Biyoteknolojik İlaçlar

’Nitelikli iş gücü eksik’

Son güncelleme: 24-07-2018

TÜRKİYE’DE BİYOTEKNOLOJİK İLAÇLAR

Turgut Tokgöz

İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Genel Sekreteri

 

Türkiye ilaç endüstrisi, uzun yıllara dayanan üretim kültürü, ileri teknolojiye ve yüksek katma değere dayanan yapısı, kalifiye insan gücü ve ihracat potansiyeli ile ülkemizin sanayi dönüşümüne öncülük eden sektörler arasında yer almaktadır. Endüstrimiz 11 binden fazla ürün, uluslararası standartlarda üretim gerçekleştiren 74 tesis, 10 hammadde üretim tesisi, yaklaşık 500 kuruluş ve 35 bin çalışanı ile 150 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.

İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası olarak, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda, sektörümüzün küresel bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna gelmesi amacıyla çalışıyoruz. Doğal olarak bu dönüşümün merkezinde Ar-Ge bulunuyor. Bu kapsamda Ar-Ge ve özellikle biyoteknoloji alanındaki çalışmalara yoğunlaşmış durumdayız.

Sektörümüzde son yıllarda Ar-Ge alanında heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Firmalarımız, Ar-Ge alanındaki çalışmalarını her geçen gün artırmaya devam etmekte ve birçok farklı alanda inovatif faaliyetler göstererek yeniliğe yatırım yapmaktadır. 2010 yılında 4 olan akredite Ar-Ge merkezi sayısı, bugün 29’a yükselmiş durumda. 2010-2016 yılları arasında Ar-Ge harcamalarımız %138 artışla 219 milyon TL’ye ulaştı.

Bilim ve teknoloji alanındaki yeni gelişmeler kapsamında dünyada ve Türkiye’de bitkisel ve kimyasal kaynaklı ilaç üretimi, yerini hızla biyoteknolojik ilaçlara bırakıyor. Dünyada biyoteknolojik ilaçların kullanım oranı yüzde 20’lere ulaşmış durumda ve artmaya devam ediyor. Ülkemizde de benzer bir durum söz konusu. Türkiye’de biyoteknolojik ilaçlar 2016’da 3,4 milyar TL ile reçeteli ilaç pazarı içerisinde yaklaşık yüzde 16,5’lik bir paya sahip.

İEİS olarak bu alanda endüstrimizin yetkinliğini ve rekabet gücünü artırmak, ülkemizde bu alanın gelişimine daha etkin bir katkı sunmak amacıyla 2016 yılı sonunda Türkiye Biyoteknolojik İlaç Platformu’nu kurduk. Platform, biyoteknoloji alanında ülkemizde geliştirme ya da üretim faaliyeti olan veya bu faaliyetleri planlayan tüm ilaç firmalarına açık bir oluşum.

Platform üyelerimizin biyoteknoloji alanında bitmiş ve devam eden fiziki yatırımları 820 milyon dolar, yine yapılmış ve devam edecek olan Ar-Ge çalışmalarına ilişkin harcamaları da 485 milyon dolar tutarında. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde bu alanda önemli gelişmeler yaşanacağına inanıyoruz.

Türkiye ilaç pazarındaki ithal ürünlerin %28’ini biyoteknolojik ilaçlar oluşturmaktadır. İthalatına bağımlı olduğumuz bu ürünlerin ülkemizde geliştirilmesi ve üretilmesi sadece hastaların bu ilaçlara erişimini artırmayacak aynı zamanda dış ticaret açığını azaltarak ülke ekonomisine kayda değer bir katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde Ar-Ge ve biyoteknoloji teşviki konusunda çok önemli adımlar atılmış durumda. Bu adımlar, sektörün bu alana ilgisini ve yatırımını da artırmıştır. Ancak, rakiplerimizle etkin rekabet edebilmek için kamunun Ar-Ge ve biyoteknoloji yatırımlarına sağlayacağı desteğin artırılmasına ve farklı teşvik mekanizmaları kurgulanmasına ihtiyaç var.

Rekabet ettiğimiz ülkeleri incelediğimizde, vergisel teşviklerin yanında doğrudan teşviklerin daha hızlı ve kesin sonuçlar doğurduğunu görüyoruz. Bunun yanında, ilaçta Ar-Ge, yüksek yatırım isteyen ve uzun süren bir süreç olduğu için desteklerin miktarı ve süresinin bu gerçek çerçevesinde belirlenmesi önem taşımaktadır.

Ülkemizde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK gibi kurumların sağladığı kamu fonları kullanılarak Ar-Ge’si yapılmış ürünler bulunuyor. Kamu kurumları tarafından geliştirilme aşamasında desteklenen bu tip ürünlerin ticarileşme aşamasında da diğer ilgili kamu kurumları tarafından önlerinin açılması doğru bir yaklaşım olacaktır.

Biyoteknoloji alanında ciddi bir iş gücü açığımız bulunuyor. Bu alandaki çalışmalar ilerledikçe, iş gücü ihtiyacımız da artıyor.

Üniversitelerimizle olan yakın iletişim ve iş birliğimizle bu açığımızı gidermek için gayret gösteriyoruz. Üniversitelerimizin sanayiye vereceği en büyük destek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesidir.

Bunların yanında, hedefimizi destekleyici bir mevzuat ikliminin yaratılması, özellikle ruhsatlandırma, fiyatlandırma ve geri ödeme sisteminin; yatırımı anlamlı kılacak nitelikte düzenlenmesi de büyük önem taşıyor


ECZACININ SESİ/ HABER


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim