Doç.Dr.Buket AKSU

Hayatının Nedenini Bulmak

03-12-2019


HAYATININ NEDENİNİ BULMAK

Doç.Dr.Buket AKSU

 

“Yaşamak için bir ‘neden’i olan, nerdeyse her ‘nasıl’ın üstesinden gelebilir” der ünlü filozof Nietzsche. Oysa hepimizin bildiği gibi hayat türlü zorluk barındırır ve bunları çözmeye çalışırken harcadığımız süre bize hayatın büyük bir kısmını kaplıyormuş gibi görünür. ‘Ne’ yaptığımız ve ‘nasıl’ yaptığımız, çocukluktan iş hayatına kadar daha fazla sorgulanır. İnsanlar bu sorulara cevap vermemizi bekler. Cevaplarımızın niteliği kariyerimizin, ilişkilerimizin, seçeneklerimizin, kısacası hayatımızın gidişatını belirler. Ne ve nasıl sorularına cevap arayarak geçirdiğimiz bir hayatta hayırlı evlat, başarılı öğrenci, örnek çalışan olmak kolaydır. Ancak kazandığımız bütün bu niteliklerle mutlu ve tatmin olmak için ‘neden’ sorusunun cevabına kafa yormamız; hayatımızı nasıl geçirmek istediğimize dair bir anlam veya bir sebep bulmuş olmamız gerekir.1

Aslında hayatımızın ilk yılları her konuda olduğu gibi, neden’imize ulaşma anlamında da belirleyicidir. Eğitime adım attığımız andan itibaren sorularımız da çeşitlenir ve kişisel gelişimimiz hız kazanır. Aynı anda çok fazla insana, düşünceye, bilgiye ve olaya maruz kalırız. Çoğumuz 20 yaş civarında belirli bir neden’e sahip olmaya başlarız. Bu ‘neden’ değişmez ama zaman içinde, yaşam şartlarımıza bağlı olarak, genellikle ne’lerimiz ve nasıl’larımız değişir. Çok sevdiğimiz bir aile bireyini kaybederiz, çok üzücü bir ayrılık yaşarız, ülke değiştirmek zorunda kalırız vs. Bu gibi durumlar kim olduğumuzu elbette etkiler ve belli bir ölçüde değiştirir. Ama özümüze dokunmaz. Nasıl büyütüldüğümüz, hangi mesajlardan ne gibi sonuçlar çıkardığımız gerçeğini değiştirmez.

Bazen neden’imizi bildiğimizi sanırız ama aslında ne’ye fazlaca takılmışızdır. Örneğin işimizi o kadar sahipleniriz ki, işteki kimliğimizi ‘ne’ değil ‘neden’ zannetmeye meylederiz. Üstelik bu risk sadece işle sınırlı değildir. Mesela kendimizi anne veya baba olarak tanımlamak da aslında ‘ne olduğumuz’u (kimliğimizi) bir ‘neden’le karıştırmaktır.

 

NEDEN’İNİ BULMAK MI, OTOMATİK PİLOTTA YAŞAMAK MI? 

Hepimize zaman zaman pek büyük ve önemli görünmeyen ama yerine getirirken bizi çok memnun eden görevler verilmiştir. Bugüne kadarki hayatınızı şöyle bir düşünün ve size çok anlamlı gelmiş olan bir görevi hatırlamaya çalışın. Hatta yanınızda başkaları varsa onlara da sorun bu soruyu. İşiteceğiniz cevapların muhakkak ortak bir noktası olacaktır. Çünkü bize anlamlı gelen işlerin bazı ortak özellikleri vardır: Başarılı olduğumuz duygusunu hissedebildiğimiz, sorumluluk aldığımız işledir bunlar. Başarılı olduğumuzu hissetmemizin sebebi çok basit de olsa bir fark yaratmış olmaktır. Temas ettiğimiz insanların hayatında bir şeylerin değişmesine aracılık etmek, yeni insanlarla bağ kurmak, iletişime geçmek, yardım ettiğimizi görmek, gönlümüzü açmak, neyimiz varsa ortaya koymak ve daha iyi bir sonuç yaratma arzumuz, bu deneyimleri özel ve unutulmaz kılar. Öte yandan, anlamı kaybettiğimiz veya hiç bulamadığımız durumlarda ortaya çıkan şey sadece sonuç odaklı olmaktır. Eğer tek odağımız sonuç ise, hayatımız rakamlar, ölçümler, analizler, kar-zarar hesapları ile geçer.  

Bütün bu hesaplar bir şirketin, markanın veya işin devamlılığını sağlayan en temel unsurlar arasındadır. Ama o işi neden yaptığımızı bilmiyorsak, o işte bir anlam bulamıyorsak, sonuçlara gereğinden fazla önem vermeye başlar, dengeyi bozarız. Elbette rakamlar önemlidir. Ama hiçbir insan sadece rakamlara heyecan duyamaz, sadece kar etme dürtüsüyle tek başına anlam bulamaz ve motive olamaz. Kendi kazancı bu rakamlara bağlıysa tabii ki bunlara dikkat edecektir. Ama kazanç ne kadar yüksek olursa olsun, tek başına kişinin hayatına bir anlam vermeye yetmeyecektir. Uzun vadede, alınacaklar sıraya konur ve alınır, paralar harcanır, tatillere gidilir, araba alınır, ev alınır, yeni giysiler, aksesuarlar alınır, hep daha çok harcanır ve yüksek kazancın o ilk heyecanı çok geçmeden söner.  

Hem bireyler hem de şirketler olarak tek odağımız sonuç olduğunda, bir süre sonra bütün aksiyonlarımızı sonuca göre biçimlendirmeye başlarız. Yılsonu kar hedefini tutturamazsak veya bireysel bir hayalimizi gerçekleştirmekte yetersiz kalırsak, dönüp nerede yanlış veya eksik bir şey yaptığımıza bakarız. Yani dikkatimiz yine hareketlerimize döner. Sonuca giden yoldaki hatalarımızı sorgularız: Bilgi yanlışı mı, teknolojiyi mi eksiği mi, planlama hatası mı?

Hedefimizi tutturduğumuz takdirde ise, kendimize yeni ve muhtemelen daha büyük bir hedef seçeriz veya çalıştığımız kurumda bize böyle bir hedef tanımlanır. Ve hayat bu şekilde akıp gider. Hep yeni hedefler vardır. Kendimizi, onları tutturmak üzere doğru hareketleri yapmaya programlarız. Böylece kaçınılmaz olarak bir kısırdöngüyü yaşamaya başlarız. Her gün işe gideriz, hangi rakamı, sonucu tutturmamız gerektiğini biliriz ve ona göre çalışırız. Bu şartlar altında bir yandan stres katsayımız artar diğer yandan hayattan keyif alma kapasitemiz düşer.2

İşimizde bir anlam bulup bulmadığımızı test etmek aslında çok kolaydır. Biri “İşler nasıl gidiyor?” diye sorduğunda nasıl cevap verdiğimize dikkat etmek yeterlidir. Muhtelif sıkıntı ve sorunlara rağmen her sabah azimle uyanıp işe gidiyorsak, hala işimizden bahsederken heyecanlanıyorsak, kimse bilmese de işe dair kendi içimizde hedeflerimiz varsa, işimizi neden yaptığımıza dair bir anlam bulmuşuz demektir. En kötü senaryo ise her sabah uyandığınızda işinizin ve hatta hayatınızın anlamını sorgulamaktır. “Bir felaket olsa da işe gidemesem” diye düşünüyorsak ‘Neden?’ sorusunu sormayı epeydir erteliyoruz demektir.3

 

BEYNİN KATMANLARINA YOLCULUK

 

Karar verme mekanizmaları belirli bir şekilde işler: Beynimizin dış katmanı ’Ne?’ sorusuna odaklanan katmandır (neokorteks). Dilden, konuşmadan, rasyonel ve analitik düşünceden sorumlu olan kısım budur. Bize bir şeyin özelliklerini, işleyişini, faydalarını anlamada yardımcı olur.

Beynin iç kısmındaki diğer iki bölümü ise limbik beyin katmanına denk düşer. Neden’i ve nasıl’ı düşündüğümüz, karar verdiğimiz, hareketlerimizden sorumlu olan kısımdır. Aynı kısımlar güven veya bağlılık gibi duygularımızdan da sorumludur. Ancak neokorteksin aksine bu kısımların dille doğrudan bir bağı, konuşma kapasitesiyle ilişiği yoktur. Burası bize ‘içime doğuyor’, ‘içimden bir ses şöyle söylüyor’ dedirten kısımdır. Elbette içimizde konuşan başka bir ses yoktur. Ama bazen bir karar verdiğimizde dile dökmesi, açıklaması çok zor gibi görünen bir içgüdü, bir his oluşur. İşte tam o noktada beynimizde bir tür kuvvetler ayrılığı gerçekleşir. Rasyonalize edemediğimiz bir seçim yaptığımız için kendimizden emin olamaz, başkalarına da rasyonel bir şekilde açıklayamayız.

Oysa bu hislerimize karşılık gelen kelimeleri seçebilmek hayati önem taşır. İçteki sese dışarda bir karşılık bulmayı, onu başkalarının anlayacağı şekilde dile dökmeyi başaran kişiler ve kurumlar hem kendi hayatlarında hem de işlerinde çok daha ileri gider. Üstelik elde ettikleri başarılardan gerçek bir tatmin hissi ve anlam çıkarırlar. Ne ve nasıl’a odaklı bir dünyada neden’ini bulanlar, asla kaybetmeyecekleri bir referans noktası da bulmuş olur.

Bu gerçeği genellikle göz ardı ederiz, ama aslında hepimiz sınırlı bir süre için hayattayız. İnsan ömrü bitimlidir. Üstelik ne zaman ve ne şekilde biteceğini de bilemeyiz. Hayatımızın devam ettiği sınırlı süre içinde çeşitli şeyler yaparız. Bunların bir kısmı önemsizdir, bir kısmı ise önemlidir, hayatımıza anlam ve mutluluk katar. Hayatımızın neden’ini bulmaktan kasıt, ille de büyük ve ilahi bir amaca ulaşmak değil, sınırlı zamanımızı nasıl bizim için önemli şeyler yaparak geçireceğimize kafa yormaktır. Değerlerimizi keşfetmek ve hayatımıza yön vermek için onları kullanmaktır.4

 

ESKİ HEYECANLARI YENİDEN KEŞFETMEK 

Neden’ini bulmak yıllarca sürecek bir arayış olmak zorunda değildir. Ama birkaç saatte kendi kendinize keşfedeceğiniz kadar basit de değildir. Yine de işinizi kolaylaştıracak birkaç yöntemi uygulamaya koyarak epeyce ilerleme kaydedebilirsiniz. Yeter ki rahatsız edilmeyeceğiniz bir zaman diliminde, sakin bir köşeye çekilin; defterinizi ve kaleminizi de hazır edin.

·        Farklı yaşlardaki halinizi düşünün ve çocukluktan itibaren büyük keyif aldığınız etkinlikleri listeleyin. Bu listedeki maddelerin ortak bir noktası olup olmadığına dikkat edin. Belki hepsi tek başına veya hepsi topluluk içinde olduğunuz aktiviteler. Belki üretmek ve yaratıcılık, belki de eğlendirmek veya sorun çözmek ön planda.

·        Sizin için unutulmaz kategorisine düşen anıları hatırlayın ve defterinize not alın. Sizde büyük iz bırakan olayları ve insanları, değişimleri, mutlulukları ve hayal kırıklıklarını yazın.

·        Yemek yemeği, su içmeyi, hatta tuvalete gitmeyi bile unuttuğunuz anları düşünün. Ne türden etkinlikler size zamanı unutturuyor ve kendinizi tamamen akışta hissediyorsunuz? Listenizi yapın ve ortak temaları görmeye çalışın.

·        Hayat pek çok farklı türde aksilik sunar. Peki siz hangi tür sıkıntılara katlanmaya razısınız? Çok çalışmaya mı, düzensiz iş akışıyla baş etmeye mi, sorun çıkaran insanları tatlılıkla idare etmeye mi, üst üste başarısız olduğunuz halde vazgeçmemeye mi? Bu özelliğinizin sizi diğerlerinden ayıran süper gücünüz olduğunu daima hatırlayın.

·        Bir yıl sonra öleceğinizi bilseniz ne şekilde hatırlanmak isterdiniz? Bu soruya cevap vermek için hayatınızı kimlerle, ağırlıklı olarak hangi duygu, düşünce ve inançlarla geçirdiğinize daha yakından bakmak gerekir. Ardınızdan neler söylenmesini istediğinizi detaylıca düşünmek, bu sözleri gerçek kılmak için gereken aksiyonları somutlaştırmak için idealdir.

Bu bireysel çalışmayı yapıcı bir şekilde desteklemek için, bir arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz. Sizi iyi tanıyan ama tarafsızlığına güvendiğiniz kişiler, yazdıklarınızı okuyarak sizin göremediğiniz çeşitli noktalara dikkat çekebilir, hayatınızdaki önemli temaları tespit etmek konusunda kişisel duygulardan bağımsız bir ses sunar.

 

BİR SONRAKİ ADIM…

Neden’iniz dünyayı nasıl bir yer haline getirmek istediğiniz, hayaliniz, en büyük hedefinizdir. Kendinizi ortaya koymak istediğiniz doğal yaşam tarzınızdır. Yine de nasıl’larınız olmadan oraya gidemesiniz. Neden’e giden yolda atılacak adımlar Nasıl’larınızdır. Nasıl’larınıza uygun davrandığınızda Neden’inize ulaşmak doğal olarak daha kolaydır.

Yazma alıştırmalarınızdan çıkan temalar arasında daha az tekrar edenleri, kendinize neden’e giden yolda 5 tane nasıl belirlemek için kullanın. Kendiniz olmaya devam ederek, en doğal halinizle nasıl davranmalısınız ki, neden’inize her gün bir adım daha yaklaştığınızı hissedebilin? Bu yol haritasını netleştirmek içinizde mutlaka bir tatmin ve güç duygusu uyandıracaktır. Çünkü artık NEDEN’inize nasıl ulaşacağınızı biliyorsunuz…

 

1. Sinek, S. Find Your Why. Portfolio, 2017

2. Sagiv, L., & Schwartz, S. H. (2000). Value priorities and subjective well-being: direct relations and congruity effects. European Journal of Social Psychology, 30(2), 177–198

3. Wrzesniewski, A., McCauley, C., Rozin, P., & Schwartz, B. (1997). Jobs, careers, and callings: People’s relations to their work. Journal of Research in Personality, 31(1), 21–33

4. Warrell, Margie. Do You Know Your "Why?" 4 Questions To Find Your Purpose. 30 Ekim 2013. Forbes Online


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.