtım iddia edildiği gibi ucuzluk değil, yüksek fiyat artışları getirdi.

Gelinen günümüzde; tüm fiyat düşümlerine karşın kamunun sağlığa ve ilaca yaptığı ödemeler öngörülen bütçeleri aşmış durumda. İlaç sanayicileri de daha fazla indirim yapmayı reddeder haldeler.

Bu nedenle OTC (Reçetesiz satılabilecek ürünler) düzenlemesi birkaç yıldır konuşulur haldeydi ve sona gelindi.

19 Aralıkta Eczacının Sesi e-gazetede duyurduğumuz OTC listesi haberinin ardından TİTCK listeyi resmi olarak açıkladı. Ancak, 5 Ocak tarihinde liste "üzerinde tüm taraflarca bir mutabakat sağlanana kadar" açıklaması ile geri çekildi.

Geri çekildi açıklaması tamamı ile geri çekildiği anlamı taşımıyor. Uygun bir zamanda tekrar uygulamaya koyulacaktır. Zira, eczacının akademik kariyeri, ilaç üzerindeki inisiyatifi tamamen yok sayılarak eczaneler üzerinde ilaçların mutlaka reçeteli satılması baskısı arttırılmaya başlandı. Açık açık "şimdilik reçeteli satılması gereken bazı ilaçları reçetesiz satmanıza göz yumuyoruz ama bir şikayet halinde canınıza okuruz, yakın zamanda o ilaçlar da mutlaka reçeteli satılacak" mesajları veriliyor. Yani; hamur tekrar tekrar yoğrulup kıvama getirilme aşamasında. Baskılar ve cezalar ile sonunda eczacılara "Aman, OTC gelsin" dedirtilecek.

Benim irdelemek istediğim OTC ne getirecek, ne götürecek?

Oluşacak reklam serbestisi ile bu ilaçların satışlarının ve de fiyatlarının artacağı bir gerçek. Kısa erimde eczanelerde bir nakit girdi sağlayacaktır.  

Ancak, bu ilaçların eczane dışına çıkmayacağının bürokratların sözlü teyidi dışında bir garantisi yok. Nitekim, bakkal, market, kuruyemişçi, benzin istasyonu gibi yerlerde reçeteli ilaçları açıkça satanlar için uygulanan dişe dokunur bir cezai müeyyide henüz duyulmadı. Hatta, Sağlık Bakanlığı yetkilileri "bizim denetim yetki alanımızda değil" diyerek bu tür yerlerin denetiminden imtina ediyorlar.

Tüm yasaklamalara karşın -önemli bir bölümü sahte ürün olsa da-  internet siteleri üzerinden cinselliği arttıran, zayıflatan ilaçlar, anti depresanlar, psikotikler açık açık satılmaya devam ediyor. Ki, bu ilaçların bir bölümü renkli reçeteye tabi. Vitaminleri, gıda destek ürünlerini hiç saymıyorum.

Üstelik; Aralık 2009 tarihli basında yer alan "Artık ABD’de olduğu gibi marketlerde de ilaç satılmasına yönelik bir çalışma yürütüyoruz" sözünü birileri unutsa da biz unutmadık.

Görünen o ki, öncelikle gerekli yasal düzenlemelerin yapılmaması durumunda OTC (Reçetesiz satılabilecek ürünler)’in yaşama geçirilmesi halinde orta-uzun erimde bu ürünlerin eczane dışına çıkmasının önünde bir engel görülmüyor.

Sonucunda ne olur?

Geri dönüşümü çok zor ve uzun vadede olacak halk sağlığı sorunları ortaya çıkacaktır. Bugün ABD’de acil servislere başvuruların ilk sıralarında bilinçsiz ilaç kullanmanın getirdiği ilaç zehirlenmeleri olduğu söylenmekte. Zira marketlerde vatandaşın karşısında bir ilaç ve halk sağlığı danışmanı bulunmamakta.

Alım gücü olmayan hastalara hekimler SGK ödemesinde yer alan daha pahalı ilaçları reçete etmek zorunda kalacaklar ki, bu da sağlanması istenilen tasarrufu yok hükmüne getirecektir.

Eczanelerimizin önemli bir bölümünün ekonomik olarak zor duruma düşmesi de kaçınılmaz olacaktır. OTC uygulaması ile fiyatları artacak ürünler ve alım gücü olmayan hastalar için daha çok reçete edilecek SGK’nın ödeme kapsamında yer alan daha pahalı ürünler için ek sermaye ihtiyacı oluşacaktır.

Daha bir çok olumsuz tablo sıralanabilir.

Örgütlerimize düşen sorumluluk; olması gereken yasal düzenlemeler ve kamuoyu oluşturulması için gerekli çabayı ve çalışmayı ortaya koymaktır.

Sevgili dostumuz Dr. Ecz. Tambay Taşkın’ın 27.12.2017 tarihinde e-gazetemizin Özgür Köşe bölümünde yayınlanan "Türkiye’de ve Dünyada Eczacının Rolü" yazısını bir kez daha okumakta fayda var.

 

İLETİŞİM

e.ciftci@eczacininsesi.com
Tel : 0212 5474746

https://twitter.com/#!/ECiftci1

https://www.facebook.com/#!/ertan.ciftci1

 


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim