Lethe Nehri: Alzheimer

Ecz. Şeyma Şahin yazdı

Son güncelleme: 09-07-2018

 

Unutuş şehrinden geçen bir unutuş nehri varmış. İnsanlar da o nehre girermiş ve yaşadıkları herşeyi unutarak çıkarlarmış nehirden… Herkesin bir hakkı varmış.

 

Bunlar içinde de kendisinden en emin olan bir tanesi varmış, Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın nehre girivermiş.

 

Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş… Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Lethe’nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta hiçliğe devinmiş, yok olmuş.

 

Unutuş Nehri kendi adını bırakmış ve Lehte’ nin ismini almış onu ölümsüzleştirmek için… Hades’in Krallğı’nın, ölüler diyarının nehri LETHE… Herşeyi unutuşun, sonsuz kayboluşun olduğu nehir…

 

Geçmişinize sahip çıkıp, acılar, kederler, dertler ve hastalıklarla beraber devam etmek mi?

Yoksa bir yudumda bir ömür biriktirdiklerinizi silmek mi?

 

İşte bu ikilemi yaşatan nehirdir Lethe...

 

Peki ya bir gün Lethe nehrine istemeden girenler? Sizce gerçekten biriktirdiklerini isteyerek mi unutmak isterler?

 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2016 da o nehre girenlerin sayısı 47.5 milyondan fazladır. Bu sayının 2030’daki öngörüsü 75.6 milyon; 2050’ deki öngörüsü ise 131.5 milyon kişi olacaktır…

 

Hastalık 1906’ da Alman nöropatolog Alois Alzheimer tarafından yapılmıştır. Hastalık süresi 1,5 ile 15 yıl arasında olup; tanı konulan bireylerin %50’si ortalama 3,5 yıl yaşar.

 

Alzheimer hastalığı (AH); bilişsel işlevlerde ve günlük yaşam etkinliklerini sürdürme becerilerinde azalma, davranışsal değişimler ve psikiyatrik belirtiler ile karakterize, progresif nörodejeneratif bir hastalıktır. Amiloid beta plak (39-42 aminoasit dizisinden meydana gelir) ve Tau proteinlerden oluşan nörolif yumaklarının beyinde agregasyonu ile karakterizedir. Amiloid betanın aşırı üretimi mitokondriyal komplesin I ve IV basamaklarının bozulmasına sebep olur ki bu da oksidatif hasarın artması, ATP üretiminin düşmesi, elektriksel iletişimde bozulmalara sebep olur.

Hastalık yavaş yavaş ilerleyerek hücre ölümü ile sonuçlanır ve beyin hasarına neden olur ve uzun vadede ölümle sonuçlanan bir sürece sebep olur.

Hastalık genellikle 5-10 yıl içerisinde ilerler ve komplike başka kronik hastalıklar yüzünden ölümler görülmeye başlar.

 

Hastalık gelişimi tam olarak bilinmemekle beraber aşağıdaki işlevsel bozulmalar kaynaklıdır;

a.     Tau proteinlerin fosforilasyonu (mitokondriyal işlev bozukluğuna bağlı)

b.    Mitokonrdiyal işlev bozuklukları (amiloidozis, hücre döngüsünde bozulma, anormal enerji metabolizması)

c.     Nöroinflamasyon

d.    Protein prosesleri (amiloid peptid formasyonu ve agregasyonu)

e.    Kalsiyum metabolizmasında değişiklik

f.      Oksidatif stres

Hastalık progresyonunda risk faktörleri:

1.    Özellikle 65 yaş ve üzerinde her yıl 1-2 katına çıkmaktadır.  (85 yaş civarında görülme oranı %45 lere ulaşmaktadır.)

2.    Genetik yatkınlık

3.    Cinsiyet (kadınlarda erkeklere göre 1.5-3 kat daha fazla görülmektedir. Bunun erkeklere göre daha uzun yaşama ve kadın eğitim seviyelerinin daha düşük olması ile bağdaştırılmıştır. )

4.    Aile öyküsü

 

Hastalık 7 evrede incelenmektedir:

Evre 1: Hasta bilişsel zayıflık semptomları göstermeye başlamıştır.

Evre 2: (Çok hafif bilişsel zayıflık) Hastalar cüzdan, anahtar, gözlük gibi genel objelerin yerlerini unutmaya başlamaktadırlar ancak iletişim becerileri henüz bozulmamıştır.

 Evre 3: (Hafif bilişsel zayıflık) Hastalar konuşma sırasında kelime seçimlerinde ve tanıdıklarının isimlerini hatırlamakta zorlanmakta, sıklıkla eşyalarını kaybetmektedirler. Bu evredeki hastaların plan yapma ve organizasyon becerileri azalmıştır.

Evre 4: (Orta bilişsel zayıflık) Hastalarda kısa dönem bellekte önemli kayıplar gözlenmektedir. Kişisel geçmiş ile ilgili bellek zayıflıkları söz konusudur. Hastalar sosyal konularda içlerine kapanıktırlar.

Evre 5: (Orta-şiddetli bilişsel zayıflık / Erken dönem demans) Hastalar yer ve zaman kavramları ile ilişkili olarak zihinsel karışıklık yaşamaktadır. Adresleri, telefon numaraları, mezun oldukları okulların isimleri gibi önemli detayları hatırlamakta güçlük çekmektedirler. Sonradan öðrenilen ve motor beceri gerektiren hareketleri uygulama becerileri bozulmaktadır. Bu evredeki hastalar banyo yapma, giyinme, tuvalete gitme, beslenme gibi günlük aktiviteler için yardıma ihtiyaç duymaktadırlar.

Evre 6: (şiddetli bilişsel zayıflık / Orta dönem demans) Spontan konuşmada, kelime bulmada zorluklar ve konuşma becerilerinde kayıplar gözlenmektedir. İdrar ve dışkı tutmada zorluk yaşayan hastalar günlük aktiviteler için daha fazla yardıma ihtiyaç duymaktadırlar.

Evre 7: (Çok şiddetli bilişsel zayıflık / Geç dönem demans) Hastaların konuşma yetenekleri azalmış ya da kaybolmuştur, yutmada zorluk yaşamaktadırlar. Bu evredeki hastalar 24 saat bakıma ihtiyaç vardır.

 

Akdeniz diyeti ve ketojenik diyetin AH, parkinson hastalığı, travmatik beyin hasarı, epilepsi, multipl skleroz gibi nörodejeneratif hastalıklarda nöroprotektif etkisi olduğu belirtilmiştir. Akdeniz diyetinde fazla miktarda bulunan sebze ve meyvelerin yüksek antioksidan içeriği sayesinde beyni nöronal hasardan koruduğu bilinmekte ve ayrıca diyetle alınan antioksidan vitaminlerin, reaktif oksijen ve nitrojen türleri gibi reaktif moleküllerin zararlı etkilerini azalttığı belirtilmektedir.

 

Tanı kriterleri:

1.    Ulusal ve Nörolojik ve İletişim Hastalıkları Enstitüsü ve İnme-Alzheimer Hastalığı ve İlişkili Hastalıklar Derneği (NINCDS-ADRDA)

2.    Amerikan Psikiyatri Birliği Mental Bozuklukların Tanısal

3.    Sayımsal El Kitabı (DSM-V)

 

Tedavi:

1.    Asetilkolinesteraz inhibitörleri: donepezil, rivastigmin, galantamin, takrin (tetra hidro amino akridin) ,fizostigmin, velnakrin

Asetil kolin hafıza ve öğrenmede ayrıca beyin fonksiyonlarında önemli bir nörotransmitterdir ve Alzheimer hastalığında miktarı azalmaktadır.

2.    Glutaminerjik antagonistler (glutamat inhibitörleri): mematin (glutamata bağlı nörotoksisiteden koruma yapar)

 

Glutaminerjik stimulasyon eksitotoksisite ile sonuçlanır.

 

Eksitotoksisite: aşırı miktarda salınan nörotransmitterlerin sinir hücrelerini öldürmesi. Aşırı miktarda glutamat olduğundan nmda v.b. reseptörler çok yorulur bu sırada hücreye aşırı kalsiyum girişi olur ve kalsiyumun tetiklediği enzimler hücre DNA’ sına kadar herşeyi bozabilir.  

 

Yeni çalışmalar sadece bu 2 grup ile kalmayıp Tau, amiloid beta, BACE, gama sekretaz, alfa sekretaz üzerine etkili moleküller üzerinedir.

 

 

GENEL BİLGİLER:

1.    Fenolik bileşikler antioksidan ve antiinflamatuvar özellikleri sebebi ile otofajik işlevleri düzenler. Bunu şu yolaklardan yapar;

a.     Amiloid protein agregasyonunu düşürür.

b.    ABC taşıyıcı proteinleri regüle eder. ABC (ATP-binding cassette) taşıyıcı ailesi çeşitli ilaçların, ksenobiyotiklerin ve endojen bileşiklerin, membranlardan taşınmasını sağlayan proteinlerden oluşmaktadır. ABC proteinleri substratlarını membranlardan pompalayan, ATP’ye bağımlı olarak çalışan primer aktif taşıyıcılardır. Bu proteinler kan beyin bariyerini geçerek amiloid beta aktivitesini modüle eder.

2.    Fitobileşikler olan kurkumin, resveratrol, kuersetin, piperin, genistein, sulfarofan Alzheimer hastalığında etkinliği yeni keşfedilen nutrasötiklerdir. Örneğin Sülfarofan lahagiller familyasında bulunur ve farelerde nörojenesis sağladığı gibi beyindeki aliminyum seviyelerini de düşürmüştür. 

3.    Karotenoidler kimyasal yapılarına göre karotenler ve ksantofiller adlı iki gruba ayrılırlar. Her iki karotenoid grubu da serbest radikallerden koruyucu, hücreler arası iletişimi geliştirici ve bağışıklık sistemini güçlendirme gibi olumlu özelliklere sahiptir. Yapılan bir çalışmada plazma likopen ve lutein+zeaksantin seviyeleri yüksek olan 50 yaş üzerindeki bireylerde AH görülme riskinin daha düşük olduğunu bulunmuştur. Bir başka çalışmada AH olan bireylerin sağlıklı bireylere göre plazma lutein ve zeaksantin düzeyinin daha düşük seviyede olduğunu göstermiştir.

4.    Koenzim Q10’un, oksidatif strese karşı koruyucu etkisi sayesinde AH bulunan farelerde amiloid plak birikimini azalttığı saptanmıştır.

 

BİTKİSEL BESİNLER

 

1.    TRAMİPROSAT:

·       Glikozaminoglikan benzeri oral alınan bir moleküldür. Amiloid peptidlere bağlanır ve amiloid plakların oluşumunu engeller.

·       Yapılan klinik çalışmalar beyin ve plazmada amiloid seviyeleri azalttığını, fibril formasyonu engellediğini, beyinde sitoprotektif etkiye katkıda bulunduğunu göstermektedir. 2007 de Tamiprosat çalışmaları faz 3 ‘ te durdurulmuştur çünkü yerine homotaurin keşfedilmiş ve piyasaya sürülmüştür.

2.    FOSFATİDİLSERİN

·       Sinir hücre membranının ana komponentidir

·       Sadece beyin fonksiyonlarını desteklemekle kalmaz hafıza ve konsantrasyonda dahil olmak üzere tüm beyin işlevlerini destekler

3.    AXONA

·       Faz 2 çalışmalarında kullanılan bir bileşiktir. Kaprilik asit ana komponentidir. Hindistan cevizinde de bulunan trigliseritlerce zengindir.

·       Beyin hücrelerinin enerji ihtiyacını giderdiği ketonları oluşturur.  

 

BİTKİLER

1.    Rosmarinus officinalis (Rosemary)

·       Karnosik asit, karnasol ile antioksidan özellikleri yanı sıra farmakolojik etkinliği de vardır.

·       Nöral apoptozise karşı inhibitör etkisi vardır.

·       Amiloid oluşumu, agregasyonunu ve toksisitesini engeller.

 

2.    Magnolia officinalis (Magnolia bark)

·       Amiloide bağlı apoptozisi engeller ve buna bağlı beyin hücre ölümlerini regüle eder.

·       Nöral büyüme faktörü ile etkilenen PC 12 hücre hattında (neredeyse tüm büyüme faktörlerine karşı duyarlı olduğundan ve sağ kalım, çoğalma ve farklılaşma gibi özellikleri birbirinden bağımsız olarak değerlendirilebildiğinden nörobiyoloji alanındaki çalışmalar için uygun bir modeldir. )

·       İçeriğindeki honokiol ve magnolol lignanları ile beyin hücrelerindeki değişiklik gözlemlenmiştir

·       Antioksidan özellikleri yanı sıra intraselüler kalsiyum seviyelerini arttırır ve kaspaz 3 aktivitesini antagonize (apoptozis saptama) eder.

 

3.    Withania somnifera (Ashwaganda)

·       Aktif etken madde içeriği glikowithanoliddir.

·       Superoksit dismutaz, katalaz, glutatyon peroksidaz potansiyalize eder.

·       Sinirsel tonik olmanın yanı sıra hücreleri yeniler ve enerji arttırır.

·       Yeterli konsantrasyonda asetilkolinesteraz inhibe edici özelliği de vardır.

4.    Gingko biloba

·       Antioksidan

·       Antiapoptopik

·       Kaspaz 3 aktivasyonunu inhibe eder

·       Amiloid beta agregasyonunu inhibe eder.

·       Asetiklolinesteraz inhibe eder. Klinik çalışmalarda kullanım dozu genellikle 15-30 mgkggündür.

 

5.    Camelia sinensis (Green Tea)

·       Yaşlanmaya bağlı hafıza bozukluklarında nöroprotektif rol oynar.

·       Güçlü antioksidandır. Özellikle epigallokateşin gallat ile bu etkinliğini gösterir.

·       İçeriğindeki polifenoller (kateşinler) şelatör rol oynar.

·       Amiloid prekürsör proteini suprese eder.

·       Hipokampüsün oksidatif stresini azaltır.

 

6.    Cinnamomun zeylanicum (Tarçın, Ginger):

·       İçeriğindeki polifenoller ile oksidatif stresi azaltarak nöroprotektif etki yapar.

·       Kognitif fonksiyonlar üzerine ana etkinlik içeriğindeki sinnamilaldehit ve prosiyanidinler iledir.

·       Proinflamatuvar sinyalleri düzenler

·       Ekstre olarak kullanıldığında Tau proteinlerin kümelenmesini baskılar.

7.    Panax ginseng (Ginseng, kırmızı Ginseng):

·       Alzheimer hastalığında hafıza ve kognitif fonksiyonlara yardımcı olur.

·       Gingsenoidler ile adaptojenik etkinliği vardır.

·       Tau proteinler üzerine etkinliği vardır. Klinik çalışmalarda kullanılan dozu 10 mgkggündür.

 

8.    Glycyrrhiza glabra (Meyan kökü)

·       Bir isoflavonoid olan Glabridin ile etkinlik gösterir.

·       Kolinesteraz inhibitörü aktivite gösterir.

·       Antioksidan ve antiinflamatuvar etkinliği vardır.

·       Uzun dönem yüksek doz kullanımında tansiyon artışı v.b. komplikasyonlara sebep olabileceği için dikkatli kullanılmalıdır.

 

9.    Curcuma longa (Turmeric, zerdeçal):

·       İçeriğindeki kurkumoidler ile amiloid beta plak oluşumunu engeller.

·       Antioksidan özellikte olup metal şelasyonu yapıcı etkinliği de vardır.

·       Mikroglia formasyonunu düşürür

·       Antiinflamatuvar etkinliği vardır.

 

10.Urtica dioica (Sting nettle)

·       İnflamasyon baskılayıcı özelliğinin yanı sıra içeriğindeki boron ile östrojen seviyelerini destekler. Östrojen kısa dönem hafıza için gereklidir.

·       Yapılan çalışmalarda Alzheimer hastalarında duygudurumu desteklediği görülmüştür. 

 

11.Angelica archangelica (Garden angelica)

·       Serebrovasküler olaylarda Geleneksel Çin Tıbbında kullanılan bir bitkidir.

·       Etanollü ekstreler nikotin reseptörlerine bağlanır.

·       İn vitro olarak asetilkolin esteraz inhibitörü etki göstermiştir.

 

12.Acorus calamus (Sweet flag) (Azak eğiri)

·       Ayurveda da hafıza kayıplarında kullanılır.

·       İçeriğindeki asaron ile aslında yüksek dozda alındığında halüsinojeniktir.

·       Rizomlarının etanolik ve hidroetanolik ekstreleri sedatif, nöroprotektif etkinlik göstermiştir. Duygu durum düzenlemenin yanı sıra (düşük dozda) hafıza üzerine etkilidir.

·       Asetilkolin esteraz inhibitörü etki göstermiştir.

 

13.Huperzia serrata (Firmoss/Toothed clubmoss)

·       Seskiterpen alkaloid olan Huperizin doğal bir asetilkolinestreaz inhibitörüdür.

·       Alzheimer hastalığının semptomatik tedavisinde kullanılır.

·       Fakat faz 2 çalışmalarında bu etkinlik tam olarak gözlenememiştir.

 

14.Nelumbo nucifera (Sacred lotus)

·       Butirilkolin esteraz inhibitörü etki gösterir.

·       Peroksinitrit iyonlara karşı koruyucu etkinlik gösterir.

·       HT 22 hücre hattında glutamata bağlı eksitotoksisiteye  karşı korur.

 

15.Himatanthus lancifolius (Himatanthus)

·       İn vitro çalışmalarda bir indol alkaloidi olan ulein asetilkolinesteraz inhibitörü aktivite göstermiştir.

·       Ayrıca amiloid beta kümelenmesine karşı belirgin bir inhibitör etki ortaya çıkarmıştır.

 

16.Tinospora cordifolia (Guduchi)

·       Nootropik etkisi bulunmaktadır. Öğrenme, odaklanma ve hafıza problemlerinde yardımcı olur.

·       Asetilkolin üretimini arttırır.

·       Kolin ile beraber kullanıldığında etkinlik daha da artar.

 

17.Commiphora mukul, C. molmol, C. abyssinica, C. burseraceae, and C. whighitii  (Gugggulu):

·       Antioksidan ve asetilkolinesteraz inhibitörü etkinlik göstermektedir.

·       Nöronlardaki kolesterol seviyelerini düşürerek beta amiloid kompleks formasyonunu azaltır.

 

18.Alpinia officinarum and Alpinia galangal (Galangal)

·       İçeriğindeki galangin in vitro çalışmalarda asetilkolin esteraz inhibitörü aktivite göstermiştir. (Bazı çalışmalarda bu etkinlik kesinlik kazanmamıştır)

 

 

Haftaya Vitamin ve Mineraller, Esansiyel Yağ Asitleri ve Mikrobiyota…


Eczacının Sesi


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim