Koku ve Yaşamımızdaki Yeri

Bölüm-1

Son güncelleme: 08-05-2019

Uzm.Ecz. Sevil Ağalar Altınel

 

 

KOKU VE YAŞAMIMIZDAKİ YERİ

 

Sevgili meslektaşlarım, bir önceki yazımda aslında çok farkında olmadığımız ama yaşamımızda önemli bir yer tutan koku duyumuz ve fizyolojisini incelemiştik.

Bu yazıda ise; koku duyumuzun yaşamımızdaki yeri ve kokulardan nasıl  fayda sağlayabileceğimize göz atacağız. Aslında son yıllarda yapılan bazı çalışmalar olfaktör reseptörler ile saç uzması ve zayıflama bağlantılarını da kurmakta. İleriki yazılarımızda bu güncel konulara da değineceğiz. 

Koku duyumuz hafızada önemli bir rol oynarken, günlük duygularımızında %75’ini etkilemektedir.

Koku molekülleri, her soluk alıp verdiğimizde burnun içine girerek, koku reseptörleriyle etkileşime geçerler. Her birimiz, 10,000’in üzerinde koku molekülünü birbirinden ayırt edebiliriz. Koku reseptörleri, aldıkları bilgiyi limbik sistemindeki, koku alma merkezine iletirler.

Limbik sistem, özellikle duygusal yaşamımızdan sorumlu ve hatıraların oluşumu ile çok ilgidir.

Limbik sistem, hafıza ve duyguları kontrol etmesinin yanı sıra iştah, sinir sistemi, vücut sıcaklığı, stres seviyesi ve konsantrasyonu etkileyen hormonların salgılanmasını kontrol eden hipofiz bezi ve hipotalamus ile bağlantılıdır. Koku alma sistemi beyinde yer aldığından, hafıza, ruhsal durum, stres ve konsantrasyon ile yakından ilişkilidir.

 

 

Duygu iletişimi ve koku  

Kokunun ruhsal durum, hafıza, duygular, eş seçimi, bağışıklık sistemi ve hormonları etkilediği yönünde araştırmalara ve koku ve psikoloji arasındaki bağlantıyı araştıran çalışmalara 2000 yılı sonrasında daha çok görmekteyiz.

Koku ve bellek

Koku ve bellek arasındaki bağlantı ve bilgilerin bellekten geri getirme aracı olarak kullanılabilmesi, kokunun en önemli özelliği olarak görülmektedir.

2000 yılı ve sonrasında yapılan çalışmalar özellikle; 6-10 yaşlardaki anıların, kokular aracılığıyla otobiyografik bellekten geri getirmede önemli bir uyarıcı olduğunu gösteriyor.

Eski anıları geri getirmenin yanında kokuların yeni öğrenilen bilgilerin de daha iyi hatırlanmasını sağladığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Yapılan bir çalışmada katılımcılara; öğrenilmesi gereken bilgiler ortam kokulandırılarak verilmiş. Aynı günün gecesinde, uyku esnasında aynı kokunun tekrar verilmesi, ertesi gün gerçekleşen toplantıda performansı artmıştır.

Bu durum kokunun pasif olarak dahi bireyde hatırlatıcı bir etki oluşturduğunu göstermektedir ve bilişsel performansda kokunun etkisini ortaya koymaktadır.

Yapılan başka bir çalışmada kokunun beyin fırtınası performansı üzerindeki etkisi bellekten geri getirme aracılığıyla incelenmiştir. Yaratıcılık tartışmasında uyarıcı kelimeler katılımcılara çalışmadan önce verilirken, ortama mandalina kokusu uygulanmıştır. Daha sonra çalışma sırasında ortama mandalina kokusu verildiğinde, katılımcıların kelimeleri daha iyi hatırladıkları görülmüştür. Bu kelimeler yardımıyla da üretilen düşünce ve fikir sayısı artırmıştır. Çalışma beyin fırtınasında, kokunun bellekten geri getirmedeki etkisini ortaya koymaktadır.

Koku yaratıcılık, bellekten getirme ve öğrenilen bilgilerin hatırlanmasında etkili bir ajan olarak kullanılabilir.

Kokular, bağlama bağlı bellek açısından da geri getirmede önemli bir uyarıcıdır. Bu yaklaşıma göre bilgiler bellekte depolanırken beraberinde çevresel uyarıcılar da depolanır ve bilgiler geri getirilirken bu çevresel uyarıcılar ipucu olarak kullanılabilir. Eğer bilgileri depolarken aynı ya da benzer bir ortama yeniden girersek bilgileri geri getirmemiz daha kolay olur. Aynı duygudurumu hissetmek bile bu kolaylaştırıcı etkiyi sağlar.  Koku duyumuz da duruma bağlı bellek için önemli bir ipucudur. Bu nedenle önemli davalarda şahitler olayın geçtiği yere götürülerek sorgulama yapılır.

Başka bir çalışmada; katılımcılara hoşnut edici ve kötü kokular sunulmuştur. Koku daha güzel oldukça katılımcıların güzel anıları hatırladıkları görülmüştür. Daha sonra ise katılımcılara pozitif ve negatif kokular dahil olmak üzere çeşitli kokular denetilmiştir. Verilen işlemlerde aynı kokuyu alan katılımcılar problemi çözmek için daha az zaman harcamışlardır.  

Bilgiler depolanırken ortamdaki koku, daha sonraki çalışmalarda hatırlatıcı olabilmektedir.

Sıcaklık, koku gibi aynı fiziksel koşullarda, belli uyaranların varlığıyla beraber öğrendiğimiz bilgileri, aynı koşullar tekrar yaratılıp aynı uyaranlar bize tekrar verildiğinde, rahatlıkla hatırlayabiliyoruz. Eğer yabancı dilde bir kelime grubunu, örneğin yasemin kokan bir ortamda ezberlediysek, bu kelimeleri gene yasemin kokan bir ortamda çok daha iyi hatırlayabiliyoruz.

Birçoğumuz bir koku duyduğumuzda bununla bağlantılı anıları hatırlar veya bir parfüm kokusu duyduğumuzda o parfümü kullanan kişiyi anımsarız. Bazen burnumuza bir koku gelir ve onu sadece bir saniyeliğine bile hissetmemiz, bizi çok uzaklara anıların tam ortasına götürüp bırakır. Geçmişteki o anı, bulunduğumuz mekânı, hatta o duyguları öylesine net, öylesine canlı hatırlarız ki, şaşırır kalırız.   

Bu koku, geçmişten birisinin kullandığı bir parfüm ya da çocukluk günlerimizde anneannemizin pişirdiği   kurabiyelerin kokusu olabilir. Her zaman kokuların güzel olması da gerekmez. Çocukluk yıllarındaki kurabiye kokusu veya sobada pişen kestane kokusu bizi onlarca yıl öncesine götürüp rahatlama hissi verirken, küf kokan bir ortama girdiğimizde ise üniversite yıllarında kaldığımız evin hafif rutubetli kokusuyla bir anda o yıllara gider ve sadece evi değil, sınavların stresini, o günlerde dinlediğimiz şarkıları ve o dönemdeki arkadaşlarımızı yanı başımızda hissederiz.

 

Kokular, belirli anıları tetikleyen çok güçlü bir araçtır ve kayıp anıları kişiye hatırlatma amacıyla terapide kullanılır. Toronto Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, kokuların tetiklediği anıların daha net, daha yoğun ve daha duygusal olma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, kokuyu işleyen beyin bölümünün duygu ve hafızada yer alan kısımlarla doğrudan bağlantılı olmasıdır.

 

Koku ve Dikkat

Koku ve dikkat arasındaki ilişkiyi gösteren çalışma sayısı az olmakla birlikte etkileyici sonuçlar bulunmaktadır.

2002 yılında yapılan bir araştırmanının sonucunda, pozitif veya negatif koku alan katılımcıların tepki sürelerinde kısalma gözlemlenmiştir. Bu da kokunun beğenilip beğenilmemesinden bağımsız olarak karar verme sürecinin hızlandırdığını ortaya koymaktadır.

Newcastle’daki Northumbria Üniversitesinde yapılan araştırmada, hafıza özellikleri test edilen kişiler iki ayrı odaya konmuş. Bir odaya biberiye yağı, diğer odaya ise normal parfüm sıkılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucu biberiye uçucu yağının öğrenme kapasitesini arttırdığı ve hafızayı %60-70 oranında yükselttiği belirlenmiştir.

Biberiye yağının, öğrenme ve algılama kapasitesini yükselten ve hafıza yeteneğini ciddi düzeyde arttıran bir özelliği vardır. Hem kısa süreli hem de uzun süreli hafızayı güçlendirmektedir.

Koku, yaratıcılık görevlerinde de daha esnek düşünmeye katkı sağlaması açısından önemli bir uyarandır. Özellikle eğitim alanında bilişsel performansı artırmak ve öğrenmeyi güçlendirmek açısından kokuların kullanılmasının faydalı olacağı öngörülmektedir. Aynı zamanda daha uyarıcı nitelikte aromatik kokuların kullanımı da öğrencilerin motivasyonlarını artırabilmektedir.

 

Nane, çilek, biberiye ve lavanta kokusu konsantrasyonu arttırmaktadır. Japonya’daki fabrika lavanta kokusunun koklatılmasından sonra üretimin ve verimli çalışmanın arttığı, nane koklayan sporcuların ise daha hızlı koştuğu ve konsantrasyonlarının diğer sporculara oranla daha iyi olduğu gözlemlenmiştir. Çocukların ise çilek kokusuna maruz kaldıklarında testlerde daha iyi performans sergiledikleri saptanmıştır.

Aromatik kokuların gücünü iyi bilen ve uzun saatler çalışılan Japonya’da birçok ofiste limon ve portakal gibi konsantrasyon ve dikkat arttırıcı aromatik yağlar kullanılarak çalışanların verimlilikleri sağlanmaktadır.

Koku ve Beyin Aktivasyonu

Diğer duyularımıza göre daha geri planda gibi gözükse de koku duyumuz birçok beyin aktivasyonuna sebep olmaktadır. Beynimizde olfaktör epitel içerisinde yaklaşık olarak altı milyon reseptör hücre bulunur. Dışarıdan aldığımız havanın %10 kadarı bu merkeze ulaşabilir ve moleküller bu reseptör hücreler yardımıyla alınır. Olfaktör reseptör hücreler olarak adlandırılan bu hücreler diğer birçok nörondan farklı olmak üzere sürekli olarak yeniden üretilebilir. Bu hücreler olfaktör bulb denilen beyin bölgesine molekülleri gönderirler ve iletici hücreler aracılığıyla koku amigdalaya ve limbik sisteme ulaştırılır.

Beynimizin kokularla ilişkili bölümü diyebileceğimiz olfaktör korteks ile ilgili çok sayıda beyin görüntüleme çalışması yapılmıştır.  Bu alanda yapılan kırk beş çalışmanın bir meta-analizinde ortaya çıkan sonuçlara göre kokuların etkilediği temel alanlar olarak amigdala ve orbitofrontal korteks bulunmuştur. Amigdala ile ilgili aktivasyon kokuların duygularla ilişkisini açıklarken orbitofrontal korteks ile ilgili aktivasyon ise bilişsel performans görevlerindeki kokunun etkisine bir açıklama niteliği taşımaktadır.  Bu çalışma kokunun beynimizdeki aktivasyonunu açıklamak açısından oldukça değerli bir çalışmadır.

Koku ve Duygudurum  

Kokunun belki de günlük hayatımızda en etkili olduğu alanlardan biri duygudurumumuzdur. Kokunun duygudurum üzerindeki etkisi birçok açıdan ele alınabilir. Bağlama bağlı bellek kavramı içerisinde bir çalışmada katılımcılara nötr ve duygusal yüklü resimler gösterilmiştir ve bir yıl aradan sonra aynı resimleri tekrar gösterirken katılımcıların fMRI görüntüleri alınmıştır.  Duygusal yüklü resimler gösterilirken katılımcıların amigdalasında aktivasyonun daha çok olduğu bulunmuştur.

Başka bir çalışmada ise duygudurum gözlemlendiğinde, hoş koku alan katılımcılar olayları daha olumlu hatırlarken, hoş olmayan koku alanlar ise daha olumsuz anıları hatırlamıştır. Bu bulgular da özellikle amigdala ile koku arasındaki ilişkiyi vurgulamaktadır ve bilindiği üzere amigdala, duygu yüklü anılarla doğrudan ilişkilidir.

Bunların yanında kokuların doğrudan duygudurumu etkilediğine dair de pek çok bulgu ve çalışma vardır. Lehrner ve arkadaşlarının 2005 yılında yapılan çalışmasında portakal ve lavanta kokuları duygudurumu pozitif hale getirirken kaygıyı da azalttığı görülmüştür.

Başka bir çalışmada yine lavantanın rahatlatıcı etkisi rapor edilmiştir. Lehrner ve arkadaşlarının 2000 yılında yaptıkları başka bir çalışmada ise portakal kokusunun hastalar üzerinde kaygıyı azaltıcı bir etkisi olduğu ve duygudurumu pozitif hâle getirdiği bulunmuştur. Diğer birçok çalışmada lavantanın rahatlatıcı etkisi tespit edilmiştir.

Hatta fareler üzerinde yapılan bir çalışmada lavanta kokusunun farelerde yatıştırıcı etkisinin olduğu ortaya konmuştur.

Bunlar dışında da pek çok farklı duygudurum; rahat, sakin, coşkun, üzgün... Üzerinde farklı kokuların, vanilya, lavanta, portakal, biberiye, gül, ylang ylang vs etkileri olduğu bilinmektedir.

Her bir kokunun, insanlarda farklı duygudurumlara yol açtığı bir gerçektir. Müge rahatlatıcı olabilirken, nane veya birberiye kokusu uyarıcı bir etki gösterebilmektedir.

Haftaya;

Parkinsonda aromaterapi

Aromaterpinin psikiyatrik hastalıklara etkisi…

Koku ve Rüyalar

Koku ve uyku sorunu

Kokular para harcama davranışımızı etkiler

Anosmi nedir?

Devam edecek…

 

Uzm.Ecz. Sevil Ağalar Altınel

www.naturenurture.com.tr


Eczacının Sesi/ Farmazi Akademi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim