Sağlıklı ve Aktif Yaşlanma

Uzm.Ecz.Ebru Cumbul yazdı

Son güncelleme: 05-11-2018

Uzm.Ecz.Ebru CUMBUL

 

Sağlıklı & Aktif Yaşlanma

 

Yaşlanma, tüm dünya ülkeleri açısından önemi her geçen gün artan evrensel bir gerçekliktir (1). Ülkemizde yaşlı nüfus sayısı ve oranı her geçen yıl artış göstermekte olup, TÜİK’in 2017 verilerine göre, Türkiye’de yaşlı nüfus oranı 2016 yılında %8,3 olmuştur.  Nüfus projeksiyonlarına göre bu oranın 2023 yılında %10.2, 2050 yılında %20.8, 2075 yılında ise %27.7’ye yükseleceği tahmin edilmektedir.

Bugün yaşlılığın başlangıcı için belli bir yaş sınırı saptamak olanaksızdır. Çünkü bu, toplumdan topluma, aynı toplumun zamanından zamanına, aynı toplumda yaşayan insanların eğitim düzeylerine ve ekonomik koşullarına göre bir değişim gösterdiği gibi; cinsiyete, fizyolojik ve psikolojik yaşa göre de bireysel ayrılıklar göstermektedir(2).

Önceki yıllarda yaşlılığın başlangıcı olarak kabul edilen 65 yaş, artık yalnızca sosyal güvenlik uygulamalarında kullanılan kronolojik bir kriterdir.

Yaşlılığın başlangıcını toplumsal roller, ekonomik durum, mental ve fiziksel aktiviteler ve sağlık durumu gibi değişkenler belirlemektedir. Uzun yaşam, insanoğlunun en önemli başarısıdır. Bununla birlikte, bireyin yaşam kalitesi hastalıklar ve fonksiyon kaybı nedeniyle kötüleşiyorsa daha uzun yaşamak bir başarıdan çok değersiz bir ödül olarak da düşünülmektedir. Uzun yaşamı değerli kılan şey; aktif, üretken, topluma yararlı ve sağlıklı olmaktır.

Bütün dünya ülkelerinde çok üretken, çok aktif, başarılı, ülkeleri yöneten, dev şirketleri yöneten, kurumları yöneten, kritik noktalarda bulunan pek çok insan bu performansı 65 yaşın üzerindeyken gösteriyor.

 

Sağlıklı yaşlanma, sağlığın ve fiziksel, sosyal, ruhsal iyilik halinin; bağımsız yaşayabilme yetisinin; yaşam kalitesinin korunması ve daha iyi hale getirilmesi; ayrıca yaşam süreçleri arasında başarılı geçişlerin sağlanması için imkanların ömür boyu optimize edilmesi olarak tanımlanmaktadır (3).

Yaşam biçimi, geniş toplum kesimlerini etkilemesi ve değiştirilmesi mümkün unsurlardan oluşması nedeniyle sağlıklı yaşlanma hedeflerine ulaşmada önemli rol oynamaktadır. Bu unsurların arasında beslenme, fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanmama, güneşlenme alışkanlığı, sosyal aktivitelere katılım, düzenli uyku alışkanlığı sayılabilir (3).

Sağlıklı yaşlanmak fizyolojik olduğu kadar sosyo kültürel ve sosyo ekonomik bir içeriğe de sahiptir.  

Yaşlılığı hastalık, ölüm, işe yaramazlık, mutsuzluk, yalnızlık vb. ile bağdaştıran tıbbi ve sosyal değerler etkisini yitirmekte, buna karşılık aktivizm, genç-fit görünme, sağlıklı olma, dengeli beslenme vb. gibi kültürel değerler geçerli olmaktadır (4).

Tüketim toplumlarında aktif olmak, üretime katılma kadar tüketime katılma üzerinden de tanımlanmaktadır. Çeşitli tüketim alanları olarak turizm, spor, hobi vb. alanlarda, yaşlıların aktif olma potansiyeli önem kazanmıştır (4).

Beklenen yaşam süresinin artışı ve yaşlı nüfus yüzdesinin artışı ile “aktif yaşlanma” kavramı gündeme gelmiştir.

Aktif yaşlanma; sağlıklı yaşlanmadan daha kapsamlı bir kavramdır. DSÖ, aktif yaşlanmayı; insanlar yaşlandıkça yaşam kalitesini artırmak için sağlık, güvenlik ve katılım gibi konulardaki fırsatlardan yaşlıların en iyi şekilde yararlanma süreci olarak tanımlamaktadır (WHO, 2013). Aktif yaşlanma, bir süreçtir ve uzun yaşam süresi boyunca bir faaliyet gerektirir. Bu yüzden kavramı sınırlandırmaktan ziyade genişletmek, yaşlanmanın bir süreç olduğunu ve her bireyin zamanla yaşlandığını kabul etmek gerekmektedir(5).

 Aktif yaşlanma süreci için, yaşlı bireylerin sağlık okuryazarı olmaları gerekir. Sağlık okur kitlesi olmak, herhangi bir yaşta zor olan birçok bilişsel süreci içerir. Reçeteleri ve tavsiyeleri alıp, isim ve adres listesinden hizmet birimlerini seçerek, çoklu ilaçların ne zaman alınacağını hesaplayarak, tıbbi terminolojiyi yorumlayarak, dergilerde-televizyonda-internette bulunan sayısız sağlıkla ilgili bilgiyi elden geçirerek ilerleyen süreç; sağlıkla ilgili bilgileri seçme, anlama ve kullanmayı gerektirir (WHO, 1989). Çeşitli fiziksel ve/veya psikolojik faktörler, yaşlı erişkinlerin bilgileri işleyebilme, öğrenmeyi gösterme veya hedef davranışları benimseme kabiliyetini düşürür.

Sağlık okuryazarlığını artırmayı hedefleyen eğitim programları (yaşa uygun), farkındalığı artırıcı kampanyalar, yaşlıların sağlık okuryazarlığı konusunda bilinçlenmeleri, bilgiye dayalı karar verebilme yetisini geliştirme, fiziksel, ruhsal ve sosyal katılımı teşvik etme ve aktif yaşlanma için kapasite geliştirme gibi faaliyetler yürütülmelidir (WHO, 1989; Mark, DO, FACOFP, 2009; Speros, 2009). Sağlık personelleri iletişimde kolay anlaşılır bir dil kullanarak, hasta dostu yazılı materyaller hazırlayıp kullanarak, verdikleri bilgileri hastaların anlayıp anlamadığını kontrol ederek daha etkili olabilirler (Weiss, 2009; Osborne, 2015).

Aktif Yaşlanma ile Yaşam Boyu Öğrenme Arasındaki İlişki

Yaşam boyu öğrenme, yaşlı bireylerin topluma aktif katılımını desteklemede önemli bir faktör olarak görülmektedir.

Kişisel gelişim ve sosyal bağlantıların ilerlemesine katkı vermektedir. Bununla beraber öğrenmeye erişim için kişisel birtakım engeller söz konusudur ve ayrıca beceri, vasıf ve motivasyon faktörlerine ihtiyaç vardır. Üstelik sadece ileri yaştaki bireylerin bilgilerinin gelişimi için öğrenme faaliyetleri içerisine katılmaları değil, diğer insanlara onlardan öğrenme fırsatı vermek de oldukça önemlidir (6). Aktif yaşlanma stratejisinin önemli bir öğesi olarak öğrenme fikri, iyileşme-bakım masraflarında ve yaşam kalitesini arttırmada fayda sağlamaktadır (7). Eğitim, aktif yaşlanma için önemli ve etken bir faktördür.

Yaşlılıkta Sosyal İlişkilerin Önemi

Yaşam boyunca “varlığını anlamlı kılmayı” ilke edinen bir birey, gerek yetişkinlik gerekse yaşlılık döneminde yaşamın ne anlama geldiğini bilerek yaşayacaktır. Bireylerin yaşlılık döneminde sosyal ihtiyaçlarını karşılamaları ve yalnızlık duymamaları, bir işe yaramaları, bir işi başarmaları ve toplumsal sorumluluk duygusunu tatmaları bakımından öncelikle sosyal ilişkilerini canlı tutmaları gerekir.

Bireylerin yaşamlarında sosyal ilişkilerini; aile, akrabalık, komşuluk ve özellikle arkadaş çevresini genişletmesi kadar hobi ya da hobiler (uğraş içinde bulunmaları) ile de geliştirmesi mümkündür. Bu etkinliklerden birini ya da birkaçını yapmak sosyal açıdan yaşam kalitesinin yükselmesine yol açtığı gibi yaşamın daha keyifli hale gelmesini de sağlar (8).

Harvard Üniversitesi’nde 1938 yılında başlayıp, 80 yıl boyunca yapılan araştırmanın odaklandığı araştırma konusu sağlık ve mutluluk …  “Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” (“The Grant Study”); ergenlik dönemlerinden yaşlılık dönemlerinin sonuna dek, insanları neyin mutlu ettiğini ve sağlıklı tutan şeylerin neler olduğunu görmek adına eşsiz bir veri bankası sağlamıştır. Bu çalışmada ortaya konulan en önemli bulgu:

İyi insani ilişkiler sağlık ve mutluluk getiriyor.

Ailesine, arkadaşlarına ve topluma daha sosyal bir şekilde bağlı olan kişiler, çevresi daha sınırlı olanlardan daha mutlu, daha sağlıklı ve daha uzun yaşıyor.

Çalışma sonuçlarından biri de iyi ilişkilerin zihinsel gerilemeyi frenlemesidir.

Sonuç olarak, sıcak ve içten ilişkiler yaşlılığın birtakım olumsuz sonuçlarından korunmamızı sağlayabilir. İyi dostlara sahip olmak insanı akli ve fiziksel açıdan ayakta tutuyor.

 

Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study” kitabı ile çalışmanın sonuçlarını okurları ile paylaşan Harvard Üniversitesi Profesörü George Vaillant’a göre:

… Mutluluk zenginlikle, hep daha fazlasını istemekle, daha fazlasına sahip olmakla ilgili değil. Tam aksine, az şey ummak veya elindekiyle yetinmeyi bilmek mutluluğa daha çok yaklaştırıyor. Hayatta mutlu olmak için olmazsa olmaz tek koşul, insanlarla samimi ve derin bağlar kurmayı başarmak. Sevebilmek ve sevilmek… (9)

 

Sevgiyle yaşlanmanız dileğiyle…

  1. Danış MZ. Yaşlılık, yoksulluk ve yalnızlık, H.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
  2. Kılıççı Y. Yaşlılığın uyum sorunları. Hacettepe Univ Eğitim Fakültesi Dergisi 1998; 3: 41-5.
  3. S.D.Ü. Týp Fak. Derg. 2006:13(4)/ 43-48
  4. http://www.phd.org.tr/17kongresunum/aylin_nazli.ppt
  5. WHO. “Active Ageing: A Policy Framework” http://whqlibdoc.who.int/hq/2002/WHO_NMH_NPH_02.8. pdf (Son Erişim Tarihi: 10.05.2014)
  6.  Mutka, Kirsti A., Malanowski, N., Punie, Y., Cabrera, M., “Active Ageing and the Potential of ICT for Learning” JRC Scientific and Technical Reports, http://ftp.jrc.es/EURdoc/JRC45209.pdf (Son Erişim Tarihi: 03.05.2014)
  7.  Kaya, Eylem H., 2010. Avrupa Birliği Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Politikaları. Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi E.B.E

8.     Aylin Görgün-Baran Yaşlılığın sosyal boyutu H. Ü. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

9.     http://ufqum.com/mutluluk-iyi-iliskilerden-geciyor/


Eczacının Sesi/ Farmazi Akademi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim