Sessiz Katil

Ecz. Şeyma ŞAHİN yazdı

Son güncelleme: 28-05-2019

 Hipertansiyon- 1.Bölüm

 

Aslında tek başına hikayesi olmayan ama başkaları ile anlam kazanan mitolojik karakterdenden biridir HERA. Diğer Tanrıların efsanelerinde güçlü rolü ön plana çıkarılmıştır. İstediğini elde edene kadar devam eder entrikalarına ve hayatları perişan etmeye, çünkü Hera ölümsüz bir tanrıçadır. Stres, nefret, intikam, hırs gibi duyguların ona vereceği zararları düşünmez.

Tek başına hikayesi olmayan ama uzun süre sizinle yaşayıp sizi ölüme kadar gidebilecek bir sürece mahkum eden hastalık gibi…

Kan basıncı yani tansiyon, kalbin pompa hareketiyle vücuda gönderdiği kanın damar duvarlarında yaptığı ba­sıncın ölçümüdür.

Hipertansiyon ise damar duvarlarındaki kanın oluşturduğu bu basıncın devamlı olarak yüksek olmasıdır.

Yüksek tansiyon sıklıkla uzun süre hiç belirti vermeden vücutta önemli hasarlara yol açabilir.

Hipertansiyon nedir?

Tekrarlanan atreriyel basıncın 140 (sistolik) 90 (diastolik) ‘ dan daha yüksek olmasıdır.

Sistolik: Kalp kası kasıldığında damar çeperine yapmış olduğu basınç

Diastolik: Kalp kası gevşediğinde damar çeperine yapmış olduğu basınç

Hipertansiyonda neden tedavi edilmelidir?

ü  Hipertansiyonun belirlenmesinin ve tedavisinin amacı kalp, beyin, damar ve böbrek hastalıklarının riskini ve buna eşlik eden ölüm oranını azaltmaktır.

ü  Sadece sistolik kan basıncının 10 mmHg, diastolik kan basıncının 5 mmHg düşürülmesi koroner kalp hastalığını %22, inmeyi %41 oranında azaltmıştır.

ü  Tedavi edilmeyen hipertansiyon sonucu kalp yetmezliği, koroner kalp hastalığı, inme, böbrek yetmezliği, periferik arter hastalığı, aort diseksiyonu ve ölüm oranını artırdığı ortaya konmuştur.

Hipertansiyon hastalığı ilaçların düzenli kullanımında tamamen tedavi edilir mi?

Hayır. Kişi ömür boyu tansiyon hastasıdır ve verilen ilaçları düzenli kullanması gerekmektedir. Ayrıca belli periyotlarda tansiyon takibi yapılmalıdır. Kan değerlerine de elektrolit dengesi ve böbrek fonksiyonları açısından düzenli bir şekilde bakılmalıdır.

Hipertansiyon kaç çeşittir?

a.      Primer hipertansiyon (Sebebi belli olmayan; bugün gördüğümüz tansiyonun %90 ı primer HT’ dur.)

b.     Sekonder hipertansiyon (SEBEBİ BELLİDİR, hastalık kaynağı teşhis edilmiştir. Aşırı aldosteron salınımı, feokromositoma, hipertiroidi, Cushing, hiperparatiroidi, hipotiroidi, akromegali, uyku apnesi, parankimal böbrek hastalığı, renal arter stenozu ve aort koarktasyonu sebepleri ile görülen HT’dur. Vakaların %10-20 si bu şekilde görülmektedir.)

 

Hipertansiyon evrelere göre kaça ayrılır?

a.      Evre 1: Önce yaşam tarzı değişiklikleri, eğer ekstra bir rahatsızlık var (kalp hastalıkları, diyabet, metabolik sendrom v.b.) ise hemen ilaçla tedaviye başla

b.     Evre 2: Hemen ilaçla tedaviye başla

c.      Evre 3: Hemen ilaçla tedaviye başla

Hipertansif ivedi durum: Genel olarak tansiyonun 180110 (bazı kaynaklarda 180120 dir) üzerinde olduğu durumlardır. Organ hasarı yoktur. Hasta gözetim altında tutularak oral yol ile tedavi edilip eve gönderilir.

Hipertansif acil durum: Genel olarak tansiyonun 180110 (bazı kaynaklarda 180120 dir) üzerinde olduğu durumlardır. Organ hasarı vardır. Hasta mutlaka hastanede müşaade altında tutulmalı ve intravenöz tedavilerine başlanmalıdır.

Tedavi hedefleri nelerdir?

ü  SKB < 140 mmHg

a) Düşük orta KVH risk faktörü olanlar

b) Diyabetik hastalar

c) Önceden inme ve trans iskemik atak geçirmiş olanlar

d) Diyabetik veya non-diyabetik kronik böbrek hastalığı olanlar

ü  Kan basıncını 14090 altında tutmak.

ü  65 yaş üstü ve tedavi altındakilerde 130-139

ü  KVH varsa ya da 10 yıllık KV riski %10 dan fazla ise 13080 altında olması gerekir.

ü  Genç diyabetli hastada 13080 tedavi hedefi

ü  Koroner arter hastalığı olanlarda hedef 13080 i sabit tutmak çünkü hem üstü hem de altı iskemi riskinde artışa sebep olur.

Tansiyon ölçümü nasıl yapılır?

ü  Hasta en az 5 dakika boyunca dinlenmelidir.

ü  Bulunduğu ortam normal oda sıcaklığında olmalıdır.

ü  Hasta sırtını bir yere dayamalıdır.

ü  Tansiyon aletinin manşonu dirsekten 2.5-3 cm üzerinde kolu sarmalıdır.

ü  Ölçüm yapılan saat kaydedilmelidir.

ü  Tansiyon ilacı kullanıyor ise sabah tansiyon ilacını almadan önce, akşam tüm ilaçlarını aldıktan sonra ölçüm yapılmalıdır.

ü  Yemeklerden ya da egzersizden sonra alınan ölçümler normalden düşük, sigara ya da kahve içimi sonrası ölçümler normalden yüksek çıkabilir. Dolayısıyla ölçüm öncesindeki 30 dakikalık süre içinde hastanın sigara, çay veya kahve içmemiş, kafein almamış ve tercihen yemek yememiş olması gerekir.

ü  Ölçümün hangi koldan yapıldığı, sistolik ve diyastolik kan basınçları kaydedilmelidir.

ü  Hastanın 2 kolundan da ölçüm yapılmalı, 2 kol arasında fark var ise yüksek olan baz alınmalıdır.

HT tedavisi:

A)     Yaşam tarzı değişiklikleri

·        Tuz alımının günlük 5-6 gr (günlük 1 çay kaşığı) düzeyine kısıtlanması önerilir.

·        Alkol alımı azaltılması

·        Kilo verilmesi

·        DASH diyeti (Dietary Approaches to Stop Hypertension) (sebze ve meyvece zengin, doymuş yağ asitlerince fakir beslenme şekli)

·        Sigara bırakılması

·        Stresten uzak durmak

B)     İlaç tedavisi

Hipertansiyonda etki mekanizmaları nelerdir?

a.      Vücuttaki sodyum atılımı

b.      Hormonal mekanizma

c.      Renin-anjiotensin-aldosteron sistemi en sık sistemin bozulma sebepleridir.

 

Şekil açıklaması: Vücuttan su ve tuz atılır (natriüretik-sodyumun idrardan atılması etki bu anlama gelmektedir), kan basıncı düşer. Böbrekten renin salınır. Renin karaciğerde anjiotensinden anjiotensin oluşturur. Anjiotensin I akciğerlerde oluşmaya ve anjiotensin II (ARB grubu ilaçların etki etttiği yerdir, anjiotensin II ye cevap veren reseptörleri bloke eder ve cevap oluşmasını engelleyerek, kan basıncının yükselmesini engeller.) ye anjiotensin dönüştürücü enzim (ACEI ilaçlar tam bu enzimi yok ederek anjiotensin II’ ye dönüşümü engeller. Fakat bu sırada bradikinin birikir ve öksürüğe aynı zamanda astım krizlerine sebep olabilir.) ile dönüşerek damar çeperini daraltır. Böylece kan basıncı yükselir.

Renin salınımı aynı zamanda böbrek üstü bezlerinden aldosteron üretimini de uyarır. Böylece su ve tuz metabolizması üzerinden su ve tuz tutulumu ile vücutta kan basıncı yükselir.

Böbrek üzerinden etki ettiği için böbrekten protein kaçağını engeller. Böbrek koruyucu etkinlikleri vardır ama belli olgular dışında (ağır proteinüri gibi) kombine kullanılmamalıdır.

 

v  Tiyazid grubu diüretiklerin etki süresi 24 saattir ve tansiyon üzerine etkileri fazladır. Bu yüzden ilk tercih edilen diüretiklerdir. (Günde 25 mg üzerine çıkılması istenmez.)

v  Böbrek fonksiyonları zayıflamaya başlamış ise ve glomerüler filtrasyon hızı 30 un altında ise kullanılabilecek tek diüretik furosemiddir.

 

İlaç tedavisi temel ilkeleri:

v  Kişiye en uygun grup ile başlanır

v  Tansiyon düşmez ise önce aynı grup ilacın dozu arttırılır.

v  Yine düşüş sağlanmaz ise yanına kombinasyon başka grup ilaç eklenir.

 

 

Antihipertansif ilaç grupları:

       I.          Diüretikler

     II.          Adrenerjik sinir sistemi antagonistleri

                          A.          Merkezi etkililer

                          B.          Periferik etkililer

a.      Adrenerjik nöron blokerleri

b.      Ganglion blokerleri

                          C.          Adrenerjik reseptör blokerleri

a.      a reseptör blokerleri

b.      b reseptör blokerleri

c.       a ve b reseptör blokerleri (mikst etkililer)

   III.          Renin-angiotensin sistemini etkileyen ilaçlar

                          A.          ACE inhibitörleri (ACEI)

                          B.          Angiotensin II tip 1 reseptör antagonistleri (ARB)

  IV.          Damar düz kasında etkili ilaçlar

                          A.          Kalsiyum kanal blokerleri (KKB)

                          B.          Potasyum kanal açıcılar

                          C.          Doğrudan damar düz kasını gevşetici ilaçlar

    V.          Yeni geliştirilmekte olan ilaçlar

                          A.          Nötral endopeptidaz peptid(NEP) inhibitörleri

                          B.          Endotelin I reseptör antagonistleri

                          C.          Renin inhibitörleri ve diğerleri

 

a.      Merkezi etkililer: Klonidin, guanfacine, guanabenz ve metildopa santral a2 adrenerjik agonist, Rilmenidin ve Moksonidin I2 reseptör agonistleridir. Noepinefrin salınımı inhibe olur böylece tansiyon düşer. İlaç etkileşimleri çok fazla olup aynı zamanda sedatif etki ve rebound HT nedeniyle tercih edilmemektedir.

b.     Periferik etkili sempatikolitikler

Adrenerjik nöron blokerleri (postganglioner nöron inhibitörleri): Guanedrel, guanethidin, rauwolfia alkaloidleri (rauwolfia serpentina, reserpina), debrisoquine ve betanidine gibi ilaçlar periferik sinir uçlarında katekolamin depolarını boşaltarak ya da katekolaminlerin buralardan salınmasını inhibe ederek etki gösterirler. Şiddetli Ht dışında verilmemelidir. Ciddi ortostatik HT yapar.

Ganglion bloke ediciler: Hexamethonium, mecamylamine, pentolinium ve trimethaphan’dan oluşan bu ilaçlar nikotinik reseptörleri bloke ederek ganglioplejik etki meydana getirirler. Ciddi yan etkiler nedeniyle kullanılmamaktadır. Günümüzde trimethaphan (arfonad) (iv) acil hipertansiyon tedavisinde yer alır.

c.      Adrenerjik reseptör antagonistleri: 

Alfa adrenerjik reseptör antagonistleri: Damar düz kas hücre membranında yer alan post sinaptik a-adrenerjik reseptörleri bloke ederler. 2 gruba ayrılırlar.

- Selektif a1 adrenoseptör blokerler: prazosin, terazosin, doxazosin, urapidil

-Nonselektif adrenoseptör blokerler: fentolamin, fenoksibenzamin, tolazolin, dibenamin, ergot alkaloidleri

Beta adrenerjik reseptör antagonistleri: (beta blokörler)

Metoprolol, nebivolol en çok günümüzde kullanılanlarıdır. Daha çok kardiyoselektiflerdir. Sadece hipertansiyon olgularında en son tercihtir ama dozlar ya da gruplar yeterli gelmemiş ise ya da altta yatan koroner arter gibi durumlar söz konusu ise tedaviye mutlaka eklenir. Yalnızca beta-1 reseptörüne etkili ise kardiyoselektif (metoprolol), beta 1 ve 2 ye etkili ise non selektif (propranolol) olarak gruplandırılır.

Alfa ve beta reseptör antagonistleri: Labetolol ve karvedilol gibi etken maddelerdir.  

d.     Renin anjiotensin etkililer:

ACEI:

a.      Sülfür içerenler (kaptopril, alacepril, phentiapril, pivalopril, zofenopril).

  1. Karboksil grubu içerenler (enalapril, perindopril, trandolapril, ramipril, quinapril, delapril, cilazapril, benazepril, lisinopril, pentopril)
  2. Fosforil grubu içerenler (fosinopril)

      ARB: (sartanlar)

e.      Damar düz kası etkililer:

Kalsiyum kanal blokörleri: Damar düz kası ve miyokard hücresine Ca2+ girişini azaltır ve böylece sitosolik Ca2+ düzeyini düşürerek eksitasyon kontraksiyon ikili ilişkisini bozarlar, sonuçta vasodilatasyon meydana gelir.

Potasyum kanal açıcılar: Damar düz kas hücre membranında K+ kanallarını açarak hücre içine K+ girişini arttıran, sonuçta hiperpolarizasyon yapan ajanlardır. Aynı zamanda hücreden Ca+2 çıkışını da arttırırlar. pinacidil, nicorandil, diazoxide, minoxidil sülfat ve cromakalin bulunur.

Doğrudan damar düz kas gevşeticileri: Sodyum nitroprussid, hydralazine ve dihydralazine’den oluşan bu grup ilaçlar, antihipertansif etkilerini doğrudan arteriyoler düz kas gevşemesi yaparak periferik damar direncini düşürmek suretiyle gösterirler.

f.       Yeni gelişmekte olanlar:

Neutral endopeptidase (NEP) inhibitörleri (sinorphan, thiorphan, omapatrilat), endotelin I reseptör antagonistleri (bosentan, phosphoramidon), renin inhibitörleri (pepstatin, norstatin, difluorostatin, cylostatin), serotonin antagonistleri, vasopressin antagonistleri, adrenomedullin ve adenosin henüz klinik tedaviye girmemiş, geliştirilmekte olan antihipertansif ajanlar olarak sayılabilir.

 

-Günümüzde tansiyon tedavisinde ilk tercih edilen ilaçlar:

-İlaçlar grupları ve kullanılmaması gereken durumlar:

-İlaç grupları ve izlenmesi gereken durumlar:

-İlaçların etkinliğini ne zaman görürsünüz?

-Sağlık çalışanları için hatırlatmalar

-GIDA TAKVİYELERİ

Vitamin ve mineraller, Antioksidanlar, Bitkiler, Diğerleri…

DEVAM EDECEK…

 

Ecz. Şeyma Şahin

seymasahinecz@gmail.com 


Eczacının Sesi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim