Prebiyotikler-1

Ecz.Şeyma Şahin yazdı...

Son güncelleme: 20-03-2019

Ecz.Şeyma ŞAHİN

 

Zeus ilk zamanlarda dört kollu, dört bacaklı, bir kafada iki ayrı yüze sahip, sırtlarından birbirlerine yapışmış şekilde insanlar yaratmış. Bu insanlar çifter çifter mutlu şekilde yaşamlarını sürdürürken, keyiflerine düşkünlükten dolayı tanrıları Zeus’a şükretmeyi unutunca Zeus bakanların gözlerini kör edecek kadar parlak olan bıçağıyla insanları ruhları ile beraber ikiye bölüp (şimşeğiyle ayırdığı da söylenir) dünyanın dört bir tarafına dağıtmış.

Zeus insanları diğer parçalarından ayrı yaşamakla lanetlemiş ve böylelikle ömürleri boyunca ruh eşlerini aramaları için onları cezalandırmış.

İşte bundandır insanoğlunun mutsuzluğu; şanslı olanlar ruh eşlerini bulup yaşarken, şanssız olanlar ruh eşleri olmadan oradan oraya savrularak yaşarmış. Çünkü ruh eşleri olmayan insanlar tamamlanamadığı için ruhen yaşamamaya da mahkummuş…

Tıpkı besinsiz insanların, prebiyotiksiz probiyotiklerin yaşayamadığı gibi

Prebiyotik: Dünya Gastoenteroloji Organizasyonu 2017’ ye göre “seçici olarak fermente olabilen, gastrointestinal mikroorganizmaların kompozisyon ve/veya aktivitesini etkileyerek konakçının iyi olma hali ve sağlığı üzerinde olumlu etkileri olan besin bileşenleridir” şeklinde tanımlanmaya başlamıştır.

Diyet lifi ve prebiyotik arasındaki fark FAO’nun (Food and Agriculture Organization) (Gıda ve Tarım Örgütü) yaptığı açıklamaya göre “prebiyotik, floranın değişimi ile ilişkilenen konağın sağlığı üzerine fayda sağlayan canlı olmayan gıda bileşenidir”. Açıklama sonucunda “Bir prebiyotik bir lif olabilir ama bir lif bir prebiyotik olmak zorunda değildir”

 

 

Prebiyotikler ilk olarak 1995 yılında bulunmuştur. Prebiyotikler, insanlarda sindirim enzimleri tarafından sindirilemeyen ve bazı faydalı bakteri gruplarının aktivitesini seçici olarak arttıran; oligosakkarit ya da polisakkaritler gibi emilmeyen karbonhidratlar, peptidler, proteinler ve lipidler olabilir. Ama en sık karbonhidrat yapıda olanlar kullanılır.  

 

 

Prebiyotikler;

1.     Floranın yapısını ve aktivitesini olumlu yönde etkiler.

2.     Bağırsak hareketlerini düzenler (çekumda bile KZYA miktarının arttığı görülmüştür.)

3.     Birçok vitamin ve minerallerin (kalsiyum, magnezyum, demir) emilimini ve biyoyararlanımını artırır.

4.     Kolesterol ve trigliserid seviyelerini olumlu yönde etkiler. (Hepatik lipojenik enzimleri negatif yönde etkiler)

5.     Kolon kanseri riskini azaltır.

6.     Patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önleyerek intestinal sistemdeki hastalık riskini azaltır.

7.     Konakçının bağışıklık sistemini güçlendirir. (lenfoid dokuda ve periferal kanda lenfosit ve lökosit sayısını arttırır. İntraperitoneal makrofajların fagositik aktivitesi artar)

8.     Osteoporoz riskinin azaltır.

9.     Bağırsak çevresinin asidik olmasını sağladıklarında prokarsinojenik enzim (7α-hidroksilaz ve nitroredüktaz) aktivitesinin azalmasına neden olur.

10.  Bağırsak floralarında Bifidobacterium sp. sayıları azalmış (BİFİDOJENİK FAKTÖR) , yerine zararlı bakterilerin geçtiği yaslı bireylerde uygulandığında kabızlık gibi bağırsak sorunlarının giderilmesinde oldukça etkilidir.

11.  Bebeklerde probiyotik sayısını artırdığından dolayı gıda alerjilerini önlemede etkilidir.

 

Bağırsaklarda, prebiyotikler, kısa zincirli yağ asidi üretmek için faydalı bakteriler tarafından fermente edilirler.

 

Bifidobakteri türleri tarafından beta-fruktazonidaz ve beta galaktozidaz enzimleri ile fruktooligosakkarit (FOS) ve galaktooligosakkaritler (GOS) kullanılır.

 

Prebiyotik olarak kullanılan oligosakkaritler; patojen mikroorganizmaların bağırsak yüzeyinde tutunmasını sağlayan fimbrialara bağlanma yeteneğine sahip olduğu için patojen mikroorganizmaların kolonizasyonunun engellenmesine ve dışkı yoluyla atılmasına neden olurlar.

 

Tahıllar, sebze ve meyveler doğal prebiyotik kaynağıdır. Enginar, pırasa, kuşkonmaz, soğan, sarımsak, hindiba kökü, yer elması, domates, kereviz, hardal bitkisi gibi sebzeler ile muz, üzüm, elma, çilek gibi meyvelerde doğal olarak bulunmaktadır. Ayrıca baklagiller, soya fasulyesi, tam buğday, karabuğday, yulaf, çavdar, arpa, keten tohumu, ceviz, badem, fındık ve bal da diğer doğal kaynaklar arasında yer almaktadır.

 

Prebiyotiklerin uygulandığı insan çalışmalarında yan etki olarak gaz üretimi olduğu gözlenmiştir.

 

En sık kullanılan prebiyotikler;

1.     İnülin

2.     FOS

3.     Oligofruktoz

4.     Transgalakto oligosakkkarit

5.     Gluko oligosakkarit

6.     Laktuloz (sentetik disakkarit)

7.     Laktilol

8.     Malto oligosakkarit

9.     Ksilo oligosakkarit

10.  Stakyoz (rafinoz gibi ilgili oligosakaritlerle birlikte, çeşitli sebzelerde (örneğin yeşil fasulye, soya fasulyesi ve diğer fasulye) ve diğer bitkilerde doğal olarak bulunur. Birbirine bağlı iki α-D-galaktoz ünitesi, bir α-D-glikoz ünitesi ve bir β-D-fruktoz ünitesinden oluşan bir tetrasakkarittir )

11.  Rafinoz (D-glikoz, D-galaktoz ve D-früktozdan oluşan ve formülü C18 H32 O16 olan trisakkarit.)

 

 

PREBİYOTİK ELDE EDİLME YÖNTEMLERİ

 

Prebiyotikler 3 yolla elde edilirler:

1.     Doğal kaynaklardan direkt ekstraksiyonla (karahindiba, soğan, pırasa ve sarımsaktan inülin; anne sütünden ve soyadan oligosakkarit) 

2.     Polisakkaritlerin enzimatik ve kimyasal hidroliziyle (inülinden oligofruktoz, ksilooligosakkarit, izomaltooligosakkarit)

3.     Disakkaritlerden enzimatik ve kimyasal sentezle (sukrozdan fruktooligosakkarit, laktozdan transgalaktosilikatlanmış oligosakkarit veya galaktooligosakkarit)

 

Prebiyotiklerin diyabetteki etkisini ortaya koymak için yapılan çalışmaların çoğunluğunda Psyllium kullanılmıştır. Psyllium ile yapılan araştırmalarda; psyllium’un metforminin gastrik toleransını iyileştirdiği, AKŞ (açlık kan şekeri) , HbA1c, postprandiyal glukozu ve LDL/HDL kolesterol oranını azalttığı, HDL kolesterolü arttırdığı saptanmıştır.

 

Prebiyotiklerin belirtilen fizyolojik etkileri gösterebilmesi için 8-40 g/gün alınması gerektiği bildirilmektedir. Yüksek doz prebiyotik gaz ve diyareye sebep olabilir.

Bir ürünün prebiyotik olabilmesi için belli kriterlere sahip olması gerekmektedir.

a.     GI sistemde sindirime uğramaması

b.     İntestinal mikrobiyota tarafından fermantasyonu

c.      Konakcı üzerinde yararlı etkileri

d.     Probiyotik büyümesini desteklemesi

 

 

İnülin:

ü  İnülinler kolonda anaerobik bakteriler tarafından yıkılırlar.

ü  Diyette en sık bulundukları besinler buğday, soğan, enginar, sarımsak ve pırasadır.

ü  Endüstriyel olarak inülin ekstraksiyonu için kullanılan bitki Asteraceae familyasından hindiba’dır. Doğal hindiba inülini taze köklerden değişik sentez yolları kullanılarak ayrıştırılır. Hindiba bitkisinin %15 ila 20’si inülinden oluşur.

ü  İnülin, polidispers karbonhidrat olarak tanımlanır.

ü  İnülin içeren bitkiler genellikle Liliaceae, Amaryllidaceae, Gramineae ve Compositae familyasındandır.

ü  İnülin ve oligofruktoz sıklıkla tüketilen gıdalardan en çok un, soğan, muz, sarımsak ve pırasada bulunur.

ü  Sentetik inülin tipi fruktanlar ise, sukroz moleküllerinin enzimatik olarak katalize edilmesiyle üretilir.

ü  Prebiyotik olarak, inülin ve oligofruktoz, meyve ve sebzelerde önemli oranda bulunur ve ABD’de de günlük tüketim 1-4 g, Avrupa’da ise 3-11 g’dır.

 

Oligofruktoz (OF)

 

ü  OF elde etmede ana fark ayrım işlemine hidroliz basamağı da eklenmesidir. OF hem früktoz zinciri hem de glikoz ünitesi tarafından merkeze alınan früktoz zincirinden elde edilir.

ü  Hindiba bitkisinin %5-10’u OF’dan oluşur.

ü  Oligofruktoz ise 2-9 polimerizasyon derecesine sahip olan inülinin kontrollü hidrolizi ile elde edilen prebiyotiktir

ü  Sıklıkla mısır gevreği, meyveli yoğurtlar, dondurulmuş yiyecekler, bisküviler ve süt ürünlerinde kullanılırlar.

ü  İnülin ve OF’ların besin değerleri benzerdir.

ü  Buğday, soğan, muz, hindiba gibi depo karbonhidratları içeren 36 000’den fazla bitki türünde bulunur.

ü  FOS (fruktooligosakkarit) diyet lifi olarak tanımlanır. FOS kalorik değeri 1.5 kcal/g’ dır.

ü  Fruktooligosakkaritler intestinal bifidobakteri üzerine etkilerinden dolayı en iyi oligosakkaritlerdir.

ü  FOS alımı ile kolondaki laktat seviyeleri artar ve kolondaki etanol seviyelerini arttırır.

ü  GOS (galaktooligosakkarit) anne sütü, inek sütü ve yoğurtta bulunur ve laktulozdan sentetik olarak üretilebilir. GOS, genellikle laktozdan β-galaktozidaz enzim aktivitesi ile elde edilirler. Bu oligosakkaritlerin kalori değeri yaklaşık 1 ile 7 kkal/g’dır ve yiyecek katkı maddesi olarak kullanıma uygundur. Glukoz ve galaktoz moleküllerinden olusan laktozun enzimatik dönüsümüyle elde edilir.

ü  GOS, büyüme performansı, bağışıklık sistemi ve intestinal morfoloji üzerine etkilidir

ü  Bitki kaynaklarından (baklagiller, soya fasulyesi) ekstrakte edilerek de elde edilirler. Bu hidrolitik aktivite süt ürünlerinin tatlılığını artırır ve laktoz intoleranslı olan bireyler için laktoz konsantrasyonunu düşürür.

LAKTULOZ

 

ü  Laktuloz; laktozdan üretilen ve prebiyotik etkisi olan bir karbonhidrattır.

ü  Laktuloz üst gastrointestinal sistem tarafından sindirilmez, ancak kolondaki bakteriler tarafından fermente edilirler.  

ü  Laktuloz ile ilgili yapılan çalışmalarda bağırsak içeriğinin aktifleştirilmesi, safra taşı oluşumunun önlenmesi, kan şekeri ve kolesterol kontrolü, mineral emiliminin artırılması gibi faydalı etkileri gösterilmiştir.

ü  Günümüzde yüksek dozlarda alındığında laksatif etkisi nedeniyle ilaç olarak mevcuttur.

ü  Ayrıca hepatik ensefalopatide vücudun amonyak seviyelerini azaltır.

  

ISOMALTO-OLİGOSAKKARİTLER (IMO)

 

ü  Nişastadan iki basamaklı enzimatik işlem sonrası izomaltoz, isomaltotrioz, panoz ve isomaltotetroz gibi 1 ile 6 glikozidin değişik kombinasyonları ile oluşmaktadırlar.

ü  IMO izomaltaz enzimi ile jejunumda kısmi fermentasyon sonrası kolondaki bakteriler tarafından fermente edilir.

ü  IMO’nun bifidojenik etkileri olduğu bazı çalışmalarda gösterilmiştir.

ü  IMO, onların düsük kalorilerinden, karsinojenik etkisi olmamasından ve diyabet açısından güvenilir olduğundan çoğu gıdaların kalitesini geliştirmek için büyük bir potansiyele sahip olan yeni gelişen fonksiyonel gıda katkılarıdır.

ü  IMO, asit çözeltilerinde stabil olduğundan diğer oligosakkaritlerden ayrılırlar.

 

 

KSİLO-OLİGOSAKKARİTLER (KOS)

ü  D-ksilan polimeridir. Mısır koçanında bulunan ksilandan elde edilir.

ü  β-1-4 bağlı ksiloz moleküllerinin zincirleridir ve özellikle ksilobioz, ksilotrioz ve ksilotetraozdan olusur.

 

SOYA OLİGOSAKKARİTLERİ (SOS)

ü  Soya fasulyesinde bulunan ana oligosakkaritler rafinoz ve stakiyozdur.

 

LAKTO-SUKROZ

ü  β-fruktofuranosidaz enzimi kullanılarak sukroz ve laktozun karışımından laktosukroz elde edilir.

 

Prebiyotiklerin faydaları biri de kısa zincirli yağ asitlerinin (KZYA) üretiminin artırılmasını içermektedir. Prebiyotikler fermantasyona uğrayarak asetat, laktat, propiyonat ve bütirat gibi KZYA’nin üretimini sağlamaktadır.

 

 

Kısa zincirli yağ asitleri ne yapar?

a.     Butirat kolon hücrelerinin temel enerji kaynağıdır. Üreme ve farklılaşmasında etkilidir. Kolon hücrelerinde detoksifikasyon sağlayarak kolon kanseri riskini azaltır.

b.     Su, sodyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineral emilimini arttırır.

c.      Mukozada mukus üretimi ve kan akımını arttırır.

d.     Bifidobakteri ve Laktobasil gibi yararlı bakterilerin büyümesini ve gelişmesini destekler.

e.     Patojen mikroorganizma üremesini azaltır.

f.       Bağışıklık sistemini destekler.

g.     Kan şeker metabolizması üzerine etkisinden dolayı diyabet hastalarında önemlidir.

h.     Bağırsak bariyer fonksiyonlarını destekler.

i.       Dışkı hacmi ve dışkılama sıklığı artar. Gastro intestinal geçiş zamanı kısalır.

j.       Propiyonat özellikle kolesterol mekanizmasında etkilidir. Kolesterol oluşumunu engellediği gibi kolesterolün dışkı ile atılmasını sağlar.

 

Bağırsaktaki flora üzerinde asıl rol beslenmeye düşmektedir. Diyette doymuş yağ asitlerinin fazla olması enterik Gr- bakteri kaynaklı lipopolisakkaritler (LPS) hedef dokular olan endotel hücre, monosit ve makrofajlar üzerinden toll like reseptör 4’ e bağlanır. NFkB (nekroz faktör kappa B) ve AP-1 (aktivatör protein-1) aktif hale gelir.

 

Bunun Türkçe anlamı şudur: insülin direnci, insülinin çok salgılanması (hiperinsülinemi), karaciğer ve adipoz dokuda aşırı yağ birikimine sebep olan inflamasyon başlatıcı hücreler (TNF-alfa, IL-6, IL-1) salgılanır ve serbest radikal hasarının artması sonucunda hasarlar ve işlev bozuklukları ortaya çıkar. Buna “metabolik endotoksemi” denir.

 

 

Haftaya HASTALIKLAR VE PREBİYOTİKLERİN ETKİSİ ile devam edecek…

Not: Tekrar okumak için, Dosya bölümümüzden bulabilirsiniz...

 


Eczacının Sesi/ Farmazi Akademi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim