Ecz. Özcan KEKEÇ

O Teşhis Sanki Dilimin Ucunda!

03-08-2017


Ecz. Özcan KEKEÇ

 

  

Çiçeği burnunda bir meslek sahibi olarak gelecek planlarımın en yoğun dönemleri..

Seksenli yılların son demleri, ülke bir yandan 12 eylül girdabından çıkış reflekslerinin diğer yandan da ABD icazetli demokrasimizin yeniden doğuş ve emekleme adımlarıyla yeniden "normalleşme" sürecinin yarattığı meşhur "kalkınma" hamleleri!.

 

Bu gün 30.yılını doldurduğum, kıvançla, gururla taşıdığım mesleğime ilk adımları attığım dönem, meslekte kooperatif yapılanmasının başlangıcıyla eş zamanlıdır.

Ekonomisi çok fırtınalar atlatmış, 2000 li yıllarda da bir anayasa kitapçığının hızla yer değiştirmesiyle bir gecelik faizlerin 400 lere fırlamış paranın hızla yerle bir olduğu ve devletten ilaç fatura bedellerinin senesine varan vadelerde bankalarda uzun kuyruklarla değersizleşen sermayenizle bu ülkede sağlık hizmetini özveriyle kesintisiz yürütmenin bence iki önemli dayanağı vardı;

Birincisi kooperatif yapılanması...

İkincisi de güçlü bir taban birlikteliği ve meslek örgüt ve odaların savrulmadan kararlı duruşlarıydı. Bu adımlarda isimleri abideleşen Neşe Gülersoy’u, Işık Boyacıgilleri, Hadi Tomruk’u, Levent Kamacık’ı yad etmeden geçmemek boynumuzun borcudur.

Yolları ışıklarla dolsun..

 

Kooperatifler, sermaye hoyratlığının önünde yeniden yapılanma ve sürdürülebilir bir nefes rahatlığından "üretim"e uzanacak bir başlangıcın en doğru zamanında vücut bulmuş en önemli ekonomik gücüdür.

Bazıları krizlerin girdabında o bir gecelik faizlerin azgın denizlerinde o malum fırtınalara dirayet gösteremeyerek sulara gömül(dürül)se de...

Bu gün ayakta kalanlar çok zor fırtınalarla boğuşup, eczacıya sığınacak bir liman olmuşsa...

Bir kez daha altını çizmek gelecek adına tek seçenektir diye düşünürüm. Üstelik gerçek anlamda üretim hedefini de ıskalamış olmasına rağmen.

Bugünlerde eczanelere yeni bir yoğunluk ve yılgınlık(!) hamlesi gibi görünen Medikal Sözleşmelerin kolaylıkla eczanelere ulaşımında eğitim ve çeşitlilikle aktif görev almaları da kaçınılmaz olmalı.

Yeni düşünülen bölgelerdeki şubeleşme planları,yapılanmaları bir diğer kooperatifin önünü kesmeden Tüm Kooperatifler Birliğinin denetiminde planlanmalı, en azından Kooperatifçilik hareketinin kazanım indeksleri bir havuzda toplanmalıdır.

 

Eczacı taban gücünün diğer ayağı olan oda ve meslek yapılarının dağınıklığı, bölünmüşlüğü, ilacın her evresinde söz sahibi olan eczacının işlevsizleştirilmesi,

akademik kadrosuzluk bir yandan, hızla açılan ve sayıları 50 ye yaklaşan fakültelerin açılıp gelecek adına yaşanacak kaosa karşı mesleğe yeni alanlar açılması, kontenjan daraltılması dolayısıyla Eczacılık Fakültesi çılgınlığının önlenmesi...

 

İlaç alım protokolünde tabiri yerinde ise kapının dışında değil de hazırlanan eldeki ekonomik veriler ve taslak protokolle devletle masanın en başında oturup en müşterek haliyle eczacıyı yaşatacak ve onurunu kurtaracak bir imzanın sahibi olmak ve "iki eczacıdan biri zor durumda!."ajitasyonuna sığınmamak..

 

Yazmak, eleştirmek dünyanın en kolay işidir bilirim. 

 

Dün Oda seçimleri için alanlarda "merhaba" diyerek girdiğim eczane ziyaretleri beni bedenen değil ama ruhen çok yordu.

 

Meslektaşlarımızın çoğunluğu eczanesinde yok, eczaneler solgun, sessiz ve çok dağınık. İşinin başındaki meslektaşlarıma bir soru sordum öneriniz ve altını çizdiğiniz ortak sorunumuz ve tespitiniz?

 

O kadar inançsız, yılgın ve gelecek kaygısı içinde geleceğe umutsuz bir bakış var ki,enerjinizi alıp götüren..

 

Eczanesinde bir tane kooperatif kolisine rastlamadığım...

Bir sahipsizliği bir teslimiyeti yaşıyorken, en yakın komşu meslektaşıyla bir selamı,bir kahve sohbeti ve kendi içinde dayanışma duygusunu geliştirememişken,

 

İstanbul gibi mesleğin AMİRAL GEMİSİ diye adlandırılan yapının seçimlerine ancak dört eczacıdan biri lütfedip o da sınıf arkadaşlığı veya eş dost hatırı ile sandığa yansıyorsa;

 

Teşhis son günlerin moda deyimiyle tüm yapılarda alttan üstten okunuşları bir

"METAL YORGUNLUĞU"(*)

Olabilir mi?

Ne dersiniz?

 

 

 

 

 

 

 

(*)

 

“Adından da anlaşılacağı gibi metal yorgunluğu metallerde yaşanan yapısal bozukluklardır. Titreşim , çekme , basma , sürekli esneme , kimyasala maruz kalma , ani soğuma ve ani ısınma , sürekli yük altında iken yüksüz bırakılma veya tam tersi hiç yük almıyorken yük altında bırakılma gibi durumlarda metalleri oluşturan atomların aralarındaki bağlarda oluşan gevşemenin adıdır”

 

Burada Metal Yorgunluğunun tanımında en dikkat çeken nokta sürekli yük altında iken yüksüz bırakılma veya tam tersi olan durum...

 

 

Saygılarımla..

 


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim